Yürüyor , şarkı söylüyordum , çünkü mutlu olduğumda ben de , bir dostu ya da iyi bir tanıdığı olmayan , o neşeli anında neşesini paylaşacak kimsesi bulunmayan her mutlu insan gibi kendi kendime bir şeyler mırıldanırım.
Harika bir akşamdı ; böyle bir akşam insana ancak gençken nasip olur sevgili okur. Gökyüzü öyle yıldızlı , öyle berraktı ki , onu gören kendine sormadan edemezdi : Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız , kaprisli insan yaşayabiliyor ?
Dünyada benim için senden ve benden başka kimse yoktu. Bir felaket etrafımızdaki bütün insanları yok etse de , eğer sen yaşıyorsan bana hiç de önemli bir şey gibi görünmezdi. Sen benim dünyamdın. Bunun böyle olduğunu sana göstermek , duyurmak ihtiyatsızlıktı belki.
Aşkın kör olduğunu söylemek doğru değil ; gerçek şu ki , insan bir varlıkta kendisi için en önemli saydığı , çoğu zaman tanımlanamayan o şeyi bulduktan sonra artık hatalara , zaaflara karşı da ilgisizdir.