9/10
·74 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2025 00:00
Kafka, mantık dışı bir olayı (bir sabah böcek uyanmak) o kadar gündelik ve detaylı anlatıyor ki, okurken "Bu nasıl olabilir?" diye sorgulamak yerine "Peki şimdi ne yapacak?" diye endişeleniyorsun. Bu da Kafka'nın dehası; imkansızı gerçek hissettirmesi.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,1bin okunma
Divan
Puan vermedi·272 syf.··
2026 9. kitabı
Yine güzel bir eser Ömer Demirbağ hocamızdan, İlahi aşk temalı,sade ve anlaşılır bir uslupla yazılmış kıymetli bir eser. Divan edebiyatının sonuncularından olan hocamız; divan edebiyatını korumayı ve bu uslubu devam ettirmemiz gerektiğini vurgular. Divan edebiyatı yalnızca bir sanat değildir; islam bilincini, tasavvufu ve ahlakı içine alan yegane bir ağaçtır. Dalları büyümeye devam eder. Bu güne kadar gelmiş geçmiş tüm şairler hepsi bir bardaktan sarhoş olmuşlardır. Fuzuli ne demişse Baki'de onu demiştir. Hepsi aklın yolunu değilde aşkın yolunu tutmuşlardır. Bu eser, Gazel, Musammat, Nazm bölümlerine ayrılmıştır. Ve hece ölçüsüne göre ahenkli bir şekilde yazılmıştır. Eseri okurken yüreğimde bir sükunet buldum. Ve Aşk'ın heyecanına büründüm. Olur ya hafif bir meltemin yüzüne dokunuşu seni mest eder.
DivanÖmer Demirbağ · Diyanet İşleri Başkanlığı · 055 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·184 syf.··
2026 17. kitabı
Bazı kitapları siz okursunuz, bazıları sizi okur. Sıfırdan Az benim için ikincisi oldu; adeta bakmak istemediğim bir aynaya dönüştü. Olay örgüsünü uzun uzun anlatmanın bir anlamı yok. Kim kiminle birlikte oluyor, kim hangi gece kayboluyor, kim kime ne yapıyor; romanın kendisi bile bunları sağlam bir hikayenin temeline oturtmuyor. Sonu gelmeyen partiler, partilerden sonra başlayan after’lar, sabaha kadar uzayan ve hiçbir yere varmayan geceler. İnsanlar sürekli hareket ediyor ama kimse gerçekten bir yere gitmiyor. Bir evden ötekine, bir arabadan ötekine, bir bedenden ötekine geçiliyor. Bütün bu savruluşun içinde hayat ilerlemiyor; yalnızca erteleniyor. Her şey dönemin en önemli kanalı olan ve kitapta oldukça atıfta bulunulan MTV klipleri gibi akıyor. Bir şarkı, bir araba, bir otel odası, bir yüz, bir televizyon görüntüsü ve bir başka sabah. Yüzler değişiyor. Sevgililer anlamsızlaşıyor. Mekanlar bulanıklaşıyor. Arkadaşlıklar, ilişkiler, geceler, vaatler birbirinin yerine geçebiliyor. Ama belirli bir madde hep aynı kalıyor. Her şeyin değiş tokuş edilebilir olduğu bir dünyada, en kalıcı bağın insanla uyuşturucusu arasında kurulması romanın en rahatsız edici tarafı. Her şey çözülürken o tek bağ sıkılaşıyor. Geriye kalan tek sadakat neredeyse o oluyor. O sadakatin de ismi Kokain. Bu kitabın bakmak istemediğim bir aynaya dönüşmesinin sebebi de bu aslında. Bir dönem birini tanımıştım. Onu değil belki ama onun etrafında oluşmuş büyük boşluğu düşündüm bu kitabı okurken. Büyük bir şehre geldikten sonra gecelerin, çevrelerin, uyuşturucunun ve hızla tüketilen yakınlıkların içinde yavaş yavaş yönünü kaybetmiş birini. Çok sayıda insanın arasında yaşayıp hiçbirinde gerçekten kalamayan, hayatı dolu görünen ama o doluluk içinde kendine ait bir yer bulamayan birini. Onun hayatında
Sıfırdan AzBret Easton Ellis · İthaki Yayınları · 202642 okunma
‘‘Ez li vir nasekinim, ez ê biçim çolê.’’
10/10
··
Beğendi
Xeyrî’nin tek başına kalışı ve yaralı hali beni derinden etkiledi. 13 gün boyunca aç kalması, çaresizlik içinde bir eve sığınması ve “ben açım” demesi sahnenin ağırlığını daha da artırıyordu. Fermê ananın ağlayıp üzülmesi, onun mücadelesine inanması ve yaşananlara rağmen ayakta kalmaya çalışması çok sarsıcıydı. Evin ve kardeşi Mizgin’in Xeyrî’ye olan düşkünlüğü, özellikle Evin’in abla olarak içinin içini yemesi ve Mizgin’in de aynı şekilde derin bir üzüntü yaşaması bu acıyı daha da yoğun hissettirdi. Onu yolcu ederken yaşanan duygular, vedanın ağırlığı ve sahnenin genel atmosferi okurken tüylerimi ürpertti. Hele “tuz, un, yağ kızartılmış” ve “Heval Beritan’ın helvası” gibi sözler bende çok güçlü bir etki bıraktı, adeta içimi parçaladı. Bu olaylar bütününde Xeyrî’nin yaşadığı yalnızlık, açlık ve hayatta kalma mücadelesi beni çok etkiledi ve uzun süre aklımdan çıkmayacak bir iz bıraktı. Henüz kitabın 40. sayfasına kadar okumama rağmen bu kadar etkilenmiş olmam, hikâyenin ne kadar güçlü ve sarsıcı bir anlatıma sahip olduğunu gösteriyor. Gülümse Ölüm Utansın 2
Kurdî
Gülümse Ölüm Utansın 2Xeyri Garzan · Aryen Yayınları · 2018189 okunma
10/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 01:55
"Hayat bu; her şey olacağına varırdı. Derler ki: Bir felaketten kurtulunca ardından güzel günler gelir." Yu Hua, "Yaşamak" Hayat, ne zaman ne getireceğini bilmediğimiz bir yolculuktur ve bu yolculukta bazen zorluklar, hatta felaketlerle karşılaşırız. Bu anlar bizi sarsar, içimizi karartır. Ancak tıpkı bir fırtınadan sonra güneşin yeniden doğması gibi zor günlerin ardından içimizde filizlenen umut karanlıkları aydınlatır. Zorluklarla dolu bu süreçte umut, en büyük dayanağımız olur; çünkü fırtınadan umudumuz olduğu sürece her engelin üstesinden gelebiliriz. Bizi ayakta tutan bu inançtır. Zorlukların geçici olduğunu, her zaman ileriye bakmamız gerektiğini bize hatırlatan da odur. Umudumuzu ve direncimizi kaybetmediğimiz sürece, her felaketin ardından yeni bir güneş doğar fırtınadan Hayat budur; zorluklarıyla, güzellikleriyle, sonsuz bir akış içinde devam eder.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,6bin okunma
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Merhaba kitap dostları bugün çok severek okudum ve okurken oldukça etkilendiğim bir kitabın yorumuyla sizlerleyim Görkemli bir evin gölgesinde büyüdüğün çocukluğun seni nereye götürebilir Kitabımız, İkinci Dünya savaşı atmosferi ile harmanlanmış olup iki kardeşin görkemli bir evde gölgeler içinde geçen çocukluğunu, aile bağlarını maddi ve manevi mirasla yaşadığı mücadeleyi anlatıyor. Danny ve Maeve kayıplarıyla yüzleşirken beraberinde insanlığın en temel duygularından olan kıskançlık ve hırs konusunda da bir yüzleşme yaşıyorlar. Yaşadıkları bu yüzleşme sonrasında da affedilmenin ve affetmenin o zor ama rahatlatıcı hissini yaşıyorlar. Yazar, karakterlerin yaşanmışlıklarını ev metaforu ile işleyerek çok önemli konulara değiniyor. Ev, sadece maddi bir varlık değil bir başka jaraktermiş gibi düşünülerek gölgesi de geçmişte kalmışlığı işliyor. Satırlar arasında ailenin önemi, geçmişin etkileri, bir yere kök salmak ve affediciliğin ne kadar önemli bir o kadar da etkileyici olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda kırgınlıkların ve umudun iç içe geçerek çocukluktan yetişkinliğe gelen süreçte devam edilen yolculuğu da okutuyor bize. Miras olarak sadece maddiyatı değil aynı zamanda yükleri, ebeveynlerin kaderini ve geçmişin o konuşulmaya ama hep hissedilen ağır havasını alan Maeve ve Danny kardeşler bir arada yeniden bağ kuruyor ve güçlenerek devam ediyor. Ama ne zaman ki o geçmiş ve çocukluk yaraları ortaya çıkıyor işte orada biz her ikisinin duygularını hislerini okuyoruz. Yazar bir bütün halinde tüm duyguları ince işleyerek derinlik katmış. Aile sırları, bağışlanma ve diğer tüm önemli konular bir roman havasında olduğundan empati yaparak ilerlemenizi ve karakterlerin sorduğu soruları kendinize sormamız sağlıyor. Ben kitabı çok sevdim, aile, sırlar ve yaşanmışlıklar üstüne en
Hollanda EviAnn Patchett · The Kitap · 2024237 okunma