8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Ayşe Övür / Botter Apartmanı Nesiller boyu taşınan sırlar, üstlenilen günahlar ve söylenemeyen gerçekler ile Botter Apartmanı’nın her köşesine sinen ağırlık, yalnızca binayı değil içinde yaşayan insanların hayatlarını da şekillendiriyor. Bir yandan Botter Apartmanı’nın tarihini ve yapılış sürecinde yaşananları öğrenirken bir yandan da yıllar sonra apartmana dönen psikiyatrist Kaan ile geçmişin izlerini takip ediyoruz. Yazar, geçmişle yüzleşmenin zorluklarını karakterlerin psikolojileri üzerinden başarılı bir şekilde aktarmış. Her karakter farklı yaralar taşıyor ve bunlarla kendi yöntemleriyle mücadele ediyor. Okurken, geçmişlerinin peşlerini bırakmadığı bu insanların hayatlarında huzurun ve mutluluğun neden hep eksik kaldığını derinden hissettiğim bir döngünün içinde buldum kendimi. Kaan ve Kerem kardeşlerin geç gelen itirafları, Zehra’nın kayıplarına rağmen yaşama tutunma çabası, Hamza’nın sorumluluklarının altında ezilişi ve Esta’nın eksik kalan parçaları tamamlama isteği… Hepsi farklı hikâyelere sahip olsalar da aynı noktada buluşuyorlardı. Geçmişin yüküyle sınanıyor ve içlerindeki eksiklik hissiyle yaşamaya çalışıyorlardı. Kitap akıcı olmasına rağmen bu duygu bana da geçti. Karakterlerin ve duyguların tam anlamıyla bir sonuca ulaşamaması hayatın gerçeklerine yakın dursa da, okur olarak bazı düğümlerin çözülmesini istemiş olabilirim. Atmosferi, tarihî arka planı ve karakterlerin iç dünyalarına yaptığı yolculukla keyifle okuduğum bir kitap oldu. Her ne kadar bende küçük bir eksiklik hissi bırakmış olsa da Botter Apartmanı’nın duvarları arasında saklanan hikâyeleri keşfetmekten hoşlandım. Keyifli okumalar…
Botter ApartmanıAyşe Övür · Remzi Kitabevi · 20191,531 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 10:57
İsmi ve kapağı gibi karanlık bir kitap değil İntihar Dükkânı. Ölümün de bir ticarete döküldüğü distopik bir dünyada geçiyor. Nesiller boyu insanlara ölüm aracı satan bir ailemiz var, Tuvache ailesi. Halk dünyanın o hâlinden o kadar umutsuz ve mutsuz ki ölümlerden ölüm beğeniyor. İnsanlara ölüm satan bu aile ve dükkân iç karartıcı bir şekilde anlatılmıyor. Teulé mizahı derdini anlatmak için kullanıyor. İsim seçimleri özenli; ailenin üç çocuğunun ismi de intihar eden ünlülerden geliyor, Vincent (Van Gogh), Marilyn (Monroe) ve Alan (Turing). Alan ailemizin hayat dolu, neşeli bir aykırı üyesi. Daha bebekken gülümsemesinden belli hayatta farklı bir amacının olduğu. Ufak ufak önce kendi ailesinden başlayarak bir dönüşüme öncülük ediyor. Umut, neşe bulaşıcı bir şekilde tüm topluma yayılıyor. Ancak bu umut ve neşe topluma yayıldığı hızda bana bulaşmıyor. Fikir olarak güzel olan bu hikâye beni tam olarak içine çekemedi. Belki dilinden belki olaylardan. O kadar korkunç bir dünyada (geceleri binalardan atlayan seller gibi insanlar anlatılıyor) doğum oranları da oldukça yüksek ki bu kadar müşterisi var dükkânın. Diğer yandan bunca yıllık aile geleneği olan bir işletmede karakterler bence çok hızlı dönüşüyor. Bu distopyada Tuvache ailesi asla intihar etmeye yanaşmıyor, yoksa insanlara kim ölüm dağıtır? Sanki yaşamak için bahane arıyorlar gibi. Belki de bu yüzden Alan umut aşılamada başarılı oluyor. Dünyaya geliş amacını gerçekleştirip aslında en Tuvache hareketi yapıyor. Tamamen neşeli bir tempoya kavuşan hikâye beklenmedik sonuyla şaşırtıyor.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsanlığın masumiyetini kaybettiği yer
10/10
·644 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 20:01
İlk cümleyi kurmak bile zor; belki de bembeyaz bir sayfayı katletmenin ilk adımı bu. Neyse, deneyeceğim. İnsanlık tarihinin, hangi din olursa olsun, en çok bilinen ilk hikâyesi Adem ile Havva ve o malum elma meselesidir. Hemen ardından ise Habil ile Kabil gelir. Bilinen en eski, en kadim hikâye; insanlığa dair en kıymetli ders, en sarsıcı kıssa... Anladığım kadarıyla John Steinbeck'in kendi aile hayatından da izler taşıyan bu eser, tam da bu Kabil ve Habil öyküsünü karakterler ve nesiller üzerinden muazzam bir şekilde yeniden yorumluyor. "Kötülük doğuştan mı gelir? Kalıtımsal bir geçiş var mıdır, yoksa sonradan mı kötü oluruz?" Bu ağır soruları okurken her satırda tepenizde hissediyorsunuz. Hakkında yazacak, söyleyecek o kadar çok şey var ki... Başlamadan önce o sayfa sayısı beni yorar diye korkmuştum ama inanılmaz güzel aktı. Kapağını her kapattığımda, bir an önce kitabın evrenine geri dönme isteği uyandırdı içimde. Bir kitaba 10/10 vermek pek âdetim değildir ama okurken defalarca kez "Keşke böyle bir şeyi ben yazmış olsaydım" dedim içimden... Kendimi bununla avuturken, sözlerimi kitabın isminin taşıdığı o derin anlamla bitirmek isterim: "Cennetin Doğusu" sadece coğrafi bir yer değil; insanın cennetten kovulduktan sonraki varoluş hâlinin ta kendisi. Kusurlu, acı çeken ama tüm bunlara rağmen seçim yapma özgürlüğüne sahip insanın metaforu. Aslında bu kitabı çok daha detaylı ve derinlemesine incelemek gerek. Ama uzun lafın kısası; buraya kadar okuduysan arkadaşım, git ve bu kitabı oku. Hadi, kapat burayı da okumaya başla ya da en azından hemen sipariş ver. :)
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 12. kitabı
Dag Solstad’ın Nihayet Mutluluk adlı eseri, ilk sayfalarda klasik bir otobiyografik metin izlenimi verse de yazarın son satırlarda belirttiği gibi makale niyetiyle başlayıp romana evrilen 62 sayfalık derin bir anlatıya dönüşüyor. Özellikle 30. sayfadan sonra hikâyenin netleşmesiyle kalbimde hissettiğim o ince sızı, aramızdaki nesiller boyu süren zaman farkına ve kendisinin 14 Mart 2025’teki vefatına rağmen, çocukluk ve aile bağlarına dair hissettiğimiz ortak duygularda asılı kaldı. Kitap sayfalarında bulduğum bu güçlü duygudaşlık, bana bu dünyada var olduğumu ve yalnız olmadığımı derinden hissettirirken, tahribatın acısına dayanma çabasını böylesine naif işleyen bir metin hayata çok daha sıkı sarılmama vesile oldu.
Nihayet! Mutluluk.Dag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 202622 okunma
Puan vermedi·180 syf.··
2026 125. kitabı
Bugün sizlere etkileyici bir kitapla geldim. @yazaresraatlilaar ’ın kaleme aldığı “Gölgede Büyümek”, kelimelerin gücüyle sessizliği bozan, nesiller boyu aktarılan kadın hikâyelerini merkeze alan, son derece dokunaklı ve edebi yönü güçlü bir eser. Eser, Ağrı Dağı’nın eteğindeki küçük bir köyden Büyükada’ya uzanan geniş bir coğrafi ve duygusal düzlemde şekilleniyor. Yazar, bu uzun yolculuğu sadece fiziksel bir yer değiştirme olarak değil, kadınların sessiz çığlıklarının, maruz kaldıkları büyük fedakarlıkların ve küçük vazgeçişlerin bir dökümü olarak ele alıyor. Kitabın en çarpıcı felsefesi, aslında “ziyan olmuş” gibi görünen hayatların ardındaki o muazzam saklı gücü açığa çıkarmak üzerine kurulmuş. Bir kadının ailesine, hayata tutunabilmek adına kendi içinden neleri feda ettiğini, anneanne figüründen başlayarak anneye ve oradan da bugünün kuşağına devredilen bir miras olarak okuyoruz. Kitapta en çok öne çıkan izlek, kadınların tarih boyunca “konuşamayarak” ya da “görünmeden” yaşamak zorunda bırakılması. Çocukluklarından, gençliklerinden ve en nihayetinde hayallerinden eksilen kadının, dışarıdan ne kadar güçlü görünürse görünsün, içten içe nasıl sessizce tükendiği gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Ancak yazar, bu tükenişi bir çaresizlik anlatısı olarak bırakmıyor; aksine, onların sustuğu yerden kalemi devralarak, yarım kalmış cümleleri tamamlamayı kendine bir borç biliyor. Kendi yoluna bakarken arkasında bıraktığı o “suskun ama kuvvetli gücü” fark eden bir anlatıcının gözünden, geçmişin gölgelerini aydınlığa kavuşturuyor. Kitabın “Bitmemiş Son” başlığını taşıyan final bölümü ise eserin edebi doruk noktasını oluşturuyor. Burada karşımıza çıkan kuşaklararası köprü, karakterlerin isimleriyle sembolleşiyor: Anneanne bir başlangıç, Neriman bir geçiş ve bugünün kadınları ise o hikâyenin
Gölgede BüyümekEsra Atlılar · İkinci Adam Yayınları · 20261 okunma
8/10
·112 syf.··
2026 38. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:49
Kendine has üslubuyla dosta müşfik ve o kadar lezzetli, düşmana sert ve bir o kadarda acı olmasının yanında gayet güzel bir eser. Müellifimiz olan Üstadımız Osmanlı devletinin son zamanlarında doğup o zamandan bu zamana kadar olan hadiseleri teşhis etmesi ve bizlere aktarması ise bizler ve gelecek nesiller adına büyükçe bir nimet. Bu vesileyle üstadımıza Allah'tan gani gani rahmetler dileriz, âmin.
Edebiyat
Osmanlı Tokadı Nasıl Atılır?Üstad Muharrem Cezbe · Mostar Yayınları · 201720 okunma