"Lakin içten içe 'Şu dünyada en çok sevip güvendiğim insan dahi beni anlamıyor ya,' diye düşündükçe hüzünleniyordum. Kendimi anlatmanın bir yolu olduğu halde anlatacak cesareti bulamadığımı düşündükçe de daha bir hüzünleniyordum."
"İnsan denen varlığın göğsüne yerleştirilmiş o karmaşık cihaz, saatin ibreleri gibi kati ve yalansız, etrafındaki sayıları işaret eden bir şey olabilir mi ki?, diye kendime soruyordum."
"Hani insan bünyesi kötü durumdayken kestirdiğinde sadece gözleri açılıp etrafındakileri açıkça görebilmekteyken bir türlü el ayağını hareket ettiremediği anlar olur ya, ben de kimseler bilmezken zaman zaman böyle bir sıkıntıdan mustarip oluyordum."