Uzak tanıdıklarınızın yüzü net gelir gözünüzün önüne ama sevdiklerinizin yüzü bir türlü tamamlanamaz. Çünkü gülüşleri, kaş çatışları, yüz ifadeleriyle tanırsınız onları; tek bir sabit resim olarak değil, binlerce anının toplamı olarak.
Alıntı
Fakat insanın hayatta, imkânsız, anlamsız ve akıl almaz olanın gerçekte sıradan ve bir o kadar basit olduğunu kavradığı anlar vardır. Birdenbire hayatın mekanizmasını görürüz: Önemli saydığımız figürler gömülüp gider, arka plandan başkaları, hakkında net bir şey bilmediklerimiz öne çıkar ve aniden, ortaya çıktıkları anda idrak ederiz ki biz onları bekliyormuşuz, onlar da tüm kaderleriyle bizi.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kızgınlığı, öfkeyi doğal hâliyle ortaya koymanın, bağırıp çağırmanın rahatlattığı düşünülür. Ancak bu doğru değildir, çünkü slldırganlık insanı daha çok uyarır. Kızgınlık bir dalga gibidir. Bir taş atıldığında halka halka genişleyerek yayılan suya benzer. Kızgınlığı kontrol etmek için aşağıdaki yöntemler uygulanabilir: 1. Olumlu davranışlar sergilemek: Genelde kişi ne düşünür, ne hissederse öyle davranır. Kızan kişinin sesi yükselir, suratı asılır, el kol hareketleri sertleşir. Bunun tam tersi de geçerlidir; yani duyguların davranışları belirlemesi gibi, davranışlar da duyguları belirler. Örneğin kaygılı olduğu hâlde kaygısız ve sakin davranan kişinin kaygısı azalır, öfkesi geçer. Bununla ilgili yapılan bir araştırmada, tiyatro oyuncularından birkaç duyguyu canlandırmaları istenmiş. Oyuncular kızgın kişiyi oynamış; daha sonra yapılan MR ve kan ölçümlerinde, oyuncularda kızgınlık işaretleri bulunmuş. Buna karşılık, mutlu kişiyi canlandırdıklarında kendilerini mutlu hissettikleri belirlenmiş. Davranışın, paralelindeki duyguyu da etkilediği görülmüş. 2. Duyguyu tanımlamak: Özellikle kızgınlık gibi olumsuz duygular yaşandığında insanın kendini doğru bir biçimde anlatması hiç de kolay değildir. İçimizden geçenlerle ağzımızdan çıkanlar çok farklı olabilir ve bu fark, ilişkilerimizde istemediğimiz sonuçlara yol açabilir. Kızgınlığı neden ve nasıl yaşadığımız hakkındaki farkındalığımız, davranışlarımızı bu duygunun değil; irademizin kontrol etmesine yardımcı olacaktır. Kızgınlığı dışa vurmadan önce irdeleyin: Neye kızdınız? Kızgınlığınızı farkında olmadan farklı bir nedene bağlayıp yansıtıyor olabilir misiniz? Hissettiğiniz gerçekten kızgınlık mı; yoksa hınç, kıskançlık, alınganlık, kaygı gibi duygularınızı karşınızdakine kızgınlık olarak mı yansıtıyorsunuz? Duygunuza
Sayfa 147
On yedi yaş bizim için hâlâ çocukluk dönemi sayılabilecek bir yaştır ve bu yaştaki birine so- rumluluk vermek konusunda iyi hissetmeyiz. Ancak o dönem için böyle değildi. Erkek çocukların ellerine ok ve yay erken yaşlarda veriliyor, on iki yaşına gelen erkek çocuklar ciddi savaşların içerisinde bulunuyorlardı. Fa- tih'in İstanbul'u yirmi bir yaşında fethettiğini düşünür- seniz, Mete'nin nasıl bir noktaya geldiğini daha net an- larsınız.
Sayfa 39 - Lopus yayınevi·Kitabı okudu
“İntikam; taş atana taş atmak değil, taş atanı unutmak, atılan taşı saklamaktı benim dünyamda. Öyle yaptım. Göğsümün ortasına, kalbimin durgun sularına atılmış o taşı, hayali bir yakut gibi boynuma taktım. Üzerine tırnağımla iki çift laf kazıdım. Güneşe doğru tutunca daha net okunuyor: "Güvendiğiniz dağlara kar yağdığında, üzülmeyin. Kıç üstü oturun ve sessizce aşağı doğru kayın. Baharı görene kadar..."
Bir sürü şey hatırlıyorum, Ama hiçbiri net değil kafamda ,bir kavga hatırlıyorum , Ama bilmiyorum sebebi neydi. Hey koca Tanrım! Biz insanlar ağızları mizin içine düşman sokuyoruz, kapıp kaç sinlar diye akılları mızı! Neşe eğlence, coskunluk, taşkınlık ile birer hayvan olup çıkıyoruz!
Sayfa 54·Kitabı okudu