Near Cadısı ve Rüzgârın Fısıltısı
6/10
·288 syf.··
2026 1. kitabı
Yazarın ilk kitabı olmasının yanısıra benim de yazarın kaleminden ( Victoria Schwab (V.E. Schwab) ) okuduğum ilk kitap oldu. Konu bakımından ilgimi çektiği için okurken daha büyük beklentilerle başlamıştım açıkçası ama beklediğim kadar sürükleyici bir akışı yoktu. Masalsı ama biraz da ürpertici bir dünya anlatımıyla karşılaşıyorsunuz. Anlatımı oldukça basit, okunurluğu kolay, çıtır çerez bir kitap ama yazarı bu kitapla tanımak iyi bir seçenek miydi emin değilim. Diğer kitaplarında yazarın geliştiğini söyledikleri için özellikle Vahşi kitabını da okumayı düşünüyorum. Kurgu, Lexi adındaki ana karakterimizin ve Near adındaki kasabanın etrafında dönüyor. Okurken hem Lexi'ye hem de ailesine kızdığım noktalar oldu. 16 yaşında olmasına rağmen yaptıkları cesaret miydi yoksa cahillik mi bilmiyorum. Öte yandan konusunun aksine içerisinde küçük bir romantizm de bulunuyor ama bu noktada da biraz eleştirilerim oldu. Çok çabuk gelişen bir ilişki olduğunu, bunun da yazarın ilk kitabı olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Genel olarak olaylar çok hızlı gelişiyor ve son bölümler de sanki oldu bittiye getirilmiş gibi yazılmış. Hikâyenin ortaları çok fazla tekrara düşmüş, 281 sayfa değil de daha çabuk da bitebilirdi olaylar. Yine de bir oturuşta bitirebileceğiniz bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Edebiyat
Near CadısıVictoria Schwab (V.E. Schwab) · Pegasus Yayınları · 202464 okunma
Rüzgârın Fısıldadığı Bir Masal
7/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 23:53
Konusu: Lexi, Near isminde bozkırın kenarında yer alan küçük, izole bir kasabada yaşamaktadır. Burada rüzgâr insanlara şarkılar fısıldar, bozkırın adeta kendine ait bir ruhu vardır ve kasaba sakinlerine küçük yaşlardan itibaren yüzyıllardır süregelen bir cadı hikâyesi anlatılır. “Çok ama çok uzun zaman önce, Near Cadısı köyün en ücra köşesindeki küçük bir evde yaşardı. Başını çevirdiği yöne bağlı olarak hem çok yaşlı hem de çok gençti. Kaldı ki kimse cadıların yaşını bilmez. Bozkırın dereleri onun kanı, otları teniydi. Gülümsemesi hem nazik hem de keskindi, tıpkı kara, kara gecedeki ay gibi. Near Cadısı dünyayla kendi dilinde konuşmayı bilirdi ve bazen kapınızın altından gelen sesin rüzgârın uğultusu mu yoksa Near Cadısı’nın tepeleri uyutmak için söylediği şarkı mı olduğunu bilemezdiniz. Hepsinin sesi aynıydı...” Hikâye bu şekilde başlıyor ama sonu öyle bir şekilde bitiyor ki kasaba halkı bugün dahi cadılardan korkup onlardan nefret ediyor. Üstelik kötü olup olmadıklarına bakılmaksızın. Çünkü insanlar çoğu zaman bilinmeyenden değil, ona yükledikleri anlamdan korkarlar; kasabalarında her gün aynı rutinleri uygulayan bu insanlar için de doğaya ve dünyaya istedikleri gibi şekil verebilen doğaüstü varlıklardan daha korkutucu bir şey yoktur. Bir gün aniden dışarıya kapalı olan bu ücra yere, gece vakti bir yabancı gelir. Daha doğrusu, pek çok kişinin yalan yanlış gördüğü ve sanki varlığı her an rüzgâra karışıp karanlık gecenin bir parçası hâline gelecekmiş gibi olan bu kişiyi gördüklerini sanırlar. Ama daha onunla konuşup kim olduğunu bile öğrenemeden bir bir çocuklar kaybolmaya başlar. Her olay gece vakti bizzat küçüklerin odalarında yaşanır, sabah aileleri uyandığında ise tek bulabildikleri boş bir yatak, açık bir pencere ve geride hiçbir iz bırakmadan giden çocuklar
1000Kitap
Near CadısıVictoria Schwab (V.E. Schwab) · Pegasus Yayınları · 202464 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
I’m really happy that I read this book at this time of my life—it makes me feel good. I used to think it was only a children’s book. I saw it in my friends’ hands; it was even given as a gift to my younger brother. But I didn’t have one. Now I have read it in English and I just finished it. Near the end, I started to like it more and I understood its message. Trying for something, not giving up, and working hard… On this way, a person learns to be with themselves, and this is a very nice feeling. Sometimes we feel tired or hopeless—this is normal. I think feeling all these emotions is a very good thing for a person. And if we understand them and still do something, we are really lucky.
The Little PrinceAntoine de Saint-Exupéry · Wordsworth · 1995280,3bin okunma
New Geopolitic Arena
8/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 15:15
Nisan’dan önce kullanmam gereken izinlerimin denk geldiği bir dönemde, bayram tatilini de fırsat bilerek bu kitabı bitirdim. Aslında yıl sonuna bırakılabilecek bir kitaptı ama iyi ki öyle olmadı. Bazı kitaplar zamanlamasıyla anlam kazanıyor. Tim Marshall’ın okuduğum altıncı kitabı oldu. Sky News ve BBC’de yaklaşık 30 yıllık savaş muhabirliği tecrübesi olan Marshall, bu birikimini kitaplarına çok net yansıtıyor. Daha önce Prisoners of Geography, The Power of Geography ve özellikle Worth Dying For: The Power and Politics of Flags kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Bu kitap da aynı çizginin bir devamı gibi, ama bu sefer sahne Dünya değil, uzay. Kitap boyunca Low Earth Orbit dediğimiz alanın aslında ne kadar kritik olduğu çok net ortaya konuyor. GPS sistemleri, iletişim altyapıları, finansal akışlar ve askeri sistemler… Günümüz dünyasının görünmeyen omurgası burada dönüyor. Bu yüzden mesele sadece teknoloji değil, doğrudan güç. Uzay artık keşif alanı değil, bir kontrol alanı. Ve bu kontrol etrafında şekillenen ciddi bir rekabet var. Uydular sadece veri taşımıyor, aynı zamanda güç projeksiyonunun bir parçası haline geliyor. Kitabı okurken aklımdan geçen en net çerçeve şu oldu: Bu aslında bildiğimiz güç oyunlarının yeni sahnesi. “Who controls low Earth orbit controls near-Earth space…” diye başlayan yaklaşım, oyunun mantığını özetliyor. Gücünü ne kadar gösterdiğin ile ne kadar sakladığın arasındaki ince denge hâlâ geçerli. Teknoloji hızlanıyor, imkansız dediğimiz şeyler normalleşiyor ama insan doğası aynı kalıyor. Einstein’ın “Two things are infinite…” sözü burada boşuna değil. Bu alıntıların ortak noktası şu: Uzay değişiyor ama güç mücadelesinin kuralları değişmiyor. Yakın gelecekte uydular arası çatışmalar, anti-satellite weapons ve hatta space’ten yeryüzüne yönelik
The Future of GeographyTim Marshall · Elliott and Thompson · 20231 okunma
10/10
·288 syf.··
2026 11. kitabı
Yazarın “Vahşi” adlı kitabını çok beğenmiştim. Bu tek kitaptan beklentim fazlaydı ve karşıladığı için mutluyum. Kitaba bayıldımm!! Dizi izliyormuşum gibi hissettim ve keşke dizi olsaydı. cadılar, Avcılar, bozkır, büyüler ve rüzgâr Fısıltıları… Betimlemeler çok iyiydi. Hepsi gözümde canlandı ve ben de onlarla beraber o kasabada gezdim. Lexi karakterine bayıldım. Cesur olması, akıllı olması ve tabii ki meraklı olması o kadar güzel işlenmişti ki. Cole ile birbirlerine olan destekleri, sevgileri çok güzeldi. İlk başta şüphelerim oldu ama sonrasında doğru kişi olduğunu biliyordum. Amcasına her ne kadar sinir olsam da sonlarda yapması gerekeni yaptı ve bu durumda kendini sevdirdi. Bi ara Lexi’nin annesinden şüphe ettim. Bazı davranışları bana garip geldi. Sanki bildiği bir şeyler vardı ama saklıyordu gibi gelmişti. Kitaptaki olay örgüsü, kasabanın hali, cadılar hepsi o kadar gotik bir hava taşıyordu ki bu yüzden okurken sıkılmadım çünkü güzel anlatılmıştı. Büyü hakkındaki efsaneler, babasının anlattığı masallar ve rüzgârın söylediği ninniler hepsi o kadar ilgi çekiciydi ki okurken elimden bırakmak istemedim. Eğer siz de cadılar, Avcılar, büyüler ve gizem seviyorsanız kesinlikle bir şans verin.
1000Kitap
Near CadısıVictoria Schwab (V.E. Schwab) · Pegasus Yayınları · 202464 okunma
9/10
·519 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2020 00:00
Paris Cinayet Masası’ndan polis Mathieu Durey, çocukluk arkadaşı ve meslektaşı, koyu Katolik Luc Soubeyras’ın kır evinde kendini suya atarak intihara teşebbüs etmesi ve komaya girip yaşamla ölüm arasında kalmasıyla sarsılır. Arkadaşının bunu kendi iradesiyle yapmış olmasına inanamaz ve sebebini bulmak için onun gizli dosyalarını kurcalamaya başlar. Dosyalar, sadece polis evrakı değil, Luc’un yıllardır saplantılı biçimde topladığı bir kötülük arşivi gibidir. Mathieu, ikisinin geçmişine ruhban okuluna uzanan dindar yetişme tarzlarına, Luc’un şeytan fikrine takıntılı yaklaşımına ve bu yüzden polisliği adeta kötülükle sahada savaş gibi görmesine geri dönerken, Luc’un son aylarda mesai dışında gizli bir soruşturma yürüttüğünü fark eder. Bu iz onu Fransa-İsviçre sınırındaki Jura/Haut-Doubs bölgesine götürür. Burada doğal park yaylasında bulunan Sylvie Simonis adlı kadının vahşice öldürülmesi, yıllar önce çözülememiş bir başka dehşetle bağ kurar. Mathieu bölgedeki eski korkuları, dini fanatizmi, söylentileri ve şeytani işaret takıntısını adım adım izlerken cinayetlerin tekil bir caniden çok daha büyük bir örüntünün parçası olduğunu sezer. Luc’un izlediği hatta ilerledikçe soruşturma Avrupa’nın farklı noktalarına uzanan bir dizi benzer cinayete açılır. Kurbanların bedenlerindeki çürüme izleri adeta “tasarlanmış” gibidir, bazı sahnelerde satanik sembolizm ve ritüel çağrışımları vardır ve en ürpertici ortak nokta, faillerin geçmişlerinde “ölümün eşiğinden dönme” denilen Near-Death Experience (NDE) yaşamış olmalarıdır; Mathieu, Luc’un bu nedenle bunlar şeytanın mucizeleriyle geri dönen kişiler fikrine kapıldığını ve giderek akıl-inanç çizgisini kaybettiğini anlar. Araştırma Mathieu’yu İtalya’ya, özellikle Sicilya hattına taşır. Kamuoyunda kutsal/azize gibi konuşulan ama kocasını
Şeytan YeminiJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20197,2bin okunma