Berra

Berra
@neverbeapoem
23 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2023 30. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2023 15:48
Dorian Gray'in Portresi Oscar Wilde 1890'da ilk kez yayımlanan bu eser Oscar Wilde'nin tek romanı. Yayımlandığı yıllarda ingiliz basınının tepkisiyle sansüre maruz kalmış.İrlandalı yazar Romanındaki 3 ana karakter için Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişi, Lord Henry dünyanın ben sandığı kişi, Dorian gray ise benim olmak İstediğim kişidir belki başka bir çağda diyerek aslında istediği kişiyi temsil ettiğini söylüyor. Konusu: Dorian Gray son derece yakışıklı bir adamdır. Arkadaşı ressam Basil Hallward genç adamın güzelliğinden etkilenir bir portresini yapar. Ressamın evinde Hord Henry'yle tanışır Dorian bu yeni dostunun gençlik ve haz üzerine düşüncelerinden çok etkilenir; hayattaki en önemli şeyin güzellik olduğuna inanan genç adam, portresini kıskanmaya başlayınca, kendisinin yerine onun yaşlanmasını diler ve tüm hayatı bu dilekten sonra değişir. Her satırı altını çizecek kadar başından sonuna bayıldığım bir eser. Kitap aslında doyumsuzluğun gitgide ruhu nasıl zehirleyeceğini ve bunun bize nasıl yansıyacağını çok güzel anlatmış. Çok güzel diyorum çünkü böyle güzel bir eseri yorulmadan sıkılmadan okuyabileceğiniz yalın dili var, derin anlamlar içeren cümleleri için bile okuyabilirsiniz. Altını çizdiğim bir kaç alıntıyla sonlandırmak istiyorum. Çünkü genceciksiniz ve gençlik sahip olunabilecek en kıymetli şeydir. Zekâ güzellikten hiç şüphesiz daha kalıcıdır. Yaşanan hiçbir şeyden pişman değilim. Bu olay sayesinde kendimi daha iyi tanıma fırsatı buldum. İnsanoğlu nelerden vazgeçmişti, hem de ne kadar değmeyecek şeyler uğruna! Affetmek söz konusu değilse de unutmak hâlâ mümkündü.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399bin okunma
Reklam
Kim demiş 'Günahsızdır Tanrı'?
Puan vermedi·687 syf.··
2023 11. kitabı
İnsanlığın, düşünme becerisini kazandığı günden beri, düşünce ve inanç dünyalarına ısrarla hükmeden en eski olgu Tanrı'dır. Tanrı, düşüncenin ve inancının arkhesidir/ilk ilkesidir. Dolayısıyla insan, Tanrı olmaksızın ne varlığı anlamlandırabilir ne de varlığın bilgisine ulaşabilir. Ya da ilk başlarda böyle kabul ediliyordu. Hali sebepten kadim dönemdeki bütün zihni faaliyetler, -yani düşünce ve inanç- Tanrı üzerine bina edilmişti. Bu kabulün nihai sonucu olarak Tanrı, doğru ve yanlışın ölçütü, varlığın kaynağı, hukuki normların en temel normu, erk, dolayısıyla hukukun meşruiyeti, dahi devletin de varlık sebebiydi. Yani tabiri caiz ise kadim dönem için tanrı, hangi taşı kaldırsanız altından çıkan şeydi. Hatta bununla da yetinmeyip kaldırdığınız o taş da, taşı kaldıran siz de tanrı olmak zorundaydınız. Bu durumu aksi hem düşünceye hem de inanca mugayir kabul edilirdi Fakat yakın dönemde insanlık-farklı ve belki de haklı gerekçelerle- Tanrı ile olan irtibatını kesmeye niyetlendi. Bu durumun doğal bir neticesi olarak da önce Tanrı'da kusurlar aramaya başladı ardından da kusurlu tanrıyı reddetmekte gecikmedi. Çünkü onlara göre Tanrı, özgürlüğün önündeki en büyük engeldi. Ve özgürlük ancak Tanrı'sız bir yaşamda mümkün olabilirdi. -Burada özgürlük ile kuralsız ve menfaatin merkeze alındığı bir yaşamı kastetiyoruz-. Dolayısıyla Tanrı'da ziyadesiyle kusurlar arandı.. Bu kusurların başında ise "kötülük problemi" yer aldı. Bu probleme göre hayatın içerisinde kötülük mevcuttu ve İyi bir Tanrı'nın yarattığı hayatta kötülük bulunmaması gerekirdi. Oysa hayatta kötülük mevcuttu...
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma
9/10
·504 syf.··
2023 19. kitabı
Almanya Berlin de başlayan hikaye, Türkiye de son buluyor. Yıldız Başkomiser ve ekip arkadaşı Komiser Tobias cinayet masa polisleri olarak cinayetlerini mitolojik unsurları kullanarak işleyen seri katilin peşine düşerler. Konu kısaca budur. Kitabın girişinde Palmira Antik Kentin yerine düşmana söylemeyen Halid Esad in anısına yazar. Burada da bu Zeus Altar i konusuna ne kadar üzüldüğünü Ümit in görebilirsiniz. Küçük bir iğneleme vardır bu cümlede aslında. Kitapta Zeus, Olimpos, Bergama, sevgilisi Ganymedes,Hades gibi A dan Z ye tüm mitolojik karakter ve mekanları görebilirsiniz. Mitolojiyi de kısacık öğrenebilirsiniz.Zincire Vurulmuş Prometheus ve Frigya Kralı Midas in hikayeleri mesela kitapta mevcut. Ahmet Ümit'in mitoloji bilmemek çok saçma ve cahilce gibi bi tavrı var, bazı cümlelerde bu beni açıkçası rahatsız etti. Ayrıca polis dahi olsa Türklerin Almanya da yaşadığı 2.sınıf muameleyi de çok iyi İşlemiş yazar. Benim gurbetçi akrabalarımın anlattıkları gibi söyledikleri.Tespitleri kusursuz.Ayrıca bi ülkede yaşamayan kişilerin, kendi ülkelerine dönüp oy kullanmaması gerektiğini belirtmiş. Bu düşüncesini alkışlıyorum. Katıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. 80 darbesi dönemi mağdurları ve Almanya ya göç eden Türkler unutulmamış kitapta. Başka bir satırda ise Sivas Katliamını anmış bu da hoşuma gitti. Faşizm örnekleri için uygun bi konu. Halle ve Hanau da ırkçı saldırıdaki ölen Türkleri de bizlere tekrar hatırlatmış sağ olsun. Faşizm konusuna bunu da bir diğer örnek olarak veriyor. Almanya diyince tabi Otta ve Neo naziler yani Hitler yanlıları unutulur mu? Bu konuya da değinmiş. Faşist kafaların güncel dönemde de aynen devam ettiğini bizlere göstermiş. Pergamonun hikayesini taaaa İskender in dönemine inerek anlatmaya başlamış. Agamemnon, Helen, Truva Savaşı yine
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
10/10
·420 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Elif Şafak Aşk romanında aşkı anlatırken Amerikalı bir ev kadınının hikayesini kullanıyor. Ella ismindeki orta yaşlı ve düzenli bir hayatı olan kadın iş arayışına girer ve fırsat olarak karşısına bir yayınevinde editör asistanı olarak bir iş çıkar. Okumayı seven Ella Zahara...
AşkElif Şafak · Doğan Kitap · 200976,6bin okunma