"Büsbütün yapayalnız bırakılmak mı? Biz mi birbirimizden ayrılacağız?" diye neredeyse öfkelendi. "Bizi birbirimizden kim ayıracak, Tanrı aşkına? Bizi ayıracak olanların sonu Milon'unki gibi olacaktır! Ben yaşadığım sürece bu olamaz, Ellen, hiç kimse bunu yapamaz. Yeryüzündeki tüm Linton'ların yok olması pahasına da olsa yine Heathcliff'i bırakmam. Yoo, niyetim bu değil! Amacım bu değil! Linton'ın karısı olmaktan vazgeçerim de bunu yapamam. Heathcliff şimdiye dek benim için ne ise, ölünceye kadar da yine öyle kalacak. Edgar ona karşı duyduğu nefretten kendini kurtarmalı ve hiç olmazsa onu hoşgörüyle karşılamalıdır. Heathcliff'e olan gerçek duygularımı öğrendiği zaman bunu yapacaktır da. Nelly, şimdi anlıyorum, sen beni yalnız kendini düşünen bir alçak sanıyorsun. Ama hiç düşünmedin mi ki, eğer Heathcliff'le evlenirsek, ikimiz de dilenci oluruz? Oysa Linton' la evlenirsem, Heathcliff'in yükselmesine yardım edebilirim ve onu kardeşimin elinden kurtarabilirim."
"Kocanızın parasıyla mı, Miss Catherine?"
Cennet'te olsam herhalde çok mutsuz olurdum, Nelly," dedi.
"Tabii oraya gitmeye layık değilsiniz de ondan!" diye yanıtladım. "Günahkârların hepsi de Cennet'te pek zavallı, pek mutsuz olurlar herhalde."
"Onu niçin seviyorsunuz, Miss Cathy?"
"Amma da saçma soru! Seviyorum... bu yeter."
"Yoo, Miss Cathy; niçin sevdiğinizi söylemeniz gerek."
"Peki öyleyse. Yakışıklı olduğu için, yanında bulunmaktan hoşlandığım için."
"Kötü," dedim.
"Sonra, genç ve neşeli olduğu için."
"Bu da kötü."
"Sonra, beni sevdiği için."
"Bunun ise hiç değeri yok."
"Hindley'den bütün bunların öcünü nasıl alacağım, onu bulmaya çalışıyorum. Ne kadar beklersem bekleyeyim zararı yok, yeter ki sonunda yapabileyim. Dilerim ben muradıma ermeden o ölmez!" diye karşılık verdi.
"Utan, utan, Heathcliff!" dedim. "Kötüleri cezalandırmak Tanrı'nın işi; bizler bağışlamayı öğrenmeliyiz."
"Hayır, Tanrı bu işi yaparken, benim duyacağım zevki duymaz," diye karşılık verdi.
"Ama, Nelly, onu yirmi kez yere yuvarlasam da yararı yok, ne onun güzelliği azalır ne de benimki artar. Keşke benim de onun gibi sarı saçlarım, beyaz bir tenim olsa; onun gibi giyinip onun gibi davranabilsem; sonra, o ne kadar varlıklı olacaksa ben de o kadar varlıklı olabilsem, ah ne kadar isterdim!"