Belleğe, biçimini ve yerleşim yerini sağlayan ona yabancı bir durum, bir koşuldur her ne kadar bu durumun ya da koşulun içeriği bu bellekten kaynaklansa da (daha önce yok sayılan, yoksunluğu duyulan ayrıntı). Belleğin hareketini, başkalaşım hareketinden ayrı düşünemezsiniz. Üstelik, belleğin müdahale etme gücü, bunun başkalaşabilme kapasitesinden yani yer değiştirebilir, hareketli olmasından ve kendine ait sabit bir yeri olmamasından gelir. Bu özellik kalıcı ve önemli bir özelliktir: Kendisini ( ve "sermayesini") başkasından doğarak (bir durum ve koşuldan) ve bunu kaybederek (çünkü artık bir anıdan başka bir şey değildir) oluşturur. İkili başkalaşım ve kendi kendine başkalaşım. Artık ulaşılabilirdir ve içeriğinden ona kalan sadece kaybolandır. Bellek bunu yapamadığında yok olur. Kendisine bağlı olmayan olaylarla kendisini oluşturur. Bellek, şimdiki anda, yabancı bir şeyler yaratacak olan ya da yaratmak zorunda olan beklentiye bağlıdır. Geçmişin kalıntısı ya da çöplüğü olmaktan çok uzaktır, olasılıklara inanarak ve bunları, tetikte, son derece dikkatli bir biçimde bekleyerek yaşar.