İslâm insanı, İslam'a bir çağrıştır.
Hem kendisini hem başkasını, sürekli olarak, mutlak'ın, insan şahsiyetinde, toplumda, tarihte ve tabiatta,
zamanda ve mekanda yansıması demek olan islama çağıracaktır İslâm insanı.
Tek kişiyi çagiracak,
toplumu çagıracak, tarihi çagıracaktır. Zamanı çagıracak, mekan çagıracaktır.
İslâm insanı, bir çagrıdır.
Bir başka anlatımla, müslüman, kendini müslüman bilmek veya saymakla müslüman olamaz.
Müslümanlığı bir varoluş haline getirmek borcundadır. Oluştan varoluşa geçmek, bu geçişi sürekli
olarak geliştirmek ve verimlendirmek, bu varoluşun şuur ve sorumluluguyla dolup taşmak kaygısını taşımalıdır.
Hem ümmi bir Zatın ( A.S.M.) efal ve akval ve ahvalinden çıkan İslamiyet, her asırda üçyüz milyon insanın rehberi ve mercii ve akıllarının muallimi ve mürşidi ve kalblerinin münevviri ve musaffisi ve nefislerinin mürrebisi ve müzekkisi ve ruhlarının medarı inkişafı ve madeni terakiyatı olması cihetiyle, misli olmaz ve olmamıştır.
...Başka bir ifadeyle bu döneme esas olarak şahıslar ve onların davranışları merkezli değil, hadislerin sebep ve sonuçları merkezli ve fikir/ düşünce odaklı bakılması gerekir...