10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Ergenekon kumpasında yöneltilen suçlamalara dayanamayıp intihar eden Ali Tatar ‘ı hatırlayın internetten son yazdığı mektubu okuyabilirsiniz. daha onun gibi nice Tsk mensup askere karşı asparagas haberler ile halk tsk ya karşı kışkırtılmış itibarsızlaştırılma politikası izlenmiş fetöcü hakimler savcılar siyasi oluşumlar ve yuvalandıkları türlü oluşumlar ile yargılanmışlar bu yargılamalar sonucu fetöcü şahışlar cesaretlenerek 15 temmuz darbesine kadar gitmişlerdir. Sonuç Tsk çok büyük yara aldı ardından gelen POYRAZKÖY balyoz Ergenekon askeri casusluk internet andıcı kozmik oda ve 15 temmuz fetö yapılanmasının sonuçlarını Türk milleti olarak ödedik Kitabımızın içeriğinde geçen kozmik oda vesilesi ile yargılan hakim savcılar ise 12-13 yıl gibi cezalar aldılar peki bu cezalar yeterli mi? Çektikleri acılar için onuru için intihar eden tsk mensubu bu kişilerin yaşadıkları çektikleri acılar dışlanmışlıkları coluk çocuk eşleri için o kahreden günler için sadece 12 yıl ceza yeterlimi ?
Kozmik AlbayErkan Yılmaz Büyükköprü · Kırmızı Kedi Yayınları · 2020440 okunma
Yolun Başında Gördüklerim
Puan vermedi·426 syf.··
2026 5. kitabı
·
105 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 18:40
Benim esas çıkarımım, ve belki de düzeltmeye muhtaç olan bir önermedir, bazı kavramların düzeltilmesi gerektiği olmuştur: 1. Atatürk'ün çağdaş muasır medeniyetler seviyesine ulaşma vizyonu ardından gelenlerce batılılaşma olarak çarpıtılmış, batı sömürgeciliğine kapı aralamada bir manivala gibi kullanılmaya çalışılmıştır. 2. Atatürk'ün batı karşısındaki tavrı anti-emperyalist duruş ve doğudan bir karşıt denge arayışı iken, kendi beklentilerine dayanak arayanlarca bu kah sosyalizme bir işaret, kah ırkçılığa yakın bir milliyetçilik anlayışı, kah natocu bir batıcılık için dayanak yapılmaya çalışılmış. Yıllar yılı bir Türk genci olarak çok gecikmiş olan bu okumalarımın daha çok başında olsam da en net gördüğüm şey şu oldu ki, yalın tarihimiz bu kadar yakın bir geçmişte olmasına rağmen bize en uzak, anlamakta en zorlandığımız bir tarih dilimini işaret ediyor. Bize hala sıcağı sıcağına temas etmeye devam ettiğinden dışardan bir gözle anlamak için okuyamıyor, bize yüklenmiş yargıların tesiri altında kalmaktan kurtulamıyoruz. Yazara en çok hak verdiğim konulardan biri belki de Atatürk'ün milli mücadele ve bağımsızlık üzerine oturan fikrine en büyük darbeyi indirenler içi boş bir Atatürkçülükle Atatürk'ü adeta putlaştıranların ona ait fikirleri adeta dokunulmaz hale getirmesi olmuştur. Tarihte yaşamış her şahsiyet, hayata gözlerini açtığından itibaren karşılaştığı gerçekler ve deneyimlediği olaylar karşısında geliştirdikleri fikir ve tepkileriyle bir karakter kazandıkları, ve aslında tarihin esas üzerinde durması gereken şeyin bu karakteri ortaya çıkaran olgular olması gerektiğine dikkat çekmek ihtiyacını her fırsatta derinden hissediyorum. Umuyorum milletçe, yargılardan azade anlamak ve analiz etmek ve geçmişi kendimize pay biçmek yerine geleceği şekillendirirken insan
Hangi AtatürkAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 20031,566 okunma
Reklam
Puan vermedi
Bir kitap düşünün. Okuru sadece sayfalar arasında değil, aynı zamanda kendi zihninin karanlık sularına daldırıyor. Nasıl açıklarsınız? Ben bu kitaba ölümsüz diyorum. Neden mi ? Şöyle,Hem bir macera romanı, hem bir bilim kurgu manifestosu, hem de 19. yüzyıl insanının evrenle kurduğu en cesur diyalog. Bu incelemeyi yazarken ne klasik “spoiler içermez” klişelerine sığınacağım ne de akademik bir tez gibi kuru bir tonda ilerleyeceğim. Amacım, kitabı yeniden keşfetmek; onu bir denizaltı periskopu gibi çevirerek, hem tarihsel derinliğini hem de günümüz okuruna sunduğu şaşırtıcı yansımaları ortaya çıkarmak. İşte şimdi Nautilus’un kapağını açma zamanı.. Verne, romanını üç cilt halinde kurgulamış olsa da, aslında tek bir nefes kesici dalış gibi tasarlamış. Anlatıcı Profesör Pierre Aronnax’ın ağzından aktarılan hikâye, ilk bakışta “bilim insanı günlüğü” formatında gibi görünür. Ancak bu format, Verne’in ustaca kurduğu bir tuzaktır. Aronnax ne kadar nesnel ve bilimsel konuşmaya çalışırsa, o kadar duygusal bir girdaba kapılır. Yanında Conseil (sadık hizmetkâr) ve Ned Land (ateşli harpunçu) ile birlikte başlayan yolculuk, aslında bir “üçlü karakter dinamiği” şaheseridir. Conseil, adeta bir insan ansiklopedisi; her balığı Latince adıyla ezbere bilir, ama duygusal derinliği yoktur. Ned Land ise tam tersi: İçgüdüsel, özgürlük tutkunu, “denizden nefret eden bir denizci”. Bu üçlü, Nautilus’un dar koridorlarında bir mikro kozmos oluşturur. Verne, onları birbirine öyle ustaca çarpıştırır ki, okur fark etmeden kendini “insan doğasının laboratuvarında” bulur. Kaptan Nemo ise bu laboratuvarın hem yaratıcısı hem de en tehlikeli denekidir. Yüzü asla tam olarak gösterilmez; bir gölge, bir ses, bir intikamcı siluettir. Verne’in dehası burada zirveye çıkar: Nemo’yu “karakter” olmaktan çıkarıp
Denizler Altında Yirmi Bin Fersah 1. CiltJules Verne · İthaki Yayınları · 201116,3bin okunma
TÜRKAN~AYŞE KULİN
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Türkan Saylan… Koca bir ömrü hastalarına, kız çocuklarının eğitimine adamış şahane bir insan. Ama hep tek ve tek başına. O tüm bunları yaparken yeri gelmiş gavur demişler yeri gelmiş fetöcü, darbeci. Ülkemizde her zaman olduğu gibi maalesef o zaman da meyve veren ağaç taşlanmış. Ama o hiçbir zaman yılmamış. Pes etmeyi aklının ucundan bile geçirmemiş. İlk çocuğuna hamileyken tüberküloza yakalandığı halde tıp ihtisasına devam eden, evlendiği 2 eşinden de mesleği üzerinden psikolojik baskı gördüğü halde mesleğine ve hastalarına aşkla bağlı olan ve herkesden, kendinden bile vazgeçse de hastalarından hiç bir zaman vazgeçmeyen bir kadın o. Okurken görüyoruz. Hayatını cüzamlılara adamış. Onları sadece iyileştirmekle kalmamış, iyileştirdikten sonra hayatın içine katmış; onları evlendirmiş, iş sahibi yapmış ve sosyal hayatın içine dahil etmiş. Yani hastalarını sadece tedavi etmemiş. Onlara ‘dokunmuş’. Hem gerçek hem mecazi anlamda. En büyük doktorlar bile cüzamlılara dokunmaya çekinirken o hiç çekinmeden onlara sarılmış, öpmüş, koklamış. Onlara da kendini normal bir birey gibi hissettirmeye çalışmış. Ve tüm bunları o kadar güzel, naif bir yerden yapmış ki..Sadece bunları yapmamış büyük doktorumuz. Doğu bölgelerdeki okuyamayan ve imkanı olmayan kız çocuklarını tespit edip onların bursla okuması ve kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için canla başla mücadele etmiş. “Kardelenler” adı verilen bu çocukların kimi ilerde doktor, öğretmen, ebe, hakim gibi çeşitli meslekler yapmışlar. Hatta Ayşe Kulin bir röportajında bu adın şöyle verildiğinden bahseder: onlar bir gün, bu Kardelenler projesindeki kızları görmek için doğu bu Kardelenler projesindeki kızları görmek için bir doğu iline gitmişler. Oradan dönerken gördükleri bir şeyi kardan adam zannetmişler. Ama aslında o bir kardan
Edebiyat
TürkanAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20186bin okunma
Derinliklerde Kaybolan biri.
9/10
·532 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 19:36
Sadece kitap değil bütün bir denizi okudum sanki. Jules Verne’in anlattığı binlerce balık, mercanlar, yosunlar ve bilinmeyen türler bir ansiklopedi soğukluğunda değil; canlı, hareketli, nefes alan bir dünya gibiydi. Sayfalar ilerledikçe ben de karadan koptum. Sanki Nautilus’un camından bakıp, ışığın suda kırılışını izledim. Kaptan Nemo’nun yalnızlığı bana biraz ağır geldi. O kadar canlı bir dünyanın içinde, onun içi tamamen sessizdi. Balıklar renkliydi oysa renksiz. Deniz hareketliydi ama Nemo donuktu. Neler olduğunu, nasıl bu hale geldiğini anlatmaması... ve ailesi. Onlar yoktu; ama yoklukları, denizin her katmanında hissediliyordu. Batırdığı gemi sahnesinde denizin güzelliği bir anlığına karardı. O an anladım ki bu adam denizi sevmiyor; deniz onu saklıyor. Hintli bir bedenin, sömürgeci bir dünyaya duyduğu öfke, dalgaların altında sessizce büyümüş, sonunda çelişkili bir adalete dönüşmüştü. Verne’in denizi bu kadar ayrıntılı anlatması boşuna değil. Çünkü Nemo’nun insanlardan kaçışı, insanlıktan değil; insanlığın kurduğu düzenden. Deniz altında her şey yerli yerinde. Kimse hükmetmiyor, kimse sahiplenmiyor. Sadece varlar. Esrarlı Ada Nemo’yu yaşlanmış ve yorgun gördüğümde, bütün o balıklar, mercanlar ve ışıklar bir anda soldu. Çünkü anladım ki: Doğa iyileştirir ama unutmaz. Ve bazı insanlar, en güzel dünyanın içinde bile, kayıplarını yanlarında taşır. kitabı okurken kendimi denizin altında hissetmem boşuna değildi. Belki de Verne’in asıl başarısı, beni Nemo’ya değil; Nemo’nun seçtiği derinliğe indirmesiydi.
Denizler Altında Yirmi Bin FersahJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201916,3bin okunma
6/10
·96 syf.··
2026 1. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 15:17
Uzun zamandır kitap okuma serüvenim, akışını yitirmiş bir yolculuğa dönüşmüştü. Bu durum, ruhsal olarak beni ciddi biçimde demotive etmesine rağmen, başladığım pek çok kitabı yarım bırakmamla sonuçlanıyordu. Okumak istiyor fakat ilerleyemiyordum . Zihnimle metin arasında görünmez bir mesafe oluştuğunu hissediyordum. Nihayet bu kısır döngüye daha fazla direnemeyerek bir hızlı okuma kursuna başvurdum. Aldığım bu eğitim, beklediğimin çok ötesinde bir tatmin sağladı; yalnızca okuma hızımı değil, metinle kurduğum ilişkiyi de dönüştürdü. Elimdeki bu kitap ise, söz konusu yeni serüvenin ilk ve anlamlı eşlikçisi oldu. Okuma süreci boyunca büyük bir keyif aldım. Bununla birlikte karakterlerin iç dünyasıyla güçlü bir duygusal gerilim yaşadım. Kaptan Nemo, bende çelişik duygular uyandıran bir figür olarak belirdi: Yer yer acıma duygusu uyandırırken, bencil ve buyurgan tavırlarıyla öfkelendirdi. Zenginliğinin verdiği ayrıcalıkla hareket eden bir züppe gibi görünse de, son derece zeki; hatta keskin bir akla sahip. Aynı zamanda inatçı, uzlaşmaz ve kendi doğrularına saplantılı biçimde bağlı. Tüm bu özellikleriyle Nemo’yu, derin bir ruhsal bulanım içinde bulunan entelektüel bir karakter olarak yorumladım açıkçası . Onu entelektüel kılan unsur, yalnızca bilgisi değil; korkularla kurduğu mesafesi olabilir . Yada nefreti . Bana göre böyle insanlar, ruhsal karmaşanın ortasında dahi basit reflekslerle hareket etmezler. Hatta kötülükleri bile plansız değil, bilinçlidir. Kendisine saldıran geminin mürettebatını isteyerek batırması ve ardından odasına çekilip gözyaşlarına boğulması, bu bilinçli çelişkinin en sarsıcı örneklerinden biri. Eyleminin farkında , vicdanı susmaz ama iradesi geri adım atmaz. Demem o ki, bilgili bir zalimle baş etmek, salt kötülükle mücadele etmekten çok daha
Alıntı
Deniz Altında 20000 FersahJules Verne · Timaş Çocuk Yayınları · 200316,3bin okunma
Reklam
Reklam