"İşe yaramış oluyoruz böylece. Varoluşsal olarak işe yaramış oluyoruz. Hayatın en önemli ve en anlamlı işi, O'nu onay-lamak, O'nu anmak, O'nun varlığını kutsamak. Bu, insanın varoluşunun derin sırrı. Dışarıda her an yazılan bir hikâye var demiştik hatırlarsan. Her gün yeniden yazılan bir käinat var.
Her satırı anlamlı. Her satırı güzel yaratılan bir evren. Ve sen bu yaratılışın, varoluşun muhteşem şahidisin. Şu lilyumlarm karşısındaki seni bir düşünsene. İnsan daha ne kadar önemli olabilir? Kanser ilacını bulmana gerek var mı? Seni ünlü edecek bir iş yapmana gerek var mı?
= Hani sorardın ya, varlığımla yokluğum arasındaki fark ne,
ölürsem kim ne kaybeder ki diye.
= Sen ölünce ne olacak biliyor musun? Kâinat üzülecek. Kãi-nat bir çift gözden, kendisinde tecelli eden sonsuz isimlerin şahidi bir çift gözden mahrum kalacak. İşte senin kâinata kattığın bu. İşte insan varlığının kutsallığı."
Benim bütün hayatım, bütün yazdıklarım, bir daha söylemiş olayım, kıstırılmış insanın trajedisini canında duymakla varlık bulmuş tur, bu trajedi üzerinde şekillenmiştir. Birileri ne kadar, 'sa nat ideolojilerden uzak olmalıdır' dese de, ideolojisi ve etiği olmayan bir insanın, acısını dile getireceği estetik bir for mu da olamaz.
"But for to telle yow al hir beautee,
It lyth nat in my tonge, n'yn my konnyng;
I dar nat undertake so heigh a thyng.
Myn Englissh eek is insufficient.
It moste been a rethor excellent
That koude his colours longynge for that art,
If he sholde hire discryven every part.
I am noon swich, I moot speke as I kan."
................................................................
“Lâkin onun tüm güzelliğini anlatmak,
Ne benim dilimin harcıdır ne de kabiliyetimin;
Böylesi yüce bir işi üstlenmeye cüret etmem.
İngilizcem de yetmez zaten.
Onu her bir detayıyla aktaracaksa kişi,
Bu sanata uygun mecazları bilen,
Mükemmel bir belagat ustası olmalıdır o halde.
Böyle biri değilim ben, dilimin yettiğince konuşurum."
-Canterbury Hikâyeleri