İçinde hâlâ acıyan bir yer vardı, ama iyi şeyler vaat eden acıydı bu, tamamen kapanmadan önce kabuk tutarken yanan yaralar gibi sıcak, ama yumuşak bir acı
Keşke seni sadece ben bilseydim, ben görseydim, ben sevseydim. Kaçtın hep bu günden, belki seni yutan o dünden, çocukluğunu parçalayan o geçmişten... Belki benden.
Sen ayakucuna uçurumu dikmiş içinden geçen o tünel.
Sen aklımdaki intihar fikirlerine rağmen kaybolduğum düşünceler.
İki yanı alevlere bakan tahtadan rayların üzerinde parmak uçlarımda yürürken dipte beni izleyen alevler.
İstasyondaki ışıkları söndürmem için uyuyan tren,
Bir gün bana babam kadar tanıdıksın, ertesi gün yine tıpkı babam gibi el.