Billy, on yaşındayken en yakın arkadaşı Ethan ile birlikte kaldıkları çadırdan kaçırılır. Polis, Billy’nin kim tarafından, neden kaçırıldığına ya da sonrasında ona ne olduğuna dair en ufak bir ipucu bile bulamaz.
Aradan otuz yıl geçtikten sonra Ethan, baba evine geri döner. Billy’nin kaçırılışının ardındaki gerçeği öğrenme isteği onu derin bir araştırmaya sürükler.
Kitap boyunca okurun zihnini zorlayan bilmeceler, yıllar sonra aydınlatılmayı bekleyen bir kayıp ve her çözdüm sandığınızda ortaya çıkan yeni gelişmeler, merak duygusunu sürekli canlı tutuyor.
Yazarın insanın içindeki kuyuyu ne kadar iyi tarif ettiğini, o kokuşmuş sularda nasıl ustalıkla gezindiğini önceki eserlerinden biliyordum; ama yine de bu kadar karmaşık duyguları böylesine açık, net ve sahici anlatabilmesi beni bir kez daha hayran bıraktı. Bazen yaşarken adını koyamadığımız duyguların, bir başkasının kaleminde bu kadar isabetli şekilde dile geldiğini görmek, insana hem şaşkınlık hem de hayranlık veriyor.
Sonuç olarak; kitap tek solukta okunacak kadar akıcı ve temposu çok dengeli. Düğümler çözüldükçe heyecan giderek artıyor. Uzun zamandır bir kitabı bitirmenin hazzını özlediyseniz, bu eser size o duyguyu yeniden yaşatabilir. Sürprizleriyle, akıcılığıyla ve merak uyandıran kurgusuyla gerçekten çok başarılı bir kitaptı.