İnsan hayatın bir yerlerinde ölüyor aslında. Ruhuyla arasına yaşamak kadar uzun bir mesafe giriyor. Ölüyor insan ve yeniden diriliyor. Umut etmek için diriliyor, başlayabilmek için diriliyor, doğru dürüst bir tek kelime kurabilmek için diriliyor işte.
Sonra... Sonrası karanlık.
Ölüme gözyaşı dökmenin derecesi, ölümün kendi benliğine yakınlaşma derecesi kadardır. Bu yüzden en çok kendi benliğine yakınlaşan varlıkların ölümüne ağlıyor insan.
İnsanlığın varoluşuna, yaşama telaşına bir parça olsun güven katmak için gökyüzünden indirilmiş, huzur ve ev gibi iki kelimenin yan yana gelmesi, nasıl olur da böylesine irkiltici, soğuk bir dünyaya iter bizi.
Küçük bir ev ve biraz huzur.