10/10
·224 syf.··
2026 16. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:01
Kitabın sonuyla başlangıç yapalım. Hayatı hızlı yaşayan insanlardan birisi de benim. Her şeye koştur koştur gidiyorum ve her işi koştur koştur yapıyorum. Hala zamanın yetmediğinden şikayet ediyorum. Kitapta bi robot üzerinden bize hayatı neden sakince tadını çıkartarak ilerlemediğimizi çok güzel şekilde vurguluyor. Robotun duyguları yoktur ama duyguları merak eden ve her şeyin sebebi olduğunu söyleyip sorgulayan, karakterleri düşündürdüğü yetmezmiş gibi okuyucuyu bile düşündüren güzel bi eserdi. Bittikten sonra gökyüzüne uzun uzun baktıracaktır.
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025676 okunma
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
Kitap adı: Yine De Sevdik Yazar adı : Miraç Çağrı Aktaş Sayfa sayısı :160 Kitap türü: Deneme// Hayattan kısa kesitler Kitabın ana teması, sevgi ve sevmek ile ilgili gibi gözükse de değil, kitabın ana teması "Keşkelerimiz" bana göre. Yazar kendi hayatından örnekler vererek konuya gayet güzel vakıf olmuş. Aynı yazarın okumuş olduğum bu ikinci kitabı "Okurken, iç sesinizle sohbet ettiğinizi düşünürseniz şaşırmayın" Kitapta kısaca her türlü sevgi ve sevdaya değinmiş, bu ister yar, ister ana, ister baba ister dede ve arkadaş, dost olsun. Çocukluğunu yaşayamadığından dem vurmuş ve buna karşılık güzel hayaller kuracağından bahsetmiş yazar. Sevdiği ve değer verdiği insanların ihaneti o kadar sarsmış ki, neredeyse en çok "yaşattığını yaşamadan ölme" cümlesini okuyorsunuz kitabın sayfalarında. *"Papatyalar çok narin ama dikenli güller için onları ezip geçtiniz" * Bazen sorgularız değer verdik de ne oldu? Kısaca bu kitapta da karşılaşıyorsunuz aynı ifade ve durumlarla. *** "Her şeyi bilmenize gerek yok, üzmeyin birinin acı çekmesine neden olmayın yeter" Yazar İnsanın en üzüntülü anlarında, genelde söylenen kelimeler, "unutursun ya da alışırsın", olduğundan dem vurmuş. Sanırım bu durum bizim kültürümüze has bir durum. ***"Sizi olduğu gibi kabul edip seven insanları sevin, kendi menfaatleri için sizi değiştirmeye çalışan insanlardan ise uzak durun" ***"Bahanelere sığınıp sizi ihmal edenler değil, size zaman yaratanlar olsun yanınızda,diyor yazar son olarak. Bu kadar spoiler yeterli. Kitabı beğendim, kesinlikle tavsiye ediyorum. Not:" Keşkelere o kadar çok güçlü sarılıyoruz ki, yeri geliyor onlarla saklanıp hayatın en güzel anlarını kaçırıyoruz" Aylin Özgür
Yine de SevdikMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 20184,494 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·144 syf.··
2026 23. kitabı
Kitaplıktan rastgele seçip aldığım Murakami eseriydi benim için. İlk eserlerinden biri. Serinin ikinci kitabıymış. Fare ve ismi geçmeyen karakteri ilk kitabı okumadığımdan bağdaştıramadım elbette. Bittiğinde araştırıp anladım. Her ne kadar serinin ortasından daldıysam da benim için ilk kitabı önce okumak da belki anlamlı bir değişikliğe neden olamayacaktı. Zira Murakami okumak, büyülü gerçeklik ve betimlemenin gücüyle her kitapta keyif vermiştir. Bazı yerler muğlak, ikizler, intihar eden eski kız arkadaş, Fare’nin durup dururken kızla ilişkiyi kesmesi, ardından sürekli uzaktan evi gözlemesi, J’nin anlayışı, Pinball makinesine olan takıntı(maddi bir çıkar vermese de gururlandırıcı etkisi…). Anlamın sorgulanması, geçip giden hayatlar ve günlerin birbirine benzemesi… Kısa ama nitelik bakımından dolu bir eser. Keyifli bir Murakami deneyimi.
Pinball 1973Haruki Murakami · Doğan Kitap · 20201,547 okunma
Kıyıya Vuran Yalnızlıklarımız
6/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Halil Cibran’ın satırlarında gezinmek, kanayan bir yaranın üzerine şefkatle dokunmak gibidir. "Kum ve Köpük", ne bir başı ne de bir sonu olan, parçalanmış varoluşumuzun aynasıdır. Kitabın sayfalarını çevirdikçe, modern dünyanın o sağır edici ve sahte gürültüsünden uzaklaşıp, insanın en ilkel, en kırılgan yalnızlığıyla baş başa kalırsınız. Burada büyük olaylar, altı çizilecek kahramanlıklar ya da karmaşık düğümler yoktur; yalnızca rüzgârın savurduğu bir avuç kum ve dalgaların kıyıya çarpıp yok olduğu o anlık köpük vardır. Tıpkı bizim kısacık, telaşlı ama bir o kadar da nafile ömrümüz gibi... Cibran, bizi asla yargılamadan, içimizdeki o derin çürümeyi ve bitmek bilmeyen eksiklik hissini yüzümüze vurur. Kitaptaki her aforizma, insanın kendi içine doğru yaptığı tehlikeli ve ıssız bir kazı çalışmasına dönüşür. Neden hep bir şeyler eksiktir? Neden kalabalıklara karıştıkça kendi sesimize bu kadar yabancılaşırız? Yazar, bu ağır felsefi yükü o kadar nahif, o kadar ritmik bir dille omuzlarımıza bırakır ki, boğazınızdaki o kördüğümle baş başa kalırsınız. Bizler, zamanın acımasız kıyısında bir iz bırakmaya çabalayan biçare gölgelerden başka neyiz ki? Bu ruhsal kazının tam ortasında, yazarın o sarsıcı tespiti gelir ve zihninizin duvarlarına çarpar: "Hatırlamak bir tür buluşmadır. Ve unutmak bir tür özgürlüktür." Bu iki cümlenin ağırlığı altında ezilmeden durabilmek mümkün mü? Cibran, hafızamızın bize kurduğu o sinsi tuzağı ve geçmişin boynumuza geçirdiği prangaları tek bir nefeste, en yalın haliyle özetler. Bizler hep hatırladıklarımızla var olmaya, anılara tutunarak ayakta kalmaya çalışırken, aslında en büyük esaretimizi kendi içimizde, kendi ellerimizle inşa ederiz. Özgürlük, köklerden zorla kopmak değil, o köklerin bizi yavaş yavaş boğmasına izin vermemektir. Eserdeki bu
İnceleme
Kum ve KöpükHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,3bin okunma
Hiçliğin Ortasında Üşüyen Ruhlarımız
6/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
St. Petersburg'un dondurucu ayazı sadece sokakları değil, merhametten yoksun kalplerimizi de buz tutturur. Gogol'ün o incecik ama ruhu ezen eserini okurken, sayfalardan sızan soğuğun aslında iliklerimize kadar işleyen o evrensel yalnızlık olduğunu fark ederiz. Akakiy Akakiyeviç, sadece alay edilen, silik bir devlet memuru değil; görünmezliğin, ezilmişliğin ve o sessiz çürümenin ta kendisidir. Toplumun devasa çarkları arasında ufalanan, varoluşunu ancak yeni bir "palto" ile kanıtlamaya çalışan o sarsıcı kırılganlığın sessiz çığlığıdır. Bizi asıl dehşete düşüren, bir insanın tüm ütopik hayallerinin, tüm yaşama sevincinin ve o delice muhtaç olduğu şefkatin sadece birkaç arşın kumaşa indirgenmesidir. Palto, yalnızca cılız bir bedeni ısıtan bir giysi olmaktan çıkar; kimliksiz bir adamın, acımasız bir dünyada "Ben de buradayım, beni de insan yerine koyun" deme çabasına dönüşür. Hayatta tutunacak hiçbir dalı kalmamış birinin, tüm ruhunu cansız bir nesneye nasıl diktiğini izlemek, okurun kalbinde ağır bir suçluluk duygusu bırakır. O kumaş parçası zorla elinden alındığında, geriye sadece çırılçıplak bir ruh ve zalim bir hiçlik kalır. Bizler de hayatlarımızda unvanlara, eşyalara ve sahte onaylara sarılarak kendi görünmez paltolarımızı dikmiyor muyuz? "Bırakın beni! Neden bana eziyet ediyorsunuz? (...) Ve bu yürek parçalayıcı sözlerin içinde, sanki başka sözler çınlıyordu: 'Ben senin kardeşinim.'" Bu çınlama, edebiyat tarihinin en sağır edici seslerinden biridir. O görünmez adamın yakarışı, aslında her gün yanından geçip gittiğimiz, görmezden geldiğimiz, sessizlikleriyle ve acımasız şakalarımızla yargıladığımız tüm o yalnız ruhların feryadıdır. İnsan doğasının o kibirli ve yıkıcı tarafı, kendinden zayıf olanı ezmekte nasıl da pervasızdır... Kitaptan Çıkarılması Gereken
İnceleme
PaltoNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201746,2bin okunma
9/10
·528 syf.··
2026 95. kitabı
ELİZABETH HELEN~ALTINLA DOKUNMUŞ~ Selam.Bugün sizlere ilkini çok severek okuduğum #briarincanavarları serisinin ikinci kitabı #altınladokunmuş ile geldim.İlk kitabın final sahnesinden sonra ikinci kitapta neler olacağını aşırı merak ediyordum ve merakım fazlasıyla karşılandı.Evet ilk kitabı çok sevmiştim ama ikinci kitap resmen zirve yapmış.Sırların bir kısmının ortaya çıktığı,olayların durulmadığı,aşkın zirve yaptığı bir kitap olmuştu.İlk kitapta evreni tanırken ikinci kitapta karakterlerimizi daha iyi tanıyoruz.Özellikle bu kitapta Rosalina’nın kendini tanıması,daha çok güçlenmesi ve emin adımlar atmasını okumak güzeldi.Ve bu kitapta dört lanetlenmiş prensten en çok Sonbahar prensinin güçlenmesini ve hakkında ki sırları açığa kavuşturduk.Naif kişiliğinin evrim geçirişi ve kendini buluşu güzeldi.İlk kitapta favori prensim olan Keldarion’a fazlaca kızmış olsamda hala fav prensim.Ama o eş bağını neden kabul etmediğini hala net bir şekilde çözemedik ki bu da bizi merakta bırakıyor.Sırrını merak ettiğim bir diğer kişi kitabın kötü adamı Dikenlikler prensi Caspian ama sanırım üçüncü kitapta sırrını çözeceğiz.Ve kitabın o savaş sahnelerine de bayıldım.Çok gerçekçi bir evrendi.Revers harem ve fantastik kurguyu bir arada severler bu seriyi mutlaka okumalı.uyarımı da yapayım. İkinci kitabın sonunda Rosalina’nın Keldarion’un eşi olduğunu öğrenmiştik ama Prens bu bağı kabul etmiyor ve Rosalina’yı güvenliği için geldiği yere geri gönderip geçiş kapısını da kapatıyor.Ama bizim kızımız prenslerine o kadar bağlanmıştır ki hiç usanmadan geri dönüş yolunu aramaktadır ve babası da ona yardım eder.Sonunda bir şekilde Ezyrn ile iletişime geçer ve Dayton ve Farron’un da desteği ile geri dönmeyi başarır.Ama bu durumdan Keldarion hiç memnun değildir ve hala Rosalina ile bağ kurmamakta
Altınla DokunmuşElizabeth Helen · Sonsuz Kitap · 202622 okunma