Bez Cilt

Vatan Yahut Silistre

Namık Kemal
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Türk milliyetçiliğinin ilham kaynağı
10/10
·96 syf.·
2020 102. kitabı
Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarını Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi olmak ne büyük şeref. Ayakta alkışlanası, ne büyük onur. Ki yaşadığı dönem gözönünde bulundurulunca. Şuan bile düşününce ne zor birşeyi başarmış. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün bile ne derece etkilendiği şu sözleri ile anlaşılabilir; "Benim bedenimin babası Ali Rıza Efendi, duygularımın babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp'tir der." Namık Kemal’in ilk tiyatro yapıtı olan eser, Türk edebiyatı'nda romantik tiyatronun ilk örneklerindendir. Eserin ilk sahnelenmesinden sonra izleyicilerin heyecana gelerek başlattıkları gösteri ve olaylar; yazarın tutuklanarak Mağusa'ya sürülmesine sebep olmuştur. Eserin gerçek adı “Vatan”dır. Eser yayınlandıktan sonra uygulanan yasaklar ve sansür nedeniyle “Silistre” adı ile oynanmış ve yayınlanmıştır. Daha sonra da “Vatan yahut Silistre” adı ile yaygınlaşmış ve bu isimle kabul görmüştür. Kısacık okurken tiyatroyu gözünüzde canlandırarak okuyacaksınız. Kitabın maneviyatını, taşıdığı ruhu hissettikten sonra okumamak elde değil. Okuyunuz okutunuz bu ruhu yaşatınız efenim. " Yara erlerin tenine madalyadır. Ölüm ise askerin son rütbesidir Altıda bir, üste birdir yerin Arş Yiğitler vatan imdadına! " ( youtu.be/5ZBpbbn_Ang) Bu sahne kitabı okumak için bir sebep daha.)
Vatan Sevgisi
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Koridor Yayıncılık · 202027,5bin okunma
9/10
·96 syf.··
2025 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2025 15:37
Namık Kemal'e göre, okuma yazma oranının düşük olduğu bir dönemde, kişilerin iç dünyasına yaklaşabilmek, düşüncelerini etkileyebilmek ve arzu edilen yöne doğru dönüştürebilmek için en elverişli yol tiyatrodur.Rusya arasında başlayan Kırım Savaşı’nda gönüllü olarak cepheye giden İslam Bey ile asker kılığına girerek kimseye haber vermeden onun ardından Silistre’ye giden sevgilisi Zekiye'nin başından geçenleri anlatır. Türk askerinin vatan uğruna gösterdiği fedakarlığı canlandırır.Türk milletinin fedakarlıklarını, vatanı uğruna göze aldıklarını bir tiyatro metni olarak okuyoruz. İçinde güzel bir aşk hikayesi de var. .....Ah, vatanını sevmeyen adamdan nasıl aşk beklersin?.. Syf 9
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Koridor Yayıncılık · 202027,5bin okunma
8/10
·96 syf.··
2025 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 01:08
8/10 ️ Namık Kemal’i yeniden hatırlatan, dönemine damga vurmuş güçlü bir eser daha… Vatan Yahut Silistre, romantizm akımının etkilerini fazlasıyla hissettiren bir kitap olduğu için bol bol dram, duygu yoğunluğu ve yer yer olağanüstü durumlar barındırıyor. Ben edebiyatta realizmi biraz daha sevdiğim için bu tarafı beni çok içine çekmedi; o yüzden puanımdan küçük bir -2 kırıldı diyebilirim . Buna rağmen diyalogların akıcılığı gerçekten şaşırtıcıydı; okuyup altını çizeceğim, hatta paylaşabileceğim o kadar çok cümle çıktı ki! Milliyetçilik duygusunun işlenişi de oldukça etkileyiciydi—öyle ki okurken o dönemin ruhunu iliklerinize kadar hissettiren bir atmosfer kurulmuş . Bir de kitabın, yayımlandığı dönemde adeta bir “edebi devrim” yaratmış olması… Bu bilgi bile esere bakışımı değiştirdi ve okurken onunla ayrı bir bağ kurmamı sağladı. Namık Kemal’in yazdığı her satırda bugün bile hissedilen o coşku var. Yaşasın vatan!
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Koridor Yayıncılık · 202027,5bin okunma
Vatan Yahut Silistre
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2021 10:07
Bir solukta okuyacağınız harika bir kitap. İster vatana, ister anne babaya ve ister sevgiliye olsun sevginin Herseyin üstesinden gelebileceğini cok açık anlatıyor. Okumanızı tafsiye ediyor, keyifli okumalar diliyorum.
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Koridor Yayıncılık · 202027,5bin okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2021 18:05
"Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğruna ölen varsa vatandır." demiş ya Mithat Cemal Kuntay, aynen öyle. Namık Kemal'in yazdığı Vatan Yahut Silistre'de bize tam olarak bunu anlatıyor. Namık Kemal'in yazdığı bu eser dört perdeden oluşan bir tiyatro oyunudur. Vatan sevgisini anlatan eserimizde aynı zamanda romantizm de bulunuyor. Kalbi Zekiye için çarpan İslam Bey... Ama o kalp bir tek Zekiye için değil, vatanı için de çarpıyor. O kalp vatan uğruna kendini feda etmeye hazır. Zekiye; İslam Bey'e sevdalı. Kaybedecek canından başka bir şeyi kalmamış gencecik bir kız. Aşkı uğruna erkek kılığına girip onunla omuz omuza savaşmaya hazır. Ben bu eseri çok severek okudum. Namık Kemal, vatan şairimiz, vatan sevgisini o kadar güzel işlemiş ki iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Hala okumadıysanız bu değerli eseri mutlaka okumalısınız. Bana kalırsa çocuklara da küçük yaşlarda okutulmalı ki vatan sevgisini en iyi şekilde öğrensinler. :)
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Koridor Yayıncılık · 202027,5bin okunma
vatan aşkı ve insani aşk
9/10
·96 syf.··
2020 60. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2020 20:09
Merhaba :) Türk Edebiyatı’nda romantik tiyatronun ilk tipik örneklerinden olan #vatanyahutsilistre ‘nin @koridoryayinlari nın bez ciltli baskısını @kitapbugusu öncülüğündeki #kitapbugusuokumagrubu
1000Kitap
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Koridor Yayıncılık · 202027,5bin okunma
6/10
·96 syf.··
2022 17. kitabı
Dört perdelik bir tiyatro eseri. Kırım savaşına gönüllü olarak katılan İslam bey ve onun "beni seven arkamdan ayrılmaz" sözünden etkilenerek erkek kılığında savaşa katılan Zekiye hanım üzerinden hem vatan hem sevgiliye duyulan aşk anlatılıyor.
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Koridor Yayıncılık · 202027,5bin okunma
10/10
·87 syf.·
2024 40. kitabı
Namık Kemal'i pek tanımaz, Türk milliyetçiliğine esin kaynağı olduğunu düşünürdüm fakat okuduğum tiyatro oyununda Osmanlıcılığı savunduğunu gördüm. Osmanlı'da da tek bir milletin olmadığını varsayarsak milliyetçi olmadığı sonucu -çıkar demiyorum- çıkarılabilir. Hatta günümüz milliyetçiliğinin karşısında dururdu diye düşünmüyor değilim. Baş karakterin adının İslam olması tesadüf olamaz. Ayrıca İslam'ın sayısız askere eş değer olduğunu, her askerin beş on düşman askerine bedel olduğunu vurgulaması, İslami bir kişiliğe sahip birisi olduğunu gösterir: Enfal suresi 65. Ayette der ki: "Ey Peygamber, inananları savaşa teşvik et. Sizden yirmi tane sabırlı er bulunsa onların iki yüzüne üst gelir ve siz yüz kişi olsanız kafirlerin bin tanesine üst olursunuz, çünkü onlar, hiçbir şeyden anlamaz bir topluluktur." Basılan her kitap kişinin anlamak istediği şekle göre de değişkenlik gösterebilir. Osmanlıcılığı savunması onu ümmet anlayışına daha yakın kılar. Vatan sevgisini, fedakarlığı ve aşkı anlatan çok güzel bir eser. İslam'ın vatan sevgisi, Zekiye'nin İslam'a olan aşkı... Bu arada Zekiye manastırda yetişmiş bir kızdı ve İslam'a vurulmuştu. Acaba burada gayri müslimlerin İslam'a denk geldiklerinde karşı karşıya kaldıkları güzelliğe mi vurgu yapmaya çalışmış yazar? Neyse çokta kurcalamadan incelememi bitireyim. Yoksa işin içinden çıkamayacağım. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar..
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Kapra Yayıncılık · 202127,5bin okunma
Vatanını sevmeyen Allah'ını da sevmez
Puan vermedi·80 syf.·
2024 36. kitabı
Dikkat spoiler içerebilir!
Namık Kemal
Namık Kemal
'in tiyatro oyunu türünde yazmış olduğu
Vatan Yahut Silistre
Vatan Yahut Silistre
kitabı adındanda anlaşıldığı üzere vatan sevgisini konu alıyor. Yayımlandığı dönemde Namık Kemal'in sürgüne gönderilme nedeni olan bu kitap, yazarın oynandığını gördüğü tek piyesi olması ile de önemli bir yere sahip. Kitap; Osmanlı devletinde, Kırım savaşının yaşandığı yıllarda geçiyor. Ana karakterler; Zekiye Hanım, İslam Bey, Sıtkı Bey'di. (Ana karakter olarak görmesemde Abdullah Çavuş en sevdiğim karakter oldu -> o bizim ayağımıza gelse kıyamet mi kopar?). İslam Bey; vatan sevgisini her şeyden üstün tutan, bu yolda şehit olmaya razı ve vatanı kadar Zekiyeyi'de seven genç bir adam. (Vatanını sevmeyen adamdan nasıl aşk beklersin?). Zekiye; İslam Bey'e ilk görüşen beri aşık kimi kimsesi kalmamış genç bir hanım. İslam Bey vatanını savunmak için Zekiyeyi bırakıp cepheye gitmek durumunda kalınca. Zekiye İslam Bey'in bir sözünden etkilenir (Beni seven arkamdan ayrılmaz). Erkek kılığına giren Zekiye, İslam Bey'in peşine takılıp Silistre'yi savunmaya (Tuna boyuna) gider... İslam Bey ve Zekiye'yi cephede yenilmesi gereken düşmanlar ve kayıp bir baba beklemektedir. Aşk ve vatan sevgisinin bir arada olduğu, 4 perdelik bu kısa tiyatroyu merak edenler kitabı okuyabilir. Vatanını seven herkesi Allah vatana bağışlasın. Herkese keyifli okumlar. :) --- Bilir misin, bence vatan imanla beraberdir. Vatanını sevmeyen Allah'ını da sevmez.
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,5bin okunma
Vatandan aşka, aşktan vatana...
9/10
·72 syf.··
2024 26. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2024 00:00
Ne efsunkâr imişsin ah ey didar-ı hürriyet Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten¹ Edebiyatımızda vatan şairi olarak tanınan ve yaşamını bu uğurda mücadeleyle geçiren en önemli şairlerimizden
Edebiyat
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,5bin okunma

Yazar Hakkında

Namık KemalYazar · 58 kitap
Namık Kemal (d. 21 Aralık 1840, Tekirdağ, ö. 2 Aralık 1888, Sakız Adası) Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü Türk yazar, gazeteci, devlet adamı, şairdir. Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle "İntibah" isimli romanı ve "Vatan Yahut Silistre" isimli tiyatro oyunu ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmet Kemal” adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi ; Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon’a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım’ı Afyon’da kaybetti. Mehmet Kemal, yaşamını büyükbabasının yanında sürdürdü. Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon’daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul’a gelmişti. Orada, 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi’ne devam etme fırsatı buldu. Dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars’ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendiden divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars’ta görevi sona eren dedesi ile 1854’te İstanbul’a döndü. 1855’te babasının Bulgaristan Filibe mal müdürü, dedesinin Sofya kaymakamı oluşu ile Sofya'ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra Mehmet Kemal’e yazıcı, kâtip anlamlarındaki “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya’da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi. 1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odasında stajyer olarak memurluğa başladı. 1858’de büyükannesi Mahmude Hanım’ı, 1859’da büyükbabası Abdülatif Paşa’yı kaybetti. Babasının ikinci evliliğini yaptığı Dürrüye Hanım’ın Kocamustafapaşa’daki evinde yaşadı. Babasının bu evliliğinden Naşit adında bir kardeşi oldu. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı. 1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında Batı’yı tanıyan kimselerle tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi’de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı. 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Beyin öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir’at Mecmuası sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Beydir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı. Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz’in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin reisi ilan etmiş ve Avrupa’ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi. M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da "Muhbir" adlı gazeteyi çıkardılar ancak Namık Kemal, Ali Suavi ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine Muhbirden ayrıldı. Aynı yıl Sultan Abdülaziz Uluslararası Paris Sergisi’ni görmek üzere şehre gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada "Hürriyet Gazetesi"’ni çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris’e gelen Abdülaziz’le ilişkilerini düzeltmiş ve onunla İstanbul’a dönmüştü. Giderken gazeteyi çıkarmaya devam etmelerini, desteğinin süreceğini söylediyse de İstanbul’a döndükten sonra fikrini değiştirdi ve geçici olarak Hürriyet’i kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânları ile çıkarmayı denediler. Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal vazgeçti ve 1870’te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü. Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra "Diyojen" adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı; Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de "İbret Gazetesi"’ni çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Birkaç ay kaldığı Gelibolu’da "Vatan yahut Silistre" adlı oyunu ile "Evrâk-ı Perişan" adlı eserini tamamladı. Gelibolu’nun bazı sorunları ile ilgilendi ve su davasını halletti. Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşanın Bolayır’daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Beye burada gömülmeyi vasiyet etti. Namık Kemal, bir yandan da "İbret Gazetesi"’ne “BM” (Baş muharrir) ve Ebuzziya’nın çıkardığı "Hadika" Gazetesine “N.K” imzası ile yazı göndermeye de devam ediyordu. Gelibolu’da salgın haline gelen kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı. Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü, İbret’in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi tekrar kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret’te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler. Namık Kemal Mağusa'ya, Ahmet Mithat ile Ebüzziya Tevfik Bey Rodos'a, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler de Akka'ya sürüldü. Namık Kemalin Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa'da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı. Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrısta vermişti. Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Tahta çıkışından 93 gün sonra akıl bozukluğu gerekçesiyle indirilen V. Murat’ın yerine Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası’nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal, bu komisyonun bir üyesi oldu. Ancak şair, padişahın aleyhine bir tehdit beyiti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Söylediği Arapça beyit, ”Bir şey, ikilendi mi, muhakkak üçlenir de” anlamındaydı ve tıpkı Abdülaziz ve V. Murat gibi Abdülhamit’in de tahttan indirilebileceğini ima ediyordu. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası’nda ikamete mecbur edildi. Kendi isteği üzerine ikameti Midilli Adası’na çevrildi. 2,5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Midilli'de tanıdığı genç yaştaki Hüseyin Hilmi Paşayı ömrü boyunca koruyup destekledi. Hüseyin Hilmi Paşa, yıllar sonra 1909'da sadrazamlığa kadar yükselmiştir. 1879'dan itibaren 5 yıl süren Midilli’deki görevi sırasında kaçakçılıkları önledi; hazine gelirini arttırdı. 20 Türk ilkokulu açtı. Türklerin hayat seviyesini yükseltti. Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli'ye sundu. 1882’de Nişan-i Osmanlı madalyası ile ödüllendirildi. "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Mağusa’da yazmaya başladığı Celaleddin Herzemşah adlı eserini tamamladı. Bu eser, okunmak için yazılmış 15 perdelik tarihi bir oyundur. Harzemşahlar Devleti’nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah etrafında gelişen oyunda İslam birliği düşüncesini işledi. Abdülhamit, bu eserinden ötürü onu bâlâ rütbesi ile ödüllendirdi. Namık Kemal’in Midilli’de kaçakçılıkla mücadelesinden çıkarları zarar görenlerin şikâyetinden sonra 1884’te Rodos mutasarrıfı oldu. Rodos adasındaki çalışmaları da padişahın imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rodos’ta, Osmanlı tarihi hakkında eser yazmaya başladı. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887’de Rodos’taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu. Sakız Adası’nın kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 47 yaşında hayatını kaybetti. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletince naaşı Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde sütunlar zedelendiği için hâlen mermer kaplı bir kabirde bulunmaktadır.. Namık Kemal’in ölümünden sonra II. Abdülhamit, şairin oğlu Ali Ekrem’i sarayda görevlendirdi, babası Mustafa Asım’ı ise saraya müneccimbaşı tayin etti.