'bir yerden sonra olmamış kişiliklerle ve ham ruhlarla vakit geçirmek, onların tuhaf davranışlarını sineye çekmek istemiyor insan. dengin olan, ruhuna iyi gelen yerleri ve insanları bul, bu da kıymetli bir meşguliyettir.'
Bu dünya seni de çok üzdü değil mi Ya Resulallah ? Hatta en çok seni üzdü. Nasıl dayandın onca acıya, onca yaraya ? Daha doğmadan babanı kaybettin, küçücük yaşta anneni, sonra dedeni. Çocuklarını kendi ellerinle toprağa verdin, yetmedi canından çok sevdiğin Hatice' ni ve çok sevdiğin Amcanı aynı anda kaybettin. Namaz kılarken üzerine işkembe attılar, Taif' te taşladılar. Tüm bu olanlara rağmen bir kere isyan etmedin, sabahlara kadar namaz kıldığını gören Aişe' ye şükreden bir kul olmayayım mı dedin ? Bu dünya beni de çok üzdü Ya Rasulallah. Ve kendimi senin hayatına bakarken buldum, bir teselli aradı durmak bilmeden akan gözlerim. Teselliyi sende buldum. Senin kadar sabırlı değilim, metanetli değilim ama olmaya çalışacağım. Çünkü hayalim Cennette sana komşu olmak.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ban bak,iyi dinle sözümü Uyan artık çıkarırlar gözünü Bunlar maya tutmaz bozuk sütleri Tez zamanda silinmeli izleri Kalk uykudan başın değsin göklere Tut yıldızı ayı inmesin yere Üç beş çapulcunun sürdüğü leke Tez zamanda silinmeli izleri Diline düşeni söyledi Aydın Kararı kesindir kayda da aldı Böyle hadsizlerin yaptığı haltı Tez zamanda silinmeli izleri Deli Filozof
Hz. Fâtih Sultan Muhammed Han
"İmtisal-i câhidûfillah oluptur niyyetim. Din-i İslâm'ın mücerred gayretidir gayretim. Fazl-ı Hakk-ı Himmet-i cünd-ü Ricalullah ile Ehl-i küfrü ser-tesar kahreylemektir niyyetim. Enbiyâ vü evliyaya istinadım var benim, Lütf-i Hak'dandır hemen ümid-i feth ü nusretim. Nefs ü mal' ile n'ola kılsam cihanda içtihad... Hamd-ü lillâh var gazâya sad hazâran rağbetim. Ey Muhammed mûcizât-ı Ahmed-i Muhtar ile Umarım galip ola a'da-yı dine devletim..." Hz. Osman ( Radıyallahu Anh )
Niyet
Hayal Perdesi
Bir hayal perdesi gibi ey nefs bu dünya Aslında gölgeyiz biz hayat da bir rüya Kendi oyunumuzda biz hep baş rolde Başkasında kiminin gönlünde, kalbinde Yer alırız, kiminde de yer alırız (!) güya Kimimiz Hacivat, kimimiz ise Karagöz Tuzsuz Deli Bekiriz dinlemeyiz asla söz Olmalıyız bu alemde,Elif gibi dosdoğru Hakk karşısında eğilen ve sözü az ve öz Rabbim versin hakikati görebilen bir göz KK
Nefisle Mücadele, Tevazu ve Hakiki Kurtuluş
İnsan hayatındaki en büyük mücadele, dış düşmanlarla değil; kendi nefsiyle verdiği mücadeledir. Çünkü nefis; kibri, gururu, hevâyı, dünya sevgisini ve kötülüğü insana süslü gösterir. Terbiye edilmediğinde insanı helâke sürükler; terbiye edildiğinde ise Allah Teâlâ’ya yaklaştırarak kurtuluşa erdirir. Bu yönüyle nefis terbiyesi, insanın kötülüklerden iyiliğe, gafletten şuura doğru çıktığı bitmek bilmeyen bir manevi hicret yolculuğudur. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur: “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziyana uğramıştır.” (Şems, 9-10) Bir başka ayet-i kerimede ise nefsin bu amansız yönüne şöyle dikkat çekilir: “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, kötülüğü emreder.” (Yusuf, 53) Bu yüzden Mü’min, nefsine asla güvenmez; onu her an adeta bir elekten geçirir gibi hesaba çeker ve durmaksızın terbiye etmeye çalışır. Kibir: Şeytanın İlk Günahı Kibrin ve “benlik” davasının tarihteki en büyük ve en ibretlik örneği şeytandır. Allah Teâlâ, Âdem Aleyhisselâm’a secde edilmesini emredince şeytan gururuna yenik düşerek şöyle dedi: “Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten, onu çamurdan yarattın.” (A‘râf, 12) Şeytanın asıl problemi ateş ve çamur değil, kendisini üstün görme yanılgısıydı. Kendini kıyasladı, kibirlendi ve neticede Allah’ın rahmetinden ebediyen uzaklaştı. Bu yüzden insan; ilmiyle, makamıyla, malıyla, ibadetiyle, soyu ve güzelliğiyle asla kibirlenmemelidir. Nitekim ecdadımız bu hakikati ne güzel dile getirmiştir: “Kibirlenme padişahım! Senden büyük Allah var!” Nasıl ki olgunlaşan bir meyve tatlandıkça ve ağırlaştıkça ağırlığından dolayı başını aşağıya eğerse; gerçek bir Mü’min de ilmi, yaşı, tecrübesi ve manevi olgunluğu arttıkça o nispette mütevazı olur, kibirden uzaklaşır. Nitekim Hazret-i Muhammed
Hayat ve İnsan