Kızgınlığı, öfkeyi doğal hâliyle ortaya koymanın, bağırıp çağırmanın rahatlattığı düşünülür. Ancak bu doğru değildir, çünkü slldırganlık insanı daha çok uyarır. Kızgınlık bir dalga gibidir.
Bir taş atıldığında halka halka genişleyerek yayılan suya benzer.
Kızgınlığı kontrol etmek için aşağıdaki yöntemler uygulanabilir:
1. Olumlu davranışlar sergilemek: Genelde kişi ne düşünür, ne hissederse öyle davranır. Kızan kişinin sesi yükselir, suratı asılır, el kol hareketleri sertleşir. Bunun tam tersi de geçerlidir; yani duyguların davranışları belirlemesi gibi, davranışlar da duyguları belirler. Örneğin kaygılı olduğu hâlde kaygısız ve sakin davranan kişinin kaygısı azalır, öfkesi geçer. Bununla ilgili yapılan bir araştırmada, tiyatro oyuncularından birkaç duyguyu canlandırmaları istenmiş. Oyuncular kızgın kişiyi oynamış; daha sonra yapılan MR ve kan ölçümlerinde, oyuncularda kızgınlık işaretleri bulunmuş. Buna karşılık, mutlu kişiyi canlandırdıklarında kendilerini mutlu hissettikleri belirlenmiş. Davranışın, paralelindeki duyguyu da etkilediği görülmüş.
2. Duyguyu tanımlamak: Özellikle kızgınlık gibi olumsuz duygular yaşandığında insanın kendini doğru bir biçimde anlatması hiç de kolay değildir. İçimizden geçenlerle ağzımızdan çıkanlar çok farklı olabilir ve bu fark, ilişkilerimizde istemediğimiz sonuçlara yol açabilir.
Kızgınlığı neden ve nasıl yaşadığımız hakkındaki farkındalığımız, davranışlarımızı bu duygunun değil; irademizin kontrol etmesine yardımcı olacaktır. Kızgınlığı dışa vurmadan önce irdeleyin: Neye kızdınız? Kızgınlığınızı farkında olmadan farklı bir nedene bağlayıp yansıtıyor olabilir misiniz? Hissettiğiniz gerçekten kızgınlık mı; yoksa hınç, kıskançlık, alınganlık, kaygı gibi duygularınızı karşınızdakine kızgınlık olarak mı yansıtıyorsunuz? Duygunuza