Lisedeki edebiyat öğretmenim sağ olsun, Deneme diyince aklıma hep Montaigne’in Denemler’i gelir. Kelimeler Şehri ise deneme türünün en iyisi olmaya aday diyebilirim. Dünya edebiyatına ve insanlık tarihine-hallerine hızlıca ama derinlemesine bakmak gerekiyorsa işte o aranılan, okuması, idraki zor kaynak bu olabilir.
Kelimeler ŞehriAlberto Manguel · Yapı Kredi Yayınları · 2013229 okunma
Hastalık hastası yani hipokondriyak bir kiralık katilin cinayeti işlemesine engel olacak akla hayale gelmeyecek hastalıklar silsilesinin anlatıldığı roman. Bir hispanist olarak İspanyol Edebiyatının Türk Edebiyatına ve nüktedanlığına en çok yaklaşan eserlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Kahraman, M.Y., kendine hastalıklar bulurken Dünya Edebiyatında iz bırakmış yazarların muzdarip olduğu gerek fiziki gerek psikolojik rahatsızları anlatmaktan geri durmuyor.
Tam bir akış halinde olan kitap. Anlatıda kimin duygusu/düşüncesi anlatılıyor kısmı ilk başta zorlayıcı olsa da bir süre sonra bu değişken okuru zinde tutuyor. Anglosakson dünya bu ailenin hikayesiyle bize tanıdık gelebiliyor. Eh, edebiyat biraz da bunun için değil mi?
Romanlarını severek okuduğum bir yazarın bu kez öykülerini okumak farklı bir deneyim oldu. Ancak her romancıdan iyi bir öykücü çıkacak diye bir kaide yok. Ne yazık ki romanlarından aldığım tadı öykü kitabından almadım.
Öteki olmanın, hatta olmamanın ya da olamayışın hikayesi. Bir anlamda Gabriel García Márquez’in Benim Hüzünlü Orospularım ile Paulo Coelho’nun On Bir Dakika’sına çağrışım yapmaktadır. Tabi ki buradaki en önemli fark bir kadın yazarın bir hayat kadınının hikayesini aktarmasıdır.