Puan vermedi·208 syf.··
2026 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 18:16
Diyanetin Okur-Yazar projesi kapsamında Erol Erdoğan’ın N’apsak Bu Gençleri? kitabını okudum ve ardından yazarın sohbetine katıldım. Kitabımı da kendisinden hatıra kalacak şekilde imzalatma fırsatı buldum. “Gençlerle ilgili ne düşünüyoruz? Sever miyiz gençleri? Bir gence seslenirken hangi kelimeyi kullanırız? Gençlere seslenirken onlara yönelik kullandığımız kelimeler ve cümleler hep aynı mıdır ya da duruma göre değişir mi? Mesela bir gence neden "çoluk çocuk" deriz veya neden bazı durumlarda "Ne olacak, işte ergen!.." diye sesimizi yükseltiriz? Gençler için sık sık kullanılan "zamane" kelimesinin altında ne tür anlamlar var? "Genç bir çocuk" derken hem genci hem çocuğu neden aynı cümlede kullanırız? Gençler kendi aralarında hangi kelimeleri kullanır? Öncü isimler, siyasetçiler, kanaat önderleri ve fikir adamları hayallerindeki gençliği idealize ederken ne tür kelimelere yoğunlaştılar? İlahi metinlerde gençler daha çok hangi kelime ile tanımlanmış? Gençlere yönelik kullandığımız ve onları tanımlama amacı olan kelimelerin kök anlamları nedir? Biz o kelimelere nasıl bir anlam ilave ediyoruz? Gençler için atasözü gibi dilimize yerleşen kalıp cümleleri bilerek mi kullanıyoruz yoksa bir alışkanlığın eseri mi o cümleleri sıkça söyleyişimiz? Mesela "Gençler geleceğimizdir" derken sözümüze farkında olmadan kötü bir anlam yapışmış olabilir mi? "Gençler bilmez!" derken ne dediğimizden emin miyiz? Z kuşağı deyip dururken nasıl bir psikoloji oluşturuyoruz? Gençler gerçekten deist mi? Bizim derdimiz nedir? Gençlerimizi anlamak mı yoksa onlara anlatmak mı?” (Giriş bölümünden alıntı) Sanırım bu kitabın bende bıraktığı en net şey şu oldu: Belki de gençlerle aramızdaki mesafe, onların değişmesinden değil, bizim bakışımızdan kaynaklanıyor.
N'apsak Bu Gençleri?Erol Erdoğan · İz Yayıncılık · 2021104 okunma
Şiirli İnceleme :)
Puan vermedi·141 syf.·
2025 5. kitabı
Nesiller boyu ücret karşılığında insanların ölmelerine yardım eden bir aile ve onların dükkanı. Markete girer gibi giren müşteriler son kez görüyor bu dükkanı. Çünkü buradaki malzemeler ölüm garantili. Bu ailede gülmek, umutlu olmak, iyiniyet yasak. Fakat Alan isimli çocukları bu kurallardan uzak. Durumu gören aile düşünüyor ne etsek napsak? Karar kılıyorlar onu dükkandan uzaklaştırarak. Küçücük bir çocuk olabilir mi öğretmen? Bir kibrit gibi yakıyor gönülleri gülerken. İnsanları zehirlemiyor, diyor ki yaşınız erken. Zaten istemeseniz de yok olacak bu beden. Hayatın tadını çıkarmaya bakın o yüzden. Son olarak şunu söyleyebilirim şiir biterken, Hiç beklemediğiniz bir son bekliyor siz sevinirken.
Edebiyat
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
gittikçe mükemmelleşiyor...
9/10
·424 syf.··
2024 25. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2024 17:46
Hem kitabı uzun sürede okuduğumdan hem de incelemeyi bitirdikten 3 gün sonra yazmaya karar verdiğimden bir az sönük olabilir. Neyse başlayalım. ~SPOİLER~ Bu kitapta Cress ,nam-ı diğer Kraliçe Levana'nın casusu, ile tanışıyoruz. Tatlı buldum. Gerek Dünya'ya merakı gerekse hayalgücü olsun eğlenceli bir karakter. Baya da zeki. Uydudan Kai'nin sarayını kontrol etmeler falan takdir edilesi. Thorne ile ilişkisi çok şipşak oldu. Hem Dr. Erland öldüğünden hem de savaş stresi ile 'napsak?? eee aşık olalım.' gibi. Wolf için depresif bir kitaptı, Scarlet'ini Aylılar'a kaptırdığından. Ayy Scarlet demişken o parmak kesme kısmı... İçim gitti. Umarım ay ilüzyonu falandır. Yoksa Wolf Ay'ı yerle bir eder. Cinder: BAYILIYORUM. Güçleri iyice belirginleşti. Hala tamamen kontrol edemiyor ama güzel ilerledi. Sihirbaz Mira'yı öldürdüğü kısma BAYILDIM. Kai: Zaten tekrar sevmeye dünden razıydım, iyi oldu. PRENSES SELENE♡PRENS KAİ. Cinder'a gerçekten aşık olduğunu, Ay güçleri altında olmadığını anlaması çok tatlıydı. Kalıplaşmış yargılar yüzünden Cinder'ın sayborg oluşuna şüpheyle yaklaşmış olsa da. Salgın hakkında yeni gerçek, Aylılar yaymış. Kabukların "dünyaya geçişine göz yumarak." Sıradaki kitabı daha sonra okuyacağım. Biraz monotonlaşmaya başladı peşpeşe okuyunca. Cress Marissa Meyer
Edebiyat
CressMarissa Meyer · Artemis Yayınları · 20234,715 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2021 70. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2021 00:32
Masa bu ay ki sayı da Huysuz Virjin'i konu edinmiş. Rengiyle, kapağa koyduğu fotoğrafla insana daha en başından enerji yüklemesi yapmış.Ama o kadarcık.Doğrusunu söylemek gerekirse dergilerin birini konu edinip hayatından uzun uzun bahsetmesinden hoşlanmıyorum.İçimden gelerek okumuyorum da. İnsanların - tanımadığım insanların- acısını omzuma bindirmek yükümü daha çok arttırıyor. Mesela sayıyı tam hatırlamıyorum ama Kahlo' yu anlattığı sayıda mahvoldum. Okumaz olaydım Kahlo'nun hayatını dedim. Hala bir yerlerde aşka dair satır görsem aklıma Kahlo geliyor. Başkaca derdim yok zaten. Oturup Kahlo'ya üzülüyorum ara ara. O sebeple ki hayat hikayeleri kısmı bana pek cazip gelmiyor.Bu düşünceler ile sayfayı çeviriverdim.Karşıma başlığı " Aydınlık Notlar '' olan yazılar çıktı.İnsana birazcık "umut" verme adına düzenlenmiş sandım. Ama tam tersi. Acaba başlık neden Aydınlık Notlar. Sol tarafa İlhan Berk' in şiiri eklenmiş. ' Ne zaman seni düşünsem......" diye gidiyor. Çok da severim ama ne zaman dizeleri mırıldanmaya kalksam şarkıya dönüyor napim.Sonra hızlı hızlı sayfaları çevirdim ki Hamamcıoğlu yazısına geleyim. Geldim. Hiç beğenmedim. Öyle çalakalem yazılmış oraya iliştirilmiş gibi geldi. Duygusunu sevmedim. Eee onu sevmeyince de dergiyi okuyasım gelmedi. Evirdim çevirdim Beyhan Budak'a geri döndüm. Amaannn o da sarmadı. " Acaba daha kaç yitim gerekiyor gerçek beni bulmaya ? " Bahar Tezcan' ın yazısına denk geldim . Tam dergiyi kapatıp karalar bağlayacakken gözlerim takıldı yazıya. O kadar sevdim ki. Aslında kaybettiğimiz şey üzerine değil de kaybettiğimiz şeye yüklediğimiz anlam ile ilgili bir şeyler karalamış. Geçenlerde bununla ilgili bir alıntı okumuştum, dedim. Tam şekliyle belirmedi kafamda ama birine hayatımızda vereceğimiz pay ile ilgili bir şeydi. Güzel de denk geldi.
Masa Dergisi - Sayı 52 (Haziran 2021)Masa Dergisi · Masa Dergisi Yayınları · 2021170 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2021 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2021 23:57
“Şöyle demiş Filozof: ‘Günümüz gençleri öyle umursamaz ki, ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bize, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağırbaşlı davranmayı öğretmemişlerdi. Şimdiki gençler çok duyarsız ve beklemesini bilmiyorlar.’ Ruhuna ve üslûbuna âşinâ olduğumuz bu söz, M.Ö. 8. yüzyılda yaşayan Hesiodos’a aitmiş. Ne de olsa her çağın Z Kuşağı diye yaftalanan bir nesli var. İşte bunun için Z Kuşağı diye söze başlayarak her şeyi bir çırpıda söyleyip, gençleri anlamama yarışına girmemeliyiz. Gençler şu dünyada yapıp edegeldiğimiz yanlışlar silsilesinin günah keçisi değildir!” Gençlik… Duyguların (olumlu ya da olumsuz), ideâllerin, hayâllerin/hayâl kırıklarının, cesaretin ve de korkuların; en zirvede yaşandığı çağ olması sebebiyle, tarihteki tüm inkılapların enerjisi ile itici gücü, geleceğin umudu… Bunun yanı sıra -menfî mânâdâ- bir o kadar eleştirilen, kimi zaman ötekileştirilen, törpülenen, anlaşılmayan varlık. Tabii ki bu bir tenâkuz… Durum böyle iken, tüm iletişim’sizlik hâllerinin tek müsebbibi sayılan yine onlar. Eğitimciler iyi bilir ki, yaşayarak öğrenme en kalıcı öğrenme biçimidir. Onların düşünce ve davranışları üzerinden değerlendirmeler yaparken; bugünün gençlerini yetiştirenlerin, bugünün ebeveynleri olduğunu aklımıza getiriyor muyuz? Getirmiyorsak eğer, tespitlerimizin samimiyeti ve objektifliği sorgulanmalıdır. Kabul edilmesi gereken bir gerçek var ki; modern insanın genel olarak yaşadığı birçok handikabı sadece gençler değil, her yaş kesiminden insan tecrübe ediyor. Yetişkinler bu durumu göz ardı ederek, fiilleri açısından gençlere karşı bazen orantısız bir eleştiri kültürünü benimsiyor. Hangi konu olursa olsun; sonuca takılıp, nedenler üzerine kafa yormadığımızda sorunları aşamayız. Gençlerle ilgili kanıya
N'apsak Bu Gençleri?Erol Erdoğan · İz Yayıncılık · 2021104 okunma
vatan aşkı ve insani aşk
9/10
·96 syf.··
2020 60. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2020 20:09
Merhaba :) Türk Edebiyatı’nda romantik tiyatronun ilk tipik örneklerinden olan #vatanyahutsilistre ‘nin @koridoryayinlari nın bez ciltli baskısını @kitapbugusu öncülüğündeki #kitapbugusuokumagrubu ile okudum. @kitapbugusu ‘na teşekkür ederim bu güzel hediyesi için :) Kitabın ilk adı Vatan’mış sonra sansür yüzünden Silistre olarak yayınlanmış ama yıllar geçince Vatan Yahut Silistre olarak anılmaya başlamış. Kitapta Kırım Savaşı için gönüllü cepheye giden İslam Bey ve onu yalnız bırakmamak için erkek kılığına girip savaşa katılan Zekiye anlatılıyor. Eser tiyatro olarak bir sürü kez sahnelenmiş. Halk çok sever ama Namık Kemal’in sürgününe sebep olmuş bu. İslam Bey ve Zekiye birbirlerine çok aşık. Ama savaş patlayınca Tuna geçilmesin diye vatan aşığı İslam Bey sevdiği kadını arkada bırakıp savaşa katılır. Onun erkeklerle konuşmasını dinleyen ve “Beni seven bir vakit arkamdan ayrılmaz.” sözünü işiten Zekiye fırladığı gibi erkek kıyafetine bürünür, savaşa katılır. İslam Bey’in vatan aşkı Zekiye’ye duyduğu aşktan güçlüdür. Zekiye’nin aşkı da canından kıymetlidir. İslam Bey vatan için, Zekiye İslam Bey’i korumak, onla yaşamak onla ölmek için savaşa gider. O dönemlerde bazıları kadının erkek kılığına girmesini eleştirmiş. Ama bizim kadınlarımız cesurdur, savaşta da çok yardımda bulunan cesaretli kadınlarımız vardı değil mi? Zekiye de aşkı için de olsa o cesareti bulur gider. Geride bıraktığı sadece sütannesidir. Annesi kardeşi ölmüş. Babası kayıp. Yani İslam Bey’den başka kimsesi yok. Onunla gitmeyip napsaydı, bekleyecek bir tipte kadın değildi, atılgan cesur ve dirayetli birisi. İslam Bey de her Türk eri gibi fedakar, ölümden korkmayan, vatanını korumak için her şeyden vazgeçen birisi. Vatan sevgisi çok etkileyici anlatılmıştı. Vatan toprağı kutsaldır, az bir parça bile
1000Kitap
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Koridor Yayıncılık · 202027,5bin okunma