Söyle Nermin, anlıyor musun biraz? Nesi var eskici babanın; eşyaları, giysileri, vücudu, anıları. Bir şeyi var eskimeyen: yüreği.
Ölsem, yüzlerce yıl geçse, açsalar toprağımı, o yumruk kadar kırmızı et parçasını bulurlar, biliyorum. “ bulurlar” diyorum. Hep öyle telaşlı, hep öyle sevgi dolu.
Ama yine de, elimi sol göğsüme bastırıp bazen, “durabilirsin, izin veriyorum,” diyorum, “ bir koşulla yalnız, mektup gelsin de Nermin‘den!”
Nermin’den de bıktın, ipe sapa gelmez şeyler uyduruyorsun şimdi bir sürü. Açıkça söylesen olmaz! Kaç babayiğit var şu yeryüzünde asıl nedeni küt diye söyleyiveren.
... ta içimden inanmasam bir yere varılacağına, nasıl duyardım bu tedirginliği iliklerime kadar ? Eski huysuzluğun, geçimsizliğin ! Küsüşmediğin , bıkıp yüz çevirmediğin kim var , ne var ? Nermin’den de bıktın , ipe sapa gelmez şeyler uyduruyorsun şimdi bir sürü. Açıkça söylesen olmaz ! Kaç babayiğit var şu yeryüzünde asıl nedeni küt diye söyleyiveren . Asıl nedenimiz buraya gelmekti işte sabah evden çıkınca !