İnceliğim, dal gibiliğim, ellerim… İnsanın hayatla kurduğu ilişki en çok ellerinden okunurmuş. Ellerimden okunuyor: Sakin, zarif, yavaş, kuru. Usul usul saça, yaprağa, suya, kapıya değiyor. Usulca günü geceye, geceyi güne çeviriyor. Ellerim, hayata karşı yeni bir merhamet.
Yol uzun, güzergâh zorlu; ne demeliyim?
Zarif kardeşim benim,
Seni aldım yanıma, ikizimi almış yürüyor gibiyim.
.
Sana yıldız sana güneş mi demeliyim,
Günümde hayret gecemde hayret istedim
Yer yer senin gibiyim ben yer yer kendim.
.
İnsan olan yerlerim çok ağrıyor,
Olsun, yine de sen kapanma, bu sıra benim,
Yerine bırak ben incineyim.
Çoğu insan zordur, bazı insanlar ise korkak, yalnız ve kayıptır. Neden burada olduklarını, yaşam amacını ve nedenini bilmedikleri için, kendi içlerinde yarı ölüdürler.
Onunki ucuz bir güzellik değil, üzerine zaman içinde tam olarak uyan, birçok defa zorlu şekilde yıkanıp, rengini birden fazla anlam içinde muhafaza edebilen bir güzellikti.