30 yaşıma çok az bir zaman kaldı. O zor günlerin nasıl geçtiğini düşündükçe hâlâ şaşkınlık içindeyim. Bir zamanlar hiç bitmeyecek sandığım yolların sonuna gelmişim.
Bugün sohbet hocasıyım. İki yıllık ilahiyat eğitimimi dört yıla tamamladım ve bugün diploma işlemlerimi hallettim. Hâlâ hayretler içerisindeyim; "Bitmez." dediğim şey gerçekten bitti.
Şimdi Kur'an öğreticisiyim. Minik minik öğrencilerim var. Üstelik bir butik işletmesinde ticaret danışmanı olarak da çalışıyorum. Geçmişteki ben, günün birinde bu iki meslekten rızık kazanacağını asla tahmin edemezdi.
Demek ki insan, yürüdüğü yolun sonunu her zaman göremiyor. Bazen sadece adım atması gerekiyor.
Bir kitapta şöyle diyordu: "Hayat ileriye doğru yaşanır, geriye doğru anlaşılır." Bugün geriye baktığımda birçok şeyin neden yaşandığını daha iyi anlıyorum.
Rızık konusunda büyüklerimizin söylediği söz ne kadar doğruymuş: "Rızık Allah'tandır." İnsan bazen kapandığını sandığı kapıların, aslında kendisi için daha güzel kapıların habercisi olduğunu yıllar sonra anlıyor.
Hayatıma giren, beni hiç yalnız bırakmayan, kolum kanadım olan, canım, cananım, güzel yüzlü eşime de hamdolsun. Onu yetiştiren ailesine de binlerce kez teşekkür ediyorum. Bugün eşimle birlikte planladığımız tatile gidiyoruz ve ben şu an kahvemi balkonumda içiyorum.
Huzur… İşte tam olarak huzur.
Bir zamanlar mutlu olmayı, sevilmeyi ve sevgi dolu bir yuva kurmayı ne kadar çok beklemişim. Şimdi dönüp bakıyorum da, bazı duaların kabul olması için insanın biraz büyümesi, biraz olgunlaşması ve biraz da sabretmesi gerekiyormuş.
Eşim, omuzlarımdaki yükü çoğu zaman sessizce hafifletiyor. Birlikte hayatı paylaşmanın ne demek olduğunu bana yeniden öğretti.
Geçmişteki hâlime bakıyorum ve bazen kendime üzülüyorum. Ne öfkemi gösterebilmişim insanlara ne de