Zünnûn-ı Mısrî, yalnız başlarınayken yaşlı bir kadına sordu:
"Aşkın nihayeti nedir?"
Ve kadın cevapladı: "Seni ahmak! Aşkın nihayeti yoktur."
"Ama neden?"
"Çünkü Mâşuk'un nihayeti yoktur, o sonsuzdur."
Adamın biri Hz. Ali'ye (R.A.) "Ya Emire'l Mü'minin! Bize dünyayı anlat" der. Hz. Ali (R.A.) adama şu cevabı verir, "Sana dünya hakkında ne söyleyeyim? Burada sıhhatli olan hastalanır, güvene kavuşan pişmanlığa düşer, yoksul düşen acıya mahkûm olur, zenginleşen türlü sıkıntılarla yüz yüze gelir."
İsa'nın bedenini ekmek görünümünde yediklerini, şarap görünümünde ise kanını içtiklerini sanan papazların, sahiden de onun bedenini yemekte ve kanını içmekte oldukları, üstelik şaraba batırılmış küçük lokmalar halinde değil, İsa'nın kendisini özdeşleştirdiği "küçük insanların" sadece aklını çelmekle kalmayıp üstelik onları en büyük iyilikten yoksun bırakarak ve İsa'nın onlara getirdiği iyiliğin müjdesini onlardan saklayıp en acımasız işkenceleri yaparak yemekte ve içmekte oldukları, buradaki hiç kimsenin aklına gelmiyordu.