Fakat genç kraliçe kollarını kavuşturdu. "Bizimle Terrasen'e gitmeye niyetin var mı?"
Şafakta ve denizin ortasında sorulması gereksiz bir soruydu bu.
"Ve savaşta bize katılmaya niyetin var mı?"
"Oraya güzel havanın keyfini çıkarmaya gitmediğim kesin."
"Gitmezsem bu savaşı kaybedeceğiz," diye çıkıştı Dorian. "Bunu nasıl umursamazsın?"
"Umursuyorum," diye tısladı Manon. "Bu savaşı kaybetmemiz umurumda. Crochan'leri savaşa katıp katamamak umurumda. Morath'e gidip oradan dönmemen ya da yaşamı hak etmeyecek bir yaratık olarak dönmen umurumda." Dorian sadece gözlerini kırpıştırdı. Manon fedeyosunlu zemine tükürdü. "Şimdi bana önemsemenin o kadar da kötü bir şey olmadığını mı söyleyeceksin? Eh, sonuçları bu oluyor işte."
Fenrys dişlerini araladı. "Bu iş bitince," diye tısladı, "seninle hesaplaşacağız."
Lorcan'in gülümsemesi beyaz dişlerini tüm keskinliğiyle ve vahşiliğiyle ortaya çıkardı. "Benim için zevk olur."
Rowan sessizce Aelin'ın elini tutup zümrüt yüzüğü onun parmağına taktı. "Sonu ne olursa olsun," diye fısıldadı.
Aelin'in gözleri doldu. "Sonu ne olursa olsun."
Birbirlerinden ayrıldılar. Fenrys, Aelin'ın yanağını tuttu. "Hazır olduğunda konuşabiliriz."
Göğüs gerdikleri hakkında konuşacaklardı. Tüm olup bitenleri masaya yatırmak için.
Aelin başını sallayıp bir nefes verdi. "Sen de hazır olduğunda."