“ Anladım ki namazda olmanın içinde psikolojik bir şeyler var. Kıyama durmak, secdeye varmak, vaktin akışına yoldaş olmak, günün çatlaklarına sızan ışığın ardı sıra koşmak, kainatın kalp seslerini duymak, daha özgün olmaya, daha özgür olmaya doğru bir yolculuk. Haldır haldır akan telaşların tenhasında, nazlı bir kedi gibi içine faydasız uğultuları, merhametsiz gürültüleri susturup kalabalıklardan uzakta, ötelerin gündeminin sarsıntısıyla eğilmek, alıp gövdeni dünyanın tükenişine, sevdaların eriyişine, aşkın yozlaşmasına ete kemiğe bürünmüş bir itiraza dönüşmek, baştan aşağa isyan etmek vurdumduymazlığın hoyrat işgaline, dudaklarını ve damaklarını sonsuzluğun vadilerinde yankılanan” elhamdülillah” sesine adamak, nefeslerini sonsuzluğa inşa eden “ iyyake” hitabına dolamak, kimselerin akışına tenezzül etmedigin kesin ve net bir zaferin eri olmak… Yok, yok, bu haller sıradan haller değil. “