Kayıp Coğrafya "Doğu Türkistan"
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 10:41
Bu kitabı okuyunca Doğu Türkistan'a dair ne kadar bihaber olduğumuz tokat gibi çarptı yüzüme. Nasıl bir baskı ve zorbalığa maruz kalıyorlarmış anladım. Çin'in asimile etmek için her türlü terör propagandası altında zorba eğitimleri, Uygurları ucuz işçilikte kullanmaları (karın tokluğuna), günlük hayatın içerisinde özgürlükleri bile kısıtlı, herhangi bir muhabbetten tutun İslami bir davranış, hal, tutum, şekile tahammülleri zaten olmayan Çin yönetimi ne kadar çok baskıya maruz bırakıyormuş meğer Uygur Müslümanlarını... O kadar üzücü ki maalesef bunlar yaşanıyor mu böyle bir devirde diye insan düşünmeden edemiyor. Anlatacak çok şey var ama siz okuyun anlayacaksınız demek istediklerimi zaten ziyadesiyle. Mutlaka okuyalım çünkü yazımında emeği geçenler hiçte kolay olmayan şartlar altında bizzat müşahede edip yaşayarak bu eseri bize sunmuşlardır, bizim de okuyup artık haberdar olmamız gerekiyor. Sonunda şunu söylemek istiyorum Allah nurunu elbet tamamlayacaktır, nice kendini yenilmez sananlar geldi geçti saltanatları çöktü ey Çin seninde sonun elbet gelecektir... Çöküşünü görmek nasip olsun.
Din
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,118 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 46. kitabı
Bir sonnn… Ah canım “CARTON..” “Onca kalabalığa rağmen bu nasıl bir yalnızlık…” “Dayanamadığım bir şey varsa o da şu belirsizlik…” “Ne çok insan ve ne büyük ıssızlık…” Daha nice anlamlı sözleri içinde barındıran mükemmel bir eser… Kesinlikle herkese tavsiye ederim… Herkesin hayatında mutlaka okuması gereken bir başyapıt… Fedakarlık, Aşk, Dostluk,… herşeyi barındırıyor… Çekilen acılar öyle güzel dile getirilmiş ki… Ben bayıldım… Araya biraz zaman girmesine rağmen güzel akan, anlaşılır bir dil, üslup,… Biraz edebi yönü ağır olan bir kitap olsa bile buna değer…
Düşünce
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·204 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:18
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Filibeli Ahmet Hilmi'nin ( 1865-1915), A'mak-ı Hayal adlı romanı hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Türk edebiyatının ilk felsefi ve gerçeküstü romanı kabul edilen bu eser, 1910 yılında yayımlanmıştır. Eser, doğu-batı felsefesi, yunan mitolojisi, islam tasavvufu, uzakdoğu inançlarının harmanlanarak yazıldığı bir eseridir. Eserin konusuna gelecek olursak; ​eser, iki ana bölümden oluşur. Romanın başkişisi Raci, iyi bir eğitim almış, ancak aldığı batılı-pozitivist eğitim ile geleneksel inançları arasında sıkışıp kalmış, büyük bir fikri ve ruhi bunalım yaşayan genç bir memurdur. Raci, içine düştüğü bu varoluşsal krizden kurtulmak için bir gün bir mezarlıkta Aynalı Baba adında bir dervişle karşılaşır. Aynalı Baba, kulübesinde yaşayan, her tarafı aynalarla kaplı, ney üfleyen, garip ama bilge bir adamdır. Aynalı Baba Raci'ye kahve ikram eder ve ney üfler. Raci, bu ezgiler eşliğinde her gün derin bir uykuya/vecd haline dalarak hayal aleminin derinliklerine fantastik ve sembolik yolculuklar yapar. Raci bu seyahatlerinde hedefine ulaşmak için Buda’yla Hiçlik Zirvesi’ne, Yunan tanrılarının bulunduğu Olimpos Dağı’na, Hürmüz ile Ehrimen’in savaş meydanına, Simurg’un sırtında Merih gezegenine, Kaf Dağı’na ve daha birçok yere gider. Raci hakikatin peşinde nice âlemde, boyut ve mekânda dolaşırken biz okurlara Ahmet Hilmi’nin Doğu ve Batı felsefesi, tasavvuf, mitoloji, dinler tarihi üzerine kurduğu bu gerçeküstü romanı izlemek düşüyor. Kitap muhteşem bir kurguyla yazılmış, muhtemelen batıda yazılan bir eser olsaydı kült eserler içinde yer alırdı. Bu kitabı okuyup iyice anlamak için biraz mitoloji, felsefe ve tasavvuf bilgisine sahip olmak şart. Bazen biz de Raci gibi çıkmaza girip hakikati sorguluyoruz ve bunu yaparken sadece akıl ve mantık ile
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,3bin okunma
Puan vermedi·500 syf.··
2026 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
Keşke daha önce okusaydım dedim, bittiğinde. Bir de iyi ki okudum. Hâlâ okumayan varsa lütfen okuma planını yeniden yapıp bu kitabı öne alın. En kısa zamanda yazarın tüm kitaplarını okuyacağım. Köy Enstitüleri Dönemi'ni muhteşem bir aşkla anlatan, altını çize çize bitiremediğim bir kitap. Bir tarih romanı evet, kurgu bile diyebiliriz ama kitabın omurgası tam bir ülke gerçeği. 1940- 1980 yıllarının hem ciddi bir üzüntü, acı, keder, kalp kırıklığı... ile okuyup hem de acayip keyif aldığım bir kitap. Bu nasıl olur derseniz işte orası da yazarın başarısı. Kitabı söyleşiye yetişmesi için iki günde bitirdim. Söyleşi öncesi kalemi ile tanıştığım yazarı söyleşide daha yakından tanıdım ve daha da bir sevdim. 🩷 Böyle bir yazarı okumak için nasıl bu kadar geç kaldığıma üzülürken daha okumadığım kitapları olduğu için çok mutlu oldum. Kitabın konusunu anlatmak istesem Köy Enstitüleri için verilen mücadeleyi, emeği ve Köy Enstitülerine yapılan haksızlıklar ile ülkeye nasıl bir kötülük yapıldığını Sema Hanım gibi anlatabilmem mümkün değil. O yüzden haddimi bilerek yorum yapmaya çalışmayacağım. Dediğim gibi, altına çize çize bitiremedim ve bundan önce sadece alıntılarımın bir kısmı için iki ayrı reels paylaştım. Bununla beraber 3 oluyor ve artık bitiriyorum. Bana kalsa daha çok paylaşırım fakat okunacak, paylaşılacak daha çok kitap var. Daha nice güzel kitaplarda buluşmak üzere. Pişmanlığın dilde vücut bulmuş hali: KEŞKE... Keşke'nin dini, mezhebi, siyasi görüşü olmaz. Keşke, özlem ya da pişmanlık ifadesidir; acı çekenlerin, hatalarını görenlerin ortak kelimesidir. Keşke, yanlış kararlarımızın çektirdiği sancıdır, kalbi kanatan isyandır. Keşke, elden gidenlere, yitirdiklerinizi yaktığınız ağıttır. Dizlerinizi dövdüğünüzde geride kalan acıdır.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,003 okunma
Ebru Asya / Sessiz Taşıyıcılar
10/10
·82 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Uzun yıllardır engelli sorunları başta olmak üzere toplumsal konularda kaleme almış olduğum yazılarımla yerel gazete ile haber sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktayım. Yazmış olduğum yazıları aynı zamanda edebiyat sitelerinde de paylaşırım. Yıllarca engelsiz bir Türkiye ve engelsiz bir Malatya yaratılabilmesi amacıyla birlikte omuz omuza mücadele ettiğimiz can dostum Yücel Doğanşahin’in, 3 Mayıs 2021 tarihinde vefat ederek aramızdan ayrılmıştı. Onun hatırasını yaşatmak adına Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı kitabı çıkarmıştım. Çıkardığım kitabın geliriyle iki okulun kütüphanesine destekte bulunmuş ve bu konuyla ilgili de “Her kitaplık bir hapishane kapatır.” başlıklı bir yazı yazmıştım. Kaleme almış olduğum yazım 9 Ocak 2023 tarihinde hem Edebiyat Defterinde hem de başka bir edebiyat sitesinde “Günün Yazısı” olarak seçilmişti. Aynı gün şiir başlığında ise “Rıh” adlı şiiri ile “Günün Şiiri” olarak seçilen Ebru Asya olmuştu. Onunla tanışmamız tesadüfen gelişen bu olay nedeniyle olmuştu. Güne gelen yazımı görüp okuduğunda etkilenmiş ve kütüphane projesine destek vermek amacıyla yorum yazarak benimle iletişime geçmişti. Onun adını ilk kez bu sayede duymuş oldum. Benim yazım ile onun şiiri aynı gün seçilmeseydi yollarımız muhtemelen hiç kesişmeyecekti. Okullarda oluşturacağım kütüphane için yolladığı kitaplardan sonra da 6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız depremin ardından herhangi bir sorun yaşayıp yaşamadığımızı merak ederek aramış, bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sorarak kötü günlerin dostu olduğunu da göstermiş olmuştu. O günden bugüne kadar da bayram, yeni yıl gibi özel günlerde iletişimde bulunan Ebru Asya, vefanın en güzel örneğini göstermeye devam etti. Ayrıca, can dostum Yücel Doğanşahin’in anısına çıkarmış olduğum Can’ım Tenimden Ayrıldı kitabı için de güzel
Kitap Alıntısı
Sessiz TaşıyıcılarEbru Asya · Mythos Kitap · 20263 okunma
Kabuğun Altında Kalanlar
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar. Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı
Edebiyat
Kabuğun AltındakiRüveyda Şener · Şule Yayınları · 20259 okunma