"Dayan Yosun Kafa." Bu Annabeth'in sesiydi, onu şimdi çok daha rahat duyuyordum. "Benden bu kadar kolay kurtulamazsın." Annabeth'i görebiliyordum.
"Bazen çok şapşal oluyorsun," dedi ve gülümsedi. "Haydi, elimi tut."
Aniden zihnimde tüm anılarım canlandı. Her şeyi daha net hatırlayabiliyordum. Bedenim artık erimiyordu. Adım Percy Jackson'dı. Uzanıp Annabeth'in elini tuttum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bireyler mutluyken sağırlaşırlar. Neden böyledir bilmiyorum ama öyle olduğunu bizzat gözlemledim. Mutsuzluk duymamıza yardım eder. Acı çekerken daha fazla şeyin farkına varırız. Güzelliği daha net görür, başkalarının çilesini daha rahat duyarız. Beni geri getirdiğinden beri her gün doğumu daha parlak geliyor, her esinti haz veriyor. Sanırım trajedilerden sağ kurtulan kişiler yaralanmaktansa arınıyorlar. Kulaklarındaki kir çıkıyor ve gözlerinin önündeki bulutlar dağılıyor. Dünya ile aralarındaki engeller kalkıyor."
Çoçuklarımızla aramız iyi olsaydı ebeveynlerin gençlerin üzerinde ne gibi etkiler yarattığı sorusu bu kadar önem arz etmezdi.Çocuklarımız gerçekten kendi ayaklarının üzerinde durabilmeyi kendilerine yön verebilmeyi ve kendilerine yetmeyi başarabilselerdi kim olduklarının farkına varabilseler ve hayatta yönlerini kaybetmeyip net bir amaca sahip olsalardı bizi dinlememeleri veya değerlerimizi benimsememeleri belki de kabul edebilirdi.
Kendisi hakkında net olmayan bir hayat kaçınılmaz olarak pürüzlü bir yüzey gösterir; belli olguları ve aşikâr uyumsuzluklarını göze almaktan kaçındılar; bunları daha yüksek bir anlaşmada çözmeyi deneyecek ya da bunun iç gerekliliğini algılayacak kadar benimle ilgilenmediler. Bu yüzden benim hakkımdaki görüşleri hep tek taraflı oldu, ben de, bunun sonucu olarak onların sözlerine çok fazla ya da çok az bir ağırlık verdim. Artık onların tesirinden ve yaşama alanım üzerindeki muhtemel yanıltıcı etkisinden geri çekildim. Böylece bir kere daha hayatıma başka bir şekilde başlamam gereken noktada duruyorum. Şimdi kendime sakin bir bakış ayarlayıp ciddi hareket etmeye başlayacağım; çünkü ancak bu şekilde, çocuğun ilk bilinçli eylemiyle kendisine "ben" demesi gibi, kendime daha derin bir anlamda "ben" diyebileceğim.
Fakat bunun için sabır gerekir, insan ekin eker ekmez biçemez. Müritlerine üç yıl suskun durmalarını emreden, bu sürenin sonunda her şeyin yoluna gireceğini söyleyen filozofun yöntemini aklımda tutacağım. İnsan şölene şafakta değil güneş batınımda başlar. Tinsel âlemde de böyledir, ışığın parlayıp belirmesi ve güneşin bütün ihtişamıyla parlayıp çıkması için ilk önce biraz çalışmak gerekir. Her ne kadar Tanrının güneşi iyinin üstüne de kötünün üstüne de doğurduğu, yağmuru haklının üzerine de haksızın üzerine de indirdiği söylense de tinsel âlemde durum böyle değildir. Ve zarlar atıldı bu yolun dönüşü yok artık! Bu yol beni kesinlikle mücadeleye götürür; ama vazgeçmeyeceğim. Geçmiş için yas tutmayacağım -neden yas tutayım ki? Enerjiyle çalışacağım, o sırada daha da derine gittiğini unutup ne kadar gömüldüğünü hesaplamaya başlayan bataklığa saplanmış adam gibi yas tutarak zamanı boşa harcamayacağım. Keşfettiğim yol üzerinde hızla yol alacağım, Lut'un karısının yaptığı