Kafka'nın babası ile yaşadığı sorunları aslında çoğumuz yaşamışızdır.
Fakat mektuplar o kadar içten ve objektif ki. Kafka babasını suçlarken bile o kadar naif cümleler kuruyor ki babasına karşı öfke duyulması gerektiği zaman bile sempati beslemeye başlıyorsunuz. Ayrıca hiç bir zaman bütün sorumluluğu karşıya yüklemiyor. Her zaman kendisinde de bir kusur buluyor.
Son olarak, Kafka vasiyetinde yazılarının ve mektuplarının yakılmasını istemesine rağmen, bu kişisel arzusunu yerine getirmeyerek (ihanet ederek) mektuplarını ve yazılarını yayınlayan ve dünya çapında tanınmasını sağlayan en yakın arkadaşı Max Brod hakkında ne düşüneceğimi bilemiyorum.
Allah razı olsun böyle bir adamın yazıları ile tanışmamızı sağladığın için mi diyeceğim yoksa ne olursa olsun en yakın arkadaşının vasiyetine neden ihanet ettin mi diyeceğim.
Öncelikle çok özgün bir konusu var diyebiliriz. Bir kelebek koleksiyoncusu, kendisine çıkan büyük ikramiye ile hayallerini gerçekleştirme şansını yakalar. Fakat onun hayali çoğu insan gibi lüks arabalar, mücevherler yada pahalı kıyafetler değildir. İşini gücünü bırakır, mahseni olan müstakil bir ev satın alır ve platonik aşkını kaçırarak bodrum katında tutsak (misafir) eder ve zamanla kendisine aşık olmasını sağlamaya çalışacaktır.
Kitabın ilk bölümünü kahramanın gözünden okuyoruz. Gün be gün kız hakkında ki düşüncelerini, yaşananları nasıl yorumladığını okuyoruz.
Kitabın ikinci bölümünde ise aynı olayları kaçırılan kızın günlüklerinden okuyoruz.
Bu geçekten çok yaratıcı ve hoş bir yazım şekli olmuş. Kesinlikle okumalısınız diyemem fakat yine de bir şans verilmeli, sırf özgün konusu ve yazım dili bakımından.
Bu arada John FowlesBüyücü kitabını da en kısa zamanda okumaya çalışacağım.
Kısa bir süre sonra mekanın güzel kadinlarindan birine, Molly, olağanüstü derecede güven duymaya başlamistim, ürkmüş hayvanlarda bu duygu aşk yerine geçer.