Buket Tımaç, bir alıntı ekledi.
2 dk. · Kitabı okuyor

"İnsanın, bilimdışı ne kadar çok hastalığı vardı. "

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay (Sayfa 202)Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay (Sayfa 202)
Merve Kılıç, bir alıntı ekledi.
2 dk. · Kitabı okuyor

Bir sevda hikayesi...
Bir sevda hikâyesidir uçurtma ile gökyüzünün aşkı. Leyla ile Mecnun gibi. Biz de bu dünyaya bir sevda hikâyesi yazmaya gelmedik mi? İman ipi değil miydi bizim tutunacağımız ve gökyüzümüz değil miydi Allah? Bir uçurtmanın gökyüzüne gitmekten başka ne hedefi olabilir? Ve bir insanın Allah'ına varmaktan, O'na kendini sevdirmekten başka ne gayesi olabilir?

Fesleğen, Hikmet Anıl ÖztekinFesleğen, Hikmet Anıl Öztekin

Ne içimde seni unutmak gibi bir his var..nede aşkımı körükIeyen bir rüzgar..ne seni görmeyecek kadar güçIüyüm..nede görmeye dayanacak kaIbim var.

Atilla İlhan'dan...
" Yalnızların en büyük sorunu, tek başına özgürlük ne işe yarayacak..?"

Şimal, Bütün Kadınların Kafası Karışıktır'ı inceledi.
 13 dk. · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ece Temelkuranı ilk okuyuşum..ama baştan söyleyeyim son olmayacak..
İtiraf etmeliyim ki ilk etapta kitabın adı dikkatimi çekti..sonra da 1k daki bazı alıntılar.. kapak da çok orjinaldi aslında..bendeki kitapta (can yayınları) birsürü tel toka ve bir kedi var :) neden kedi diye sormayın kitabın içinde bulacaksınız nedenini .. ama tahmin ettiğiniz gibi kapak tasarımını bir erkek yapmış..
Okumaya başlayınca ilk etapta biraz ece Temelkuran hakkında ufak bir araştırma yaptım. .çok ilginç biri öncelikle. .bu kitabı da 23 yaşında baskı yapmış.. o daha da ilginç çünkü anlattığı yaşlarda yıl 1996 yani 80 ler ve 90 larda yaşadıkları..hatta çocukluğu da sayarsak 70 li de diyebiliriz... yaşadığı ortam ve yazdığı yıllara bakarsak zaten takdire şayan bir gözlemci olduğu su götürmez bir gerçek. .bu kitabı şu yaşlarında yazsaydı eminim çok daha keyifli olurdu ve daha neler neler okurduk kimbilir. .
Kitaba gelirsek. .Okumaya ilk başladığımda hani bir tekerleme var ya " dam üstünde saksağan, gel bize bazı bazı, ben annemi çok severim, yaşasın 23 nisan" tarzında ne diyor bu yahu diyip gerçekten kafası karışıkmış dedirdi bana.. ama ilerleyen sayfalarda kendi de yazarken açılmış olsa gerek ki tebessüm ederek çoğu yerde gülerek okumaya devam ettim.. çocukluğundan başlayarak anlattığı "intihar sebebi kadınlar" a örnekleri eminim siz de hayatınızın bir köşesinde gördünüz yada onlardan birisiniz :) hangisi olursanız olun okuyun çok iyi gelecek sevgili kadınlar :) sonraki odacıklar kısmında da çok güzel yerler vardı..büyük büyük harflerle yazılan yerlere dikkat! ! işte püf noktalar onlar..babası, sevgilisi fidel onun hayatındaki erkekler o yaşlarında. . Gıyaplarında tüm erkeklere çakılan selamlar da müthişti :)
Nitekim okuyun efendim iyi gelecek :)

Ne diye böbürlenip büyükleniyorsun? Doğumun bir damla su, ölümün bir avuç toprak değil mi?

Simurg / Atlantis / (ELF'li), bir alıntı ekledi.
 17 dk.

Ey Hayat (Hayko Cepkin)
https://www.youtube.com/watch?v=i4b2QLzbqUg

(Ey hayat,
sen şavkı sularda bir dolunaysın
Aslında yokum ben bu oyunda,
Ömrüm beni yok saysın…)

Yaşam bir ıstaka;
gelir vurur ömrünün coşkusuna.
Hani tutulur dilin,
konuşamazsın…

Tırmandıkça yücelir dağlar.
Sen mağlupsun, sen ıssız.
Sesinde çığlıklar boğulur ama
bağıramazsın.

Eloğlu sevdalardan dem tutar,
aşk büyütür yıldızlardan;
senin düşlerin yasak,
dokunamazsın.

Birini sevmişsindir geçen yıllarda.
Açık bir yara gibidir hâlâ.
Hâlâ ne çok özlersin onu,
ağlayamazsın…

Yolunda köprüler çürür.
Sesin, sessizlik sanki bir uğultuda.
Savurur hayat kül eyler seni,
doğrulamazsın!

Yapayalnız bir ünlemsin
dünyayı ıslatan şu yağmurlarda.
Her şey çeker ve iter,
anlatamazsın...

Sonra vakt erişir, toprak gülümser sana;
upuzun bir ömrün ortasında
ne hayata ne ölüme
yakışamazsın…

Yazdırmalısın mezar taşına:
Ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın.
Aslında hiç olmadım ben bu oyunda.
Ömrüm beni yok saysın...

Ey Hayat, Yılmaz OdabaşıEy Hayat, Yılmaz Odabaşı
Filiz, bir alıntı ekledi.
24 dk. · Kitabı okuyor

Nazan Bekiroğlu: “Bulunduğu yerden, kuş bakışı kendisine bakabileceği bir yere kadar yükselmeyi başarabilen insan, za-manın ve mekânın anlamını yitirecek denli küçüldüğü, bir başka deyişle anlamını yitirdiği yerden kendisine bakmayı başarabilince, bütün acılarının hafiflediğini fark eder. Kozmik bakış açısı denebilecek bu noktanın büyüleyiciliği, insanın bu dünya âlemi bir rüya olarak yorumlamada azami teslimiyetle hareket etmeyi başarabilmesi ve artık acılarını (mutlulukları gibi) önemse-memesidir. Tedbire ve irade-i cüziye rağmen...Bir vurdumduymazlık noktası değil, bir aşkınlık noktası olarak. Rüyada kesilen parmağım, dahası rüyadaki ölümüm; uyandığım an ne kadar anlamı ka-lıyorsa, gerçek hayatıma uyandığım/doğduğum (ya da öldüğüm) an işte ancak o kadar anlam içerecek bir acı. Öyleyse ağlamak neden? Rüya noktası bu işte, uyanıkken varılan, “kâinatta ne varsa hepsi vehim ve hayal” ve dahi, “rüya bütün çektiğimiz”.

Kuantum Tasavvuf, Yalkın Tuncay (Sayfa 60)Kuantum Tasavvuf, Yalkın Tuncay (Sayfa 60)
Özge Öztürk, Kardeşimin Hikayesi'ni inceledi.
28 dk. · Kitabı okumadı · Beğendi · 9/10 puan

Bu programı ilk defa kullanacağım ne derece kitaba dokunmadan etkili olur bilemiyorum ama denemek istedim bu kitapla bir açılış yapalım demek istedim