Kendime kırgınım, kendime çok kızgınım..İnsanın beklentilerden sıyrılması gerektiği doğrusu, benim için yeni bir keşif sayılmazdı . Üzerine süslü cümleler kurduğum kuru bir edebiyat hiç değildi. Ben bu dersi, beklentiye en çok hakkım olduğunu sandığım yıllarda acı bir tecrübeyle kazımıştım hafızama..
Fakat görüyorum ki bugün aynı yanılgıya yeniden düşmüşüm. Demek ki hakkıyla belleyememişim bu dersi ya da kendime bu mutlak hakikatin aksini ispatlamaya yeltenmişim.. yanılmışım... On üç koca yılın ardından, o eski yara bana ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterdi..Beklentiye girmemeli insan... Hele ki öylesine yaşayan insanların kurduğu bu iğreti,sığ düzende ... yüzlerin, sözlerin, fiillerin, yüreklere hiç mi hiç benzemediği bu kokuşmuş çağda..
Yalnızlık benim için çoğu zaman tercih edilebilecek bir durumdur. Ancak her yalnızlık aynı değildir. Bir insan kendi isteğiyle yalnız kalabilir; bu durumda yalnızlık dinlendirici ve faydalı olabilir. Fakat anksiyete, korku veya sosyal uyumsuzluk nedeniyle ortaya çıkan yalnızlık daha farklıdır. Bu yüzden önce yalnızlığın ne olduğunu tanımlamak gerekir. Yalnızlık sadece tek başına olmak mıdır, yoksa insanlarla çevrili olsa bile kendini bağlantısız hissetmek midir?
Kaç kat kefen sarar aşkın bedenini
Ne kadar toprak atsak kapatır üzerini
kim çeker sevip de sevilmemişlerin günahını
Hesabını kim öder geceleri yalnız kalmanın
sabahları gözyaşlarıyla uyanmanın
Acısını
Hele bir yandan da bastırıyorsa lanet olasıca anılar özlemler
Ne anlamı var ki.
“Birini hayatınıza alırken ilk tercihiniz; yüzü, saçı, boyu posu, parası pulu olmamalı. Oturuşu, kalkışı, konuşması, merhameti, ahlakı ve hayata bakış açısı önemli olmalı. Yanınızda duran kişinin sizi temsil edecek bir karaktere, belirli bir seviyeye ve genel kültüre sahip olması gerekir. Kafasının neyle meşgul olduğu, değerlerinin ne olduğu önemlidir. Bunun kadını erkeği yok.
Ama bakıyorsunuz, herkes üzgün; evlisi de, sevgilisi olanı da… Herkes bir şekilde içini boşaltmanın peşinde. İnsanlar o kadar anlaşılmak istiyor ki, iki güzel söz duymaya hasret kalmış. Sürekli mesajlar, saçma sapan Instagram hikâyeleri, geçici ilgiler… Oysa önemli olan size uygun, sizi gerçekten anlayan; siz konuşmasanız bile sizi hissedebilen insanların hayatınızda olmasıdır. Siz de onları anlayabilmelisiniz. Çünkü huzur, doğru insanlarla kurulan gerçek bağlarda saklıdır.”