Naz

"Tanrı'nın sevgisine değil, gazabına inanırdım. İnanç. Bu yalnızca Tanri'nın kırbacını yemek üzere mahkemeye çıkıyormuşum gibi bir histi. Cehennemin varlığına inansam da cennet benim için yoktu."
Sayfa 75·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hayat bir an içinde, ona, en çıplak ve en kaba haliyle görünmüştü. Bu dünyada her şey ne bayağı, ne beyhude, ne kirliydi!.. Bu dünyada güzellik bir hayal, sezgi bir efsane, asalet ve zarafet, insanın üstünde hafif bir cilaydı. En güzel bir yüze bir iskelet ifadesi vermek için iki gecelik bir uykusuzluk, bir sevgiyi bir alışverişe çevirmek için birkaç paket iskambil kağıdı, en zarif adamı bir dilenciye döndürmek için üç yüz elli liralık bir borç kâfiydi.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Edebiyat
Fakat, bilmiyorlar ki aşk, mucizeyle doludur, daha doğrusu aşk, bizzat mucizedir. Bazı erkekler şu veya bu tarzda kadınlardan, bazı kadınlar şu veya bu biçimde erkeklerden hoşlandıklarını söylerler: ''Benim tipim şudur, benim idealim budur'' derler, halbuki, günün birinde söylediklerinin büsbütün zıddını severler, aradıklarının büsbütün aksi bir insan arkasından koşarlar.
Edebiyat
"Lakin şu muhakkak ki beni de sevmiyor!" derdi. O halde kimi? O halde kim onun muhabbetine layıktır? Ve onun muhabbetine layık olmak için ne yapmak lazımdır? Hakkı Celis, her türlü fedakarlığa hazır olduğunu hissediyordu. Şöhreti cihanı tutmuş bir büyük şair veya şamı dillere destan bir büyük kahraman olsa acaba kendini ona sevdirebilir miydi? Siyaset aleminde bir büyük rol oynasa, günlerce gazeteler kendinden bahsetmeye başlasa, acaba bir parça hayranlığını, bir parça alakasını celbedebilir miydi? Hakkı Celis: "Hayır, bunların hiçbiri değil. fakat sevmek, daima sevmek!" diyordu. "Sonuna kadar, her şeye rağmen, ezalar, cezalar, hummalar ve gözyaşları içinde ve hastalıklar ve ölümler önünde daima sevmek." Çemberlitaş'a geldiği zaman, artık ne uzvi, ne manevi kuvveti kalmıştı. İçi siyah, karışık, kesif ve ağır bir şeyle doluydu. Hakkı Celis, konağın kapısından girerken: "Belki de en iyisi, bu muhabbet yolunda ölmektir," dedi. "Bu içimdeki zulmeti uzun ve ateşîn bir şiir halinde onun önüne dökmek ve ölmek..." Fakat, merdivenlerden çıkarken sofadan ninesinin sesini işiterek, küçük bir çocuk gibi korktu, saat kaçta geldiğini görmesin diye bir köşeye sindi, saklandı.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Edebiyat
''Kim olduğunu bilmiyorsan kendin olabilmen mümkün değildir.'' ''Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin.''
Felsefe-Düşünce