Dinlemeyi bilmeyen müşahedeyi ıskalar, konuşmaları yavanlaşır,
zaman geçtikçe boşboğazlaşır. Eskiler "sözün şehveti" diye bir tabir
kullanırlardı. Gerçekten konuşmanın hazzı, nefis terbiyesini hak eden
şeylerden birisidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa zahiren bir cennet içinde olsa da manen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkiyeye ciddi müteveccih ise saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da dünyasını, cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.
21)Bast
Bir diğer nüshada bast yerine sekr (sarhoşluk) denilir ki her ikisi aynı şeydir. Çünkü sevinmek, neşelenmek ve gönlün açılması hareketlenmeye ve rahatlamaya (inbisât) yol açar ve bu da kabzın zıddıdır. (...) Sûfîlerden biri şöyle demiştir: "Yaygıda (bisât) otur, fakat yayılma (inbisât)!" İbn Acîbe bir şiirinde şöyle der:
BasthalininbiradabıvardıruymangerekenYoksaönceayaklarınkayar, sonrakalbinpeşindenKorku, tazimvenimetkarşısındaheybetEnönemlisiisedilikonuşmaktanmenet
Mürit bast haline ulaştığında, "suskunluk" halini düstur edinmeli, ağırbaşlılık ve vakarı hal edinmelidir. Böyle bir insan halvete girmeli, daha çok evinde durmalı, Allah'ı çok zikretmelidir. Üstat Ebû Meyden el-Gavs el-Hikem'inde şöyle der: "Allah bir kuluna hayır ve iyilik vermeyi murat ederse, onu zikrine alıştırır, kendine şükretmeyi nasip eder." Başka bir ifadesinde şöyle der: "Kim yaratıklarla ünsiyet ederse Hak'tan uzaklaşır, gaflete kapılarak şehvete düşer." Yaratıklarla ünsiyetin Hak'tan uzaklaşmanın ve vahşet halinin işareti olduğunu söyledik, çünkü insanlar seni ya itaat etmekten alıkoyar veya tamahkârlık ve günah kapılarını sana açar. Bu nedenle bast halinin adabını korumayan kişiyi bu durum tamahkârlık haline ulaştırır.
Hata, insanı “kusursuzluk vehminden” çıkarır, kibir karanlığından kurtarır. Nitekim Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Eğer hiç günah işlemeseydiniz, sizin için bundan daha zararlı bir şeyden korkardım: kendini beğenmek (ucub).”⁹⁸
Kulluğun özü, kusursuzluk değil, tevazudur.