Varoluşunu ne kadar düşünürse düşünsün, hemen yaşamın sonu olduğu düşüncesi de geliveriyordu aklına. Bunun tam tersi de geçerliydi: Bir gün yok olacağını kuvvetle hissederse, yaşamın nasıl sonsuz bir değere sahip olduğunu da asıl o zaman anlıyordu.
Bazen dış görünüşünü o kadar acayip buluyordu ki, sakın bir doğum hatası olmasın,diye soruyordu kendi kendine. Zaten annesi de zor bir doğum olduğunu anlatmıştı. Ama insanın nasıl göründüğü, doğumuna mı bağlıydı gerçekten?
Kim olduğunu bilememesi komik değil miydi? Ya kendi görünüşünü belirleyememek biraz fazla kaçmıyor muydu? Sanki beşiğinde gelip bulmuştu bu görünüş onu. Arkadaşlarını seçebilirdi belki, ama kendisini seçmemişti. Hattâ insan olmaya bile karar vermiş değildi.