Kalemi kuvvetli bir roman
Puan vermedi·528 syf.··
2026 17. kitabı
İnceden inceden kadın düşmanıymışsın Murathan. Kitabın başlarında hemcinslerimden soğuttun. Kitabın genelinde de kız çocuklarından. Bir sürü kadın karakteri ayrıntılı şekilde analiz etmişsin ve hepsi birbirinden sıkıntılı. Kitap boyunca Nermin’e “Heh, herkesler kötü, bir tek sen iyisin sanki.” desem de ben de çoğu zaman onun gibi hissediyorum. Biraz okuyan, düşünen, derinlere dalan insan o sığ insanların arasında yalnız kalıyor. Nermin’den farkım şu ki benim, içinde kendimi yalnız hissedebileceğim bir kalabalığım bile yok. İyi bir gözlemciymişsin. Kadınları, erkekleri, insanları iyi gözlemişsin. Karakterler iyi yazılmıştı, hepsi gözümün önünde canlandı resmen. Kitabı sesli kitap olarak dinledim. Keşke hayat, bu kitabın bir de yazılı basımını okuyacak kadar uzun olsaydı. İçinde not almak, araştırmak istediğim birçok konu, altını çizmek istediğim bir sürü cümle vardı. Sesli kitapların bu yönü eksik kalıyor maalesef. Küçük yaşta kalabalık ailelere maruz kalan kız çocukları sosyal anlamda daha başarılı oluyorlar. Küçük yaşta entrika çevirmeyi, sır saklamayı, laf taşımayı, bazen taşımamayı, mimik okumayı, hesap kitapla davranmayı öğreniyorlar. Ben akrabalardan izole yetiştiğim için hiçbirini öğrenemedim ve iş hayatında bunun eksikliğini çok çektim. Gerçi öğrendiğim kadarı bile beni insanımızdan tiksindirmeye yetti. Benim de çok tarzım değil ama kitabı okuyunca canım çekti; gidip kendime şöyle taşlı, ışıltılı, topuklu bir ayakkabı alayım bari. Spoiler on O kartvizite çok acıdım. Neyse, her şeyde vardır bir hayır Nerminciğim. Belki böylesi daha iyidir.
Yüksek TopuklarMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 20173,646 okunma
Sessizliğin Yankısı
10/10
·146 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 19:30
​"İrfan Yalçın, Büyük Soytarı’da bizi bir kahramanın değil, bir 'anti-kahramanın' aynasından kendi toplumsal çürümüşlüğümüze bakmaya davet eder. Kitap, yalnızca bir adamın maskeli yaşamını değil; o maskenin altında biriken hayal kırıklıklarını, geç kalmışlıkları ve insanın kendi varoluşuna karşı sergilediği o acımasız performansı konu alıyor. Yalçın'ın yalın ama sarsıcı diliyle örülen bu anlatı, bir soytarının yüzündeki boyayı silmeye başladığınızda geriye kalan o çıplak ve korkutucu yalnızlığı hissettiriyor." "İlk Mektu​p", aslında bize dünyanın en ağır yükünün "anlaşılmamak" değil, "görülmemek" olduğunu anlatır. Karakterin o mektuptaki sesi, kalabalıklar içinde yapayalnız kalmış bir adamın, uçurumun kenarından attığı son çığlık gibidir. Hayatın sahnesinde herkesi güldüren Halil Usta; eşinin gidişi, oğlunun sırt çevirişi ve kızının derin sessizliğiyle, en acı oyununu boş koltuklara karşı oynuyordu.Bu yorgun kalp, yazdığı her satırda kızı Nermin’den gelecek tek bir kelimeyi bekledi ama sadece kendi sesinin yankısıyla terk edildi. Mektupları okurken, karakterin sadece kendi talihsizliğine değil, insanlığın yitip giden masumiyetine de ağladığını hissediyoruz. İrfan Yalçın, kelimeleri birer neşter gibi kullanarak okuyucunun ruhundaki sahtelikleri tek tek ayıklıyor.Kitabın her satırında yüreğimin ağırlaştığını, o hüznün ruhuma ilmek ilmek işlendiğini hissettim; keyifli bir okuma değildi belki ama yazarımız her eseriyle insan ruhunu incelikle dokumayı yine başarmış. ​ ​
Büyük Soytarıİrfan Yalçın · Milliyet Yayınları · 199778 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Adaletin bu mu dünya
Puan vermedi·360 syf.··
2025 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2025 22:04
Kemal Tahir’in Esir Şehrin Mahpusu romanı, “Esir Şehir” üçlemesinin ikinci kitabı. Hikâye, işgal altındaki İstanbul’un o kasvetli havasından çıkıp bu kez daha dar, daha boğucu bir yere, hapishaneye taşınıyor. Başkahraman Kâmil Bey, bir kumpas sonucu kendini dört duvar arasında buluyor. Fakat asıl mahpusluk demir parmaklıkların ardında değil; insanın kendi içinde başlıyor. Kâmil, burada sadece özgürlüğünü değil, inançlarını, vicdanını ve gururunu da sorguluyor. Hapishane, romanda adeta İstanbul’un minyatürü gibi. Dışarıda düşman askerleri, içeride korku, sessizlik ve suskunluk hâkim. Kimisi padişah yanlısı, kimisi menfaatinin peşinde, kimisi ise hangi yöne döneceğini bilemiyor. Bu karmaşanın içinde bir de uçkur sevdasına hapis yatanların dalaveresi, külhanbeyliği.. Kâmil Bey, bu karmaşanın ortasında, neye inanacağını, hangi değerin uğruna yaşadığını ve insanların görünen yüzünün arkasındaki yüzünü anlamaya çalışıyor. Zamanla anlıyor ki susmak da bir seçimdir; bazen bir kelime söylememek, en ağır suçtur. Ama konuşman gereken yerde susmak da bir suçtur. Beni en çok etkileyen kısım, Fatma Hanım’a edilen küfür sonrası Kâmil’in kendini tutamayarak kavgaya karıştığı o sahneydi. Çünkü orada mesele bir hakaretten çok daha fazlasıydı. O an Kâmil’in bam teline dokunuldu; yıllardır içini kemiren sessizlik, bastırdığı öfke, adaletsizliğe karşı duyduğu isyan bir anda alevlendi. O yumruk sadece birine değil, kendi korkularına, suskunluğuna ve çaresizliğine atıldı. Kâmil o an içindeki gücü fark etti; gerçekten neye değer verdiğini, ne için ayağa kalkması gerektiğini anladı. O kavga, onun içsel zincirlerini kırdığı, kendi vicdanının sesini ilk kez bu kadar gür duyduğu andı. (Hadi hadi hadi anla artık şu insanların niyetini Kamil demekten sinir küpü olmamı kenara bırakayım.) Ama
1000Kitap
Esir Şehrin MahpusuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20225,3bin okunma
10/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2025 294. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 06:29
Türkiye’nin Demokrat Parti yıllarında sol görüşlü Kenan ile Günsel’in yaşadıkları yasak aşk ve ülkedeki siyasi olaylar romanın konusunu oluşturur. Kenan, felsefe bölümü mezunu 39-40 yaşlarında bir adamdır. Eşi Nermin, kızı ise Zeynep’tir. 1944 yılında Komünizm ile ilgili propagandalar nedeniyle gözaltına alınmış ve sonra daha sakin bir yaşam seçmiştir. Yıllar sonra memuriyetten ayrılan Kenan, kitabevi açar. Bir meyhanede Sermet’in kız arkadaşı olarak tanıştığı Günsel ile Sermet’ten ayrıldıktan sonra ilişki yaşayan Kenan, bu kıza duygusal olarak bağlanır. Günsel Felsefe eğitimi alan devrimci bir kızdır. Kenan eşi Nermin’den da ayrılmak ister ama karısı bunu kabul etmez. Günsel ve Kenan aşkının yaşandığı yıllarda Türkiye’de de siyasi açıdan çalkantılı bir dönem vardır. Ülke Demokratlar ve Paçacılar olarak ikiye ayrılmıştır. Günsel Kenan’dan bir çocuk beklemektedir. Günsel’in arkadaşlarının yaptığı tahkikat neticesinde Kenan’ın polis olduğu anlaşılır ve Günsel Kenan’ı terk eder. Geçirdiği ruhi bunalım nedeniyle karısı Nermin ile kızı Zeynep’i de döven Kenan, onların da evini terk etmesiyle iyice sıkıntılı günler yaşar. Romanın sonunda, karısı Nermin’i arayarak af dileyen ve Günsel’e de mektup yazarak polis olmadığını söyleyen Kenan intihar eder.
Hayata Dair
Bir Gün Tek BaşınaVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 20256,5bin okunma
10/10
·520 syf.··
2025 78. kitabı
. . Birden fazla kitabını okuduğum son sayfaya geldiğimde iyi ki okudum dediğim yazarımın kitabı ile geldim. Bu sefer ki ismimiz Nahit Hanım. . Ben yazar sayesinde edebiyatçılarımızı tanıyor onların yaşadıklarını öğreniyorum öyle de güzel anlatıyor ki soluksuz okuyorum her kitabını. . Dönem kitaplarını zaten severim bilirsiniz 1928 den itibaren Nahit Hanım’ın en yakın arkadaşı Nermin’den dinliyoruz yaşananları. İki genç kadın Ankara’da öğretmenlik yapmak için İstanbul’dan ailelerinden uzak bilmedikleri yere giderler o dönemin zor şartlarında birlik olup her zorluğa göğüs germişler. Öyle idealist kişiler ki her ortamda mutlaka dikkat çekerler özellikle Nahit , Gazi ile bile dans etmişliği var Nahit’in güzelliği dikkat çekici olunca şairlerde ona aşık olur evlenir yine de peşini bırakmazlar ama o Halil ile evliyken Orhan’a aşık olur kendisini durduramaz. Sonrası ve sonları çok acı… . Dönemin yaşanılanları,eğitim,edebiyata,sanata önemi muntazam,o kadar bilgililer ki şu yaşadığım dönemi sorgulamadan edemedim,Hasan Ali Yücel’in yaptıkları,savaş ve sonrası… . Dolu dolu doyurucu bir okuma oldu benim için,yazarın zaten kalemini biliyorum ve seviyorum eğer siz hala tanışmadıysanız gönülden tavsiye ediyorum
Cumhuriyet Gibi Bir Kadın Nahit HanımOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 2025831 okunma
6/10
·528 syf.··
2025 39. kitabı
Murathan Mungan’nın 2002 yılında çıkan, kadın, kadınlık, kadın olmanın öğrenisi ya da kadın doğmak ile ilgili “Yüksek Topuklar” romanı. Romanda olaylar, Nermin ile romanın beş yaşındaki kahramanı Tuğde’nin aynı evde geçirdikleri beş günlük bir zaman dilimini kapsıyor.Tuğde , Nermin’in bir arkadaşının kızıdır. Seyahate çıkmak zorunda kalan arkadaşı Nermin‘den bu süre zarfında kızına bakmasını rica eder. Bunu kabul eden Nermin kendini beş günlük bir cehennemde bulur. Çünkü Tuğde, Nermin’i delirtecek derecede kadınsı vede cin fikirlidir. Daha çok İstanbul’un değişik mekanlarının tercih edildiği eserde Tuğde ve Nermin’in yaşadığı psikolojik savaşlar ana ekseni oluşturur.Açıkçası kitap bana fazla karamsar geldi. Nermin kadınları hep kötü yönde eleştirmiş. Fazlasıyla yüzeysel ve kadın düşmanı bir tavırla,kötü yazılmış bir kitaptı.
Yüksek TopuklarMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 20173,646 okunma