Dışarda her şey beyhûde:
Sefil mecburiyetler nasıl yenilir?
Tel örgüler nasıl kırılır? Çerçeveler nasıl parçalanır? Hudutlar nasıl geçilir?İş nasıl bırakılır, fabrika veya tezgâh nasıl bırakılır, büro, çanta, vezne nasıl bırakılır?**
Ev nasıl bırakılır, mahalle nasıl bırakılır, komşunun kızı, veya şu çirkin yazılı kız nasıl bırakılır, kahvedeki ahbaplar, yedi elli beşin yolcuları, daire müdürü veya handaki odabaşı nasıl bırakılır?
Odadaki mangal, gramofon, Manon Lesko, terlikler ve şilte nasıl bırakılır?
Odanın pencereleri nasıl, nasıl bırakılır?
Fakat hâlâ o siren, neden böyle basık ve dost bir sesle çağırıyor, ezada bu kadar ısrara sebep ne?
Martı böyledir işte; turuncu renkli, iri gözlerinde daüssılalar tutuşsa da, öyle uçuverecekmiş gibi gerinse de gidemez, gidemez, gidemez!
Bu siren bunu anlamalı, ısrardan vazgeçmelidir. Yoksa bu misilsiz bir gaddarlık olur: Martı her gece, bu saatte, böyle uçuverecekmiş gibi gerinmemelidir; çünkü o uçamaz, uçmaz.