8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2022 241. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2022 09:53
Ulaş Özdemir'in 2017 yılında Kolektif Kitap'tan çıkan bir kitabıdır. Ulaş Özdemir, 1976 Kahramanmaraş doğumlu bir etnomüzikolog, akademisyen (İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda öğretim üyesi), bağlama icracısı ve araştırmacıdır. Aynı zamanda Alevi-Bektaşi müziği üzerine uzmanlaşmış bir müzisyendir. Kitap, Özdemir'in 1997-2002 yılları arasında Roll dergisinde yayımlanan yazı ve söyleşilerinden derlenmiştir. 20. yüzyılın önemli Türk halk ozanlarının (âşıkların) portrelerini çizer ve onların hayatları üzerinden Anadolu halk müziği ile kültürüne derin bir bakış sunar. Kitapta yer alan bazı önemli âşıklar ve bölümler: Söyleşiler: Âşık Mahzuni Şerif, Âşık İhsani, Mahmut Erdal, Ali Ekber Çiçek, Kul Hasan, Şahturna, Dertli Divani. Portre yazıları: Âşık Veysel, Nesimi Çimen, Davut Sulari, Kul Ahmet, Muhlis Akarsu, Feyzullah Çınar. Ayrıca gazeteci-ressam Fikret Otyam ile bir söyleşi. Kitap, âşıklık geleneğini, ozanların toplumsal rollerini ve müziklerini belgeleyen değerli bir kaynak olarak değerlendirilir. Röportajların samimiyeti ve âşıklara duyulan hayranlık öne çıkar; halk müziği ve edebiyatı sevenler için mutlaka okunması gereken bir eser olarak nitelendirilir.
Senden Gayrı Aşık mı YokturUlaş Özdemir · Kolektıf Kitap · 201713 okunma
Altı Delik Ayakkabılılara
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2025 19:52
Bir çift ayakkabının bu kadar öyküsü olur mu? Oluyormuş. Sunay Akın'dan okuduğum ikinci kitap olan Bir Çift Ayakkabı, içerisinde onlarca tarihi şahsiyeti barındırdığı gibi, bir çift ayakkabıdan yola çıkarak bize tarihin gizli saklı öyküleriyle farklı bakış açıları kazandırıyor. Önceden okumuş olduğum Ay hırsızı kitabında ise uzay ve ay temasıyla birçok değerimize misafir olmuştuk. Bir çift ayakkabı ile beraber de ayakkabılardan yola çıkarak kimlerin yanına gitmiyoruz ki? Nazım Hikmet, Sultan Abdülaziz, Yaşar Kemal, Zeki Müren, Uzun Ömer, Yuri Gagarin, Ahmet Taner Kışlalı, Nesimi Çimen... Kimler kimler. Önceki kitapla ortak kişilerin olması da ayrıca etkileyici. Kitabın bir denemeden ziyade bir belgesel havasında yazılıyor olması kitaba farklı bir boyut kazandırmaktadır. Sunay Akın bu dilde yazmayı çok iyi başarmaktadır. Kitaptaki bilgileri toplamanın kolay olmadığı kanaatindeyim. Sunay Akın'ın bu bilgileri çok emek sarf ederek bulduğunu ve kendi kalemiyle bambaşka bir boyuta taşıdığını düşünmekteyim. Bundan dolayı her ne kadar burayı okumayacak olsa da kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Öyle güzel denk gelişler vardır ki, hayatı orada aramak da keyiflidir epeyce. Son zamanlarda Nazım Hikmet'in Saman Sarısı şiirini dinlerdim. Kitabı okurken birden yazar önüme bu şiirden bir iki dize koymasın mı. Denk gelişler ne güzeldir: "Nazım Hikmet'in, "Saman Sarısı" şiirinde yer alan "bir ulu ırmak akıyor insan eli ilk mağaraya ilk bizonu çizdiğinden beri," dizesinde olduğu gibi Homo sapiens, bilgi denilen ulu ırmağı hep geleceğe akıtmak için çabalamıştır." Kitap, bir ayakkabıya artık eskisi gibi baktırmayacaktır. Çünkü neler neler olduğunu bilecektir bu kelimede. Ne öyküler olduğunu ne yaşanmışlıklar. Ayrıca insanoğlu o kadar farklı yaşanmışlıklara sahip ki, ayakkabıda bile
Bir Çift AyakkabıSunay Akın · İş Bankası Kültür Yayınları · 20113,428 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Doğu'nun ve Batı'nın Sentezlendiği Kişilik
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2025 21:38
Bu toprakların Homeros'u doğdu. O kadar yerinde ve o kadar doğru bir cümle ki, böyle bir üstadı anlatmak ancak böylesi doğru bir teşbih ile mümkün olabilir. Meral Saklıyan bir kelime ile çok iyi özetlemiş. Yaşar Kemal'i okumak benim için ekmek ve suya ihtiyacımın olması gibi bir şey. Hani insan oturunca bir anda aklına ya su içmediği ya yemek yemediği gibi temel ihtiyaçlar gelir ya işte bende oturunca durduk yere bazen Yaşar Kemal okumam lazım diyerek birçok kitabını okumuştum. Çünkü benim için bu üstad, yaşamı önüme seren, bana bu toprakları anlatan ve güneşin tenimde o sarı sıcak ile kavrulmasını sağlayan kişi. İnce Memed, Teneke, Ağrı Dağı efsanesi ve daha birçok kitabını kendimce özümsemiş ve anlamış olmanın memnunluğu ile okumamış olduğum kitaplarını da ihtiyaç duyduğum anların gelmesini bekleyerek hayatıma yayacağım. Ağaların zulmü, insanların yılmaması, el ele vermesi, umudun hiç kopmaması ve ne olursa olsun mücadele ruhunu ben Yaşar Kemal'den öğrendim, hem de İnce Memed'den. Yaşar Kemal bir halk ozanıdır. Destan yazarıdır. İnsanlığın acısını anlatır. Acıyı derinden hissederek başkasına geçirir. Bu toprakların kıymetini bilip deyişlerini yazıya çeviren ve biz gelecek nesillere ''toprağınızın kıymetini bilmelisiniz, bakın nasıl bir zenginlik içindesiniz'' diyendir. Tam anlamıyla anlayabildiğimizi sanmıyorum dediklerini. Çünkü bugün hala Yaşar Kemal adının ne anlama geldiğini bilmeyen, onu tanımayan bir sürü insan var ülkemizde. Çukurova'da Türkmen köyü olan Hemite'de dünyaya gelir Kemal Sağdık Göğçeli. Daha küçüklüğünden itibaren dayılarının birer eşkiya olması belki de İnce Memed'in, Yaşar Kemal'in zihninde oluştuğu döneme denk gelir. Gerek kendi ailesi gerekse köy halkının mücadeleci tavrı belki de Yaşar Kemal'in yazarlığa adım atması için destekleyici bir
Edebiyat
Yaşar KemalMeral Saklıyan · Everest Yayınları · 2025559 okunma
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2023 19. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2023 00:23
'Yaşanan'a tanıklığı şiirinin odağına yerleştiren Kemal Özer, bu tutumunu Temmuz İçin Yaralı Semah'ta da sürdürüyor. 2 Temmuz 1993 Sivas yangınında 'yaşananlara şiirlerle bakıyor. Yangının yol açtığı ölümleri, ölümlerin yol açtığı duyguları, tepkileri, acıları, dramları görünür kılmayı amaçlayan bu şiirler, bir tanıklığın tutanağı olduğu kadar, 'yolun sona erdiği yerde yeniden yola çıkan'ı da içinde barındırıyor. Suçun üstüne gitmeye yönelen bir yürüyüşle döne döne, tıpkı semah gibi. Temmuz İçin Yaralı Semah, gömülmek istenene, unutturulmak istenene karşı bir suçüstü kitabı. Arka Kapak Yazısı Sivas/ Madımak Otelinde 2 Temmuz 1993' te 33 Aydın/ Yazar/ Şair/ Ozan/ Sanatçı/ Bilim ve de Akademisyenlerden oluşan; Pir Sultan Abdal etkinlikleri kapsamında ilk defa Sivas'ta gerçekleştirmesi planlanan ve de Kültür Bakanlığı tarafından davet edilmiş olup yaklaşık bir hafta sürmesi planlanan etkinlik ilk başta Pir Sultan Abdal heykeli açılışı ve akabinde Yazarlar ve Akademisyenlerden oluşan bir takım paneller ve günün akşamında da Sanatçılar tarafından; Arif Sağ, Muhlis Akarsu, Nesimi Çimen, Hasret Gültekin ve bir kaç sanatçının katılımıyla konserler düzenlenerek etkinlik devam ediyor iken Cuma günü bir Cuma Namazından çıkan bir grup Sivas Kültür Merkezine saldırarak ve polisin müdahalesiyle 500 kişilik grup dakikalar içinde 5 bin kişiyi bulup ilk başta Pir Sultan Abdal heykeli yıkılmış ve Valilik ile Madımak Oteli arasında çok kısa bir mesafe (200-300) mt. Den sonra Otelin önünde toplanıyorlar. Olayın Toplanan Güruh tarafından günler öncesinden Aziz Nesin bahane edilerek yapılmak istenen Katliamın meşrulaştırılması ve Zemini "Müslüman Kamuoyuna" adı altında bildiriler dağıtılarak kitlesel bir Katliamı ne yazık ki Devletin de 8 Saat TV lerin Canlı Yayınlarında Otelin Yakılışını
Arka Kapak Yazısı/ İnceleme
Temmuz İçin Yaralı SemahKemal Özer · Yordam Kitap · 200853 okunma
8/10
·248 syf.··
2021 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2021 01:23
Bu güzel şiirleri yazan şairimiz 93/Sivas cehenneminde katledildi. Metin Altıok, Muhlis Akarsu, Nesimi Cimen, Edibe Sulari ve digerleri gibi... Öldürüldüğünde 44 yaşındaydı. Yaşasaydı daha ne güzel eserler bırakırdı kim bilir. Onno Tunç, Kazım Koyuncu, Hasret Gültekin, Arkadaş Zekai Özger ve erken yaşta kaybettiğimiz diğerleri gibi...
Şiir
DüelloBehçet Aysan · Kırmızı Kedi Yayınları · 2014818 okunma
Bugün de ölmedim anne.
9/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2021 19:11
8 Şubat 1958'de Ankara'da doğdu Ahmet Erhan. Futbolcuydu önceleri. Ağır bir sakatlık sonrası şiire yöneldi. İyi ki de öyle yaptı. Genç yaşına birçok şiir ödülü sığdırdı Ahmet Erhan. "Sekiz Şubat Bindokuzyüzellisekiz. Doğum nedeni: Bilinmiyor. Ülkesi: Akdeniz Anne niye doğurdun anne beni?" Henüz 18'inde babasını kaybetti, çok sevdiği babasını. Adını aldı sonra babasının, adını ve acısını. Babasının adı Ahmet İzzet, kendi adı Erhan Bozkurt. "Buyrun, ben Ahmet Erhan" Bugün de ölmedim anne... bir devrin özeti işte bu cümle. 70-80 devrinin özeti. Ahmet Erhan'ın gençlik zamanlarının özeti. Bu kayıp devri yaşayanlardan biri olarak yazdı hem de slogan atmadan, bağırıp çağırmadan, kendine has üslubuyla anlattı bize olanları. Bu devrin şairlerinin acısı, acısını yansıtması çok başka oluyor. Ahmet Erhan da öyleydi. Acısını, yarasını anlattı. Birçok acı sığdırmıştı nasıl olsa kısa denebilecek hayatına. En yakın dostlarından olan Behçet Aysan'ı olabilecek en acı şekilde kaybetti. Tarihin en büyük utanç kaynaklarından birinde, Sivas Madımak katliamında kaybetti onu. "Buna dayanamam, bu yalnızlığa" demişti bu acı kayıp üzerine. Yetmemişti çektiği acıları, bir de o illet hastalık yapıştı yakasına. Gırtlak kanseri yakalamıştı bir de yakasından, bu çağın yaptıkları yetmez gibi. Bu hastalık üzerine "Ben kendimi dağ sanırdım Hacer" yazdı, hastane odalarında yanıbaşından ayrılmayan eşiydi Hacer. Necatigil'in deyişiyle, bu "çok çiğ çağ" dan göçüp giderken de yaptı yapacağını, Turgut Uyar'ın doğduğu gün ayrılıverdi, nasıl niteleyeceğimi bilemediğim; adına yaşam dediğimiz bu şeyin içinden. Behçet Aysan'ın, Metin Altıok'un, Asım Bezirci'nin, Nesimi Çimen'in, Hasret Gültekin'in yanına gitti; o güzelim insanlara katıldı nihayetinde. 1. Ciltte belirgin bir 70-80 devri atmosferi hakim. Tekrar
1000Kitap
Burada Gömülüdür 2. CiltAhmet Erhan · Kırmızı Kedi Yayınları · 20151,603 okunma