9/10
·626 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:26
Selamm, sonunda sürekli övgülerini duyduğum ve benim de okumak istediğim kitabı bugün bitirdim. Öncelikle Jane ile çok bağ kurduğum için kitabın ortalarında ve sonlarında fikirlerim epey değişti. Jane bence duygularını yönetmekte çok başarılı ve karakter gelişimi çok güzel bir şekilde işlenmişti. Merhametli olduğu konularda ona kızsam da kendimi yerine koyduğumda aynı şeyleri yapacağımı bildiğim için ona hak veriyorum. Kin tutan biri değil ve ona kötü davranan insanlara karşı bile iyilikle yaklaşıyor. Çok olgunca bir davranış ve kesinlikle çok zor, herkesin yapabileceği türden bir şey değil. O yüzden Jane karakteri saygıyı hak ediyor. Kurguya gelirsek, Edward Rochester ile Jane Eyre arasında 20 yaş var ve bu sebeple en başından beri aşkları bana geçmedi. Aynı zamanda Edward kaba, dengesiz ve manipülatif bir insan. Evet, Charlotte Brontë Edward'ı kusurlu bir karakter olarak yazmış fakat bu onu meşrulaştırmaz. Kendisinden 20 yaş küçük, ayrıca kendi evinde çalışan bir kadına aşık olması benim açımdan normal değil. Çünkü Jane 18 yaşında, daha hayatın çok başında ve Edward 38 yaşında, görmüş geçirmiş biri. Yaşları 30-50 tarzı bir şey olsaydı bana bu kadar absürt gelmeyebilirdi ama evine küçük yaşta aldığı bir kıza aşık olmak benim açımdan yanlış bir durum. Jane yolun başında ve hayatında tanıdığı 3. erkek olduğu için aşık olduğunu düşünüyorum. Çünkü eğer hayatında daha fazla erkek tanıyor olsaydı Edward'ı seçeceğini düşünmüyorum. Edward ona dengesiz ve kaba davranıyordu ve bencildi. Sırf evli olduğu için Jane onunla evlenmez diye, evlenmeden önce Jane'e gerçekleri söylemeden evlenmeye kalktı. Jane gitmek istediğinde ona "Beni bırakacaksın mı?" tarzı manipülatif cümleler kurdu ve Jane'i tebrik ediyorum; onca manipülasyona rağmen kanmadı ve gerçekten gitti. Daha sonra bir
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,2bin okunma
8/10
·224 syf.··
2026 59. kitabı
#arzununokudukları #okudumbitti #yorum Funda Uçuk Er @timasyayingrubu Kahvekokulukitaplar1 #kitapdostluğu01 "Geleni engelleyebilecek gücünün olmadığını ama gelrni nasıl karşılayacağına müdahil olabileceğini fark ettiğinde gücünü heybeye harcamazsın." Alıntı Zalimin kendini mütemadiyen haklı görme gibi bir alışkanlığı var. Öte yandan Allah öyle büyük ki zalimi mazluma muhtaç bırakıyor. Bu ne muazzam bir denge Ya Rabbi kimsenin hakkının kimsede kalmamasındaki muazzam terazi. Alıntı Herkese merhabalar Funda Uçuk Er in yeni serisinin ikinci kitabı "küllerimden doğarken" kitabının yorumuyla geldim. İlk kitabı "kocam bir narsist" kitabının yorumunu bir önceki postta paylaşmıştım. Şimdi gelelim ikinci kitaba. İlk kitap çok merak edilecek bir noktada son bulmuştu. Bu kitap da ordan başladı ama bunun sonu da öyle bir yerde bitti ki gel de sabırla bekle üçüncü kitabı Üstelik sabretmek konusunda bu kadar tahammülsüz ve tezcanlıyım olan benim de tozunu silkeleme şekli bu demek ki... Melal ve Sadberk narsist birer kocanın kurbanlarıydı. İkisinin eşi de farklı yolları seçerek farklı sonlara doğru koşmaya başlamıştı. Bu kitapta daha çok yıllarca susturulmaya çalışılan duygulara tanıklık ediyoruz. Tasavvuf bir tık daha yoğun. İbrahim hoca hepimizin iç sesinin susmayan sorularını yanıtlayan gönüllere rengarenk çiçek tohumları eken Derviş dedenin torunu adeta... Yine çom beğendim. Yine çok ders çıkardım. Yine şefkatle tokatlanarak silkelendim. Hemde öyle bir zamanda okudum ki bu iki kitabı arka arkaya....
Küllerimden Doğarken Küllerimden DoğarkenFunda Uçuk Er · Timaş Yayınları · 202613 okunma
Reklam
Puan vermedi·208 syf.··
2026 6. kitabı
1. Bölüm: Annenin Kendini Tanıması Yazar, birçok annenin çocuk yetiştirmekte zorlanmasının nedeninin çocuk değil, annenin kendi ruhsal yükleri olduğunu söyler. Anne; Çocukluğunda yeterince sevgi görmemiş olabilir. Kendini değersiz hissedebilir. Eşinden destek almıyor olabilir. Sürekli yorgun ve umutsuz olabilir. Bu durumda çocuk eğitimi de zorlaşır. Çünkü: "Umudu kalmamış, yaşama sevinci olmayan bir annenin çocuğunu eğitmesi hemen hemen imkânsızdır." Kitabın önemli mesajlarından biri şudur: Mutlu anne = Güvenli çocuk 2. Bölüm: Neden Bazı Anneler Annelik Yapamaz? Yazar burada sert bir eleştiri yapmaz; aksine anneleri anlamaya çalışır. Anneliği zorlaştıran sebepler olarak: Desteksizlik, Yalnızlık, Eşle yaşanan problemler, Teknoloji bağımlılığı, Düzensiz yaşam, Tükenmişlik, gibi faktörlerden söz eder. Kitaba göre anneler çoğu zaman kötü oldukları için değil, yoruldukları için yanlış davranırlar. 3. Bölüm: Anne-Çocuk Bağlanması Kitabın en önemli bölümlerinden biridir. Adem Güneş'e göre çocuk ilk yıllarda annesiyle kurduğu bağ sayesinde dünyaya güvenmeyi öğrenir. Çocuk; Ağladığında karşılık buluyorsa, Korktuğunda sığınacak bir limanı varsa,
Annelik SanatıAdem Güneş · Nesil Yayınları · 20131,266 okunma
"Toz pembe hayaller vardı. Pembesi gitti, tozu kaldı. "
8/10
·144 syf.··
2026 20. kitabı
SPOILER İÇERİR. Irène Némirovsky’nin henüz 23 yaşında yazdığı ilk romanı Yanılgı, adının hakkını sonuna kadar veren, aşkı ve insan ilişkilerini romantik bir pırıltıdan arındırarak "iletişimsizliğin" ve "yanlış beklentilerin" trajedisine dönüştüren muazzam bir psikolojik tahlil eseri. Demet Akalın'ın şarkısında dediği gibi toz pembe hayallerin, pembesinin gidişini ve tozunun ortada savrulmasını okuyoruz. Yanılgı, Birinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından güney Fransa'da bir sahil kasabasında yolları kesişen aristokrat Denise ile savaşın gölgesinde her şeyini kaybetmiş gururlu Yves'in trajik aşkını (Denise evlidir,aslında bu bir aldatma) konu alır. Birbirlerini çok farklı ideallerle kafalarında büyüten bu iki insan, Paris’in gri ve boğucu atmosferine döndüklerinde aralarındaki sınıfsal uçurumla ve aşılmaz karakter zıtlıklarıyla yüzleşmek zorunda kalırlar. Aslinda bambaşka hayatlar yaşayan iki insanın arasında yaşanan, belirli kısa zamanlarda buluşarak tamamen cinselliğe dönen ve gerçek hayatlarına ve kimliklerine dair hicbir sey paylaşamadıkları bir iletişim biçimi haline gelir. Hatta öyleki ilerledikçe Yves bu ilişkiyi bir zorunluluk olarak görmeye ve bunalmaya başlar. Denise, Yves’e karşı yıkıcı ve körü körüne bir tutku besleyerek ailesini bile ihmal ederken; Yves içine düştüğü depresyonun, kibrin ve maddi yetersizliklerin faturasını sessiz duvarlar örerek Denise'e keser. Némirovsky, her iki karakterin de aslında birbirini hiç anlamadığını ve tamamen kendi zihinlerindeki illüzyonlara aşık olduğunu göstererek, bu iletişimsizliği kaçınılmaz ve sarsıcı bir duygusal kopuşla noktalar. Karakterlerin birbirini asla gerçekten "görememez" . Bir yanda savaşın getirdiği yıkımla sadece maddi refahını değil, ruhsal dengesini de kaybetmiş, gururu ve kibri yaralı Yves var; diğer
YanılgıIrene Némirovsky · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024705 okunma
8/10
·120 syf.·
2026 184. kitabı
Türk Edebiyatı Klasikleri içinde gotik bir roman olması nedense beni çok mutlu etti. Üstelik son derece başarılı bir hikaye. Her ne kadar o zamanın ağdalı anlatımından bir miktar nasibini almış olsa da konu ve ilerleyişi okuru merak içinde sayfaları çevirmeye itiyor. Kitabın sonunu özellikle çok beğendim. Yazar resmen baş karakterimizin yaşadıklarını bize de yaşattı. Mistik konulara ilgi duyan okurlara kesinlikle öneririm.
Canvermezler TekkesiSelim Nüzhet Gerçek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025518 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:32
Tekrar tekrar okunabilecek bir kitap. Kitabın kapağında yer alan bağırsak kelimesinden kitabın sadece bu organı ele aldığını düşünmeyelim. Çünkü yazar farklı besin değerleri hakkında bilgi verip tamamen bize bir sindirim yolculuğuna çıkarıyor. Bu süreçte tüm sindirim sisteminde görevli organlar hakkında detaylı bilgi veriyor. Bu bilgilerin yanı sıra bazı deneysel araştırmalar hakkında da bilgilendirip farklı farklı mikrobiyata türlerinin bizim üzülmemizden, sevinmemizden, aşık olmamıza kadar aslında bir çok seçimlerimize, ruh halimize etki ettiğini defalarca pekiştiriyor. Beslenme dediğimiz şeyin sadece bizi hayatta tutmaya yaratan bir enerji kaynağından ziyada var olma biçimimizi şekillendiren bir durum olduğunu bir kez daha farkına vardım. Gerçekten ne yersek o oluyoruz. Masum gördüğümüz hamur işleri, bize mutluluk kattığını düşündüğümüz çikolatalar, tatlılar aslında vücudumuza, beynimize ve hayatımıza etki ederek bizi farklı bir yola sürüklüyor. Bir kere geldiğimiz hayatta “ Aman ya bir kere geldik zaten öleceğiz istediğimiz her şeyi tüketelim” diyoruz. Ama farklı bir pencereden şunu da görmekte fayda var: Sağlıklı bir vücut ve enerjik bir hayat için de tek bir hayatımız var. Tabi ki bu durum bir kitap okudum bilgilendim dyerek geçemeyiz. Çünkü şimdiye kadar vücudumuza aldığımız besinler bazı zararlı mikrobiyatalarımızın sayısını artırdı ve onların çoğalmasında yıllar geçtiği gibi onların yerine sağlıklı bakterilerinin alması için de zamana ihtiyacımız var. O yüzden tekrar sağlıklı bir bağırsak miktobiyatası ve sağlıklı, mutlu bir yaşam için de zaman verelim kendimize. Yazımı duyduğumda çok hoşuma giden iki sözle sonlandırmak istiyorum: - Beyin bilmekle değil yapabilmekle ilgili bir sistemdir. Yapamadığımız hiçbir bilginin de faydası yoktur. - Kaderimizi
Beyinde Ararken Bağırsakta BuldumSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20178,7bin okunma
Reklam
Reklam