Hikâyeler bize kim olduğumuzu ve eleğinden geçtiğimiz bu kum saatlerinin ne olduğu anlatabilir, bunca istismar edilmiş bir dünyada, konforlu bir mutlu sona gereksinim duymaksızın bize bir arada yaşamda kalmanın yollarını sunan bir gelecek önerebilirler.
Uyrukluklar, etnisiteler, kavimsel ve dini hısımlıklar bir tür coğrafi ve siyasi tanımlamayı beraberinde getirse de, kısmen göçebe tabiatımız ve kısmen de tarihin çalkantıları nedeniyle, coğrafyamız fizikselden ziyade hayali bir toprak parçasıdır. Ev her zaman için hayali bir yerdir. […] Ev olarak nitelediğimiz bir yerde, kendimizi hangi yollarla tahayyül ediyoruz? Ve onun yerleşik ya da hareket halindeki sakinleri olan bizler kimiz?
Don Quijote’yi düzenli bir toplumdaki deli bir adam yerine koyan her okumaya karşılık, onu delirmiş ve adaletsiz bir dünyanın en rasyonel adalet arayışçısı olarak gören biri mutlaka çıkacaktır.
Bu şaşırtıcı metinler, Morisko azınlığı aslında İspanyol milletinin tam kalbine ait olduğunu öne sürüyordu. Yarımada’da konuşulan ilk dil, Latince veya Kastilya İspanyolcası değil, Arapçaydı. İspanyol Hıristiyan Kilisesi'nin beşiği ise Compostela ya da Toledo degil, Gırnata'ydı.