Önce kalbim ufak bir kıvılcımla tutuştu.
Bir yığın saman gibi şöyle parladım gittim...
Fakat şimdi saçlarım beyaz, yüzüm buruştu.
Daha yirmi yaşında ihtiyarlayıp gitti.
Neticesiz bir aşka verdim gençliğimi,
Ne ufak bir temayül, ne bir iltifat gördüm önünde yalvararak söylerken sevdiğimi
Gözlerinde yüzüme inan bir tokat gördüm
Ne garip insan olmak.Hiçbir durum hoşnut edemiyordu bizi.Hep bir şeyler olsun ister, o şey olduğunda ise sonucundan memnun kalmayıp başka bir yola gitmeyi seçerdik.
Evrim tartışmaları çoğunlukla, yaratılışçıların ondan önce ne vardı diyerek, Evren’in oluşumunu bir Tanrı varlığına götürme çabasıdır. Eğer her şeyi yaratan bir Tanrı’ya ulaşırsanız, artık gerisini araştırmanıza ve merak etmenize gerek kalmamıştır.
Ne çok ayna var! Yalnız Hakk'la halk göstermiyor birbirini. Halkla halk da birbirinin aynası. Aynalar dolaşıyor Mutluluk Çağı'nda. İltifatla işleri yok, öğrenmek istiyorlar. Allah için, nedir eksiklikleri... Kroisos'un Solon'a sorduğu gibi değil, Hz. Ömer'in Selmân-ı Fârisî'ye sorduğu gibi soruyorlar birbirlerine: "Kardeşim, ne görüyorsun bende söyle!"
“Tüfek bulundururum,” dedim, “ve sinirlerim bozuk olduğunda münakaşa ederim, olur olmadık her saatte kalkarım ve inanılmaz tembelimdir. İyi olduğumda da başka çeşit alışkanlıklarım vardır ama bunlar şu anda önemli olanlar.”
Tedirgin bir şekilde “Münakaşa ettiğin şeylerin içine keman çalmayı da ekler misin?” diye sordu.
“Çalan kişiye bağlı,” diye cevap verdim. “İyi çalınan bir keman tanrılar için bir ziyafettir, kötü çalınan...”
“öyle mi? Tamam!” diye neşeli bir kahkahayla bağırdı. “Sanırım işi kararlaştırmış düşünebiliriz, yani eğer odalar sana uygunsa.”
“Ne zaman görebiliriz?”
“Yarın öğlen buraya gel. Sonra birlikte gider ve her şeyi hallederiz,” diye cevapladı.