"adım yusuf, kuyum sensin. yoksulum, müslüman'ım, bir tosbağam var, seni alıp gitmek istiyorum. benim dinimde oruçla namazın bile kazası var, lakin sensiz geçecek bir günümün kazası yoktur.
söylediklerim kadar söyleyemediklerim de var. söyleyemediklerim bir kuş olup çırpınıyor içimde. sen gülersen kuş doyacak. sırf bunun için bana gülümse. o kuş doysun."
"Annem, ahırdaki ineklere, bahçedeki domateslere biberlere ve çocukların açlıklarına iliklenip çözülen bir sedef düğmeydi. Evlerden birer tanrı suretinde çıkıp, daha yalnız birer tanrı olarak dönen erkekler, kahvelere camilerden daha sadıktılar ve çocuklarından çok merak ederlerdi "ajans haberlerini." Hiçbir şey yapmadan, günde on kez hükümet yıkıp hükümet kurmayı; yüksek sesli devlet sevgisinin, ters yüz edilmiş bir yalan olduğunu; kendinden başka kimseye inanmamanın mağrur yalnızlığım; sevmek arzusuyla aldanma korkusunun nasıl bir cehennem yarattığım; duvar diplerinde tanrı diye yağmura nasıl dua edildiğini onlarda gördüm."