Kitabın sonu öyle vurucu ki,mahvediyor insanı...Yokluğun,sefaletin içinde yaşama tutunma mücadelesi,karın tokluğuna gün boyu çalışmalar,aileden kopup göçenler,mezarı bile olmayan insanlar,dopdolu meyve ağaçlarından tadamayan çocuklar,papazlıktan vazgeçen ama o vakit aydınlanan Casy.Ve bu insanlar kim mi?Kahrolası Oki’ler!
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitabın başlarında konusuyla alakalı olarak yer yer Momo’yu anımsadım.Aslında oldukça farklı kurgulardı ve okumaktan müthiş keyif aldım.İçeriğiyle ilgili ipucu vermek istemiyorum sadece alın ve okuyun
Zaman SandığıAndri Snaer Magnason · Domingo Yayınevi · 2019194 okunma
Martin Eden bir varoluş öyküsüdür,direniştir,amaçtır.Hayatın keskin, acımasız ve en gerçekçi yönüdür.İnsanı gururlandıran,içini burkan,benliğinize susmak bilmeyen alarmlar veren,kahrolsun tüm sistemler dedirten müthiş bir azmin fikirleridir. Senin o dipteki koyu karanlığa gömülmen bizim kavrayışımızın parıldaması oldu.’’Yapıtlar tamamlanmıştı.’’ Martin Eden ve sen yapıtlarının birini dahi oluşturmamışken dahi aynı Martin’din...
Bazen soruyorum kendime ben neredeyim?kimlerleyim? diye. Anlaşılmanın huzurunu yaşayamıyorum aksine tüm duygularımı,düşüncelerimi kendime saklıyorum ya da daha açıkça ifade etmek gerekirse ;ufak bir tehlike belirtisinde kabuğuna çekilen kaplumbağa gibiyim.Hani kişisel gelişim kitapları der ya biriciksiniz,teksiniz.Bazen biricik ve tek olmak öyle pek de güzel olmuyor .İnsan ait olmak istiyor.Martı Jonathan Livingston ait olduğunu buldu. Bu bir yer,bir zaman,bir hız değildi.Bu Jonathan’ın kendisiydi. Herkesin kendisini bulması dileğiyle... ve tabi en başta biricik ve tek olan benim kendimi bulmam dileğiyle...
Micheal Ende’ye ait okuduğum ikinci kitaptı bu.İlki ‘’Bitmeyecek Öykü’’ idi.İkisi de çok keyif alarak okuduğum kitaplardı. Kitabın konusu ZAMAN dı ve sanırım çok büyük bir yanılgıdan döndüm kitap sayesinde. Günümüzde her şeyi büyük bir koşuşturmayla yetişmeyecek kaygısıyla yapıyoruz ve muhtemelen yaptığımız işten keyif almıyoruz(en azından benim için öyle).Ve zevk almadığımız bir işte zaman geçirmek ölümü beklemek gibi uzun geliyor bize.Oysa keyifle yaptığımız işlerde ise zaman kavramı önemini yitiriyor kendimizi yaptığımız işe veriyoruz. O yüzden bırakalım artık ‘’geçmiş değil,gelecek değil,tam şu an.’’ zırvalıklarını ve sadece keyif aldığımız işlere yönelelim.Kısaca özetlemek gerekirse bazen 1 dk 1 gün gibi,bazense 1 gün 1dk gibidir.Tercih sizin!
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma