Nihal

Nihal
@nihaalkaa
Psikolojik Danışman
Hacettepe Ü.- Psikolojik Danışma ve Rehberlik -PDR
43 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
10/10
·232 syf.··
2022 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2022 19:32
her yılın ayrı önemi vardır ,her on yılın ise farklı etkisi ,yazar bir kadın ,1940 ‘lı yıllarda başlayan hayatının her on yılda bir önemli zamanlarını ,her on yılın ruhunu ,her on yılın önemli olaylarını ,siyasi karakterlerini, kişisel hayatında olduğu yerlerin yaşamına etkisini ,hayatındaki insanların ismine değinmeden sadece varlıklarını anladığınız kişilerin ruhuna ve yaşamına etkisini anlatan ,otobiyografik bir eser . çok farklı bir okuma oldu hem sevdim hem beğendim hem de beni çok etkiledi. Bir kadın yazar olarak , yazdıklarının ruhundan çok etkilendiğimi söylemeliyim .Kitap ayrıca kronolojik olaylar zinciriyle anlatıldığı için ,siz de o zamanlarda ben nerdeydim ? ne yapıyordum ?diyorsunuz ve şuandan çıkıp o zamanlara dönüyorsunuz .yazar, yazım dili ve anlatım tekniği ile sizi kitabın içine daha da çok çekiyor. Bayram günlerinde o büyük sofralarda belki de siz de benzer tavırlar içinde kalmışsınızdır , kitap bayramlarda özel günlerde aile sofralarında servis edilen yemeklerden ,sofrada ki konuşma uslübu kurallarından ,kişilerin sohbet konuları üzerinden dönemin ,ailenin ve toplumun alışkanlıklarını anlatıyor veee tüm bu yıllar içerisindeki kimilerine göre olmaması gereken kadının değişen sosyal konumu ,ruhu ve toplumsal yerini kendi hayat standartları üzerinden anlatıyor. Her değişen hayat dönemini, kendine ait bir fotoğraf üzerinden anlatıyor ama farklı olarak o fotoğrafta hissettiği duyguları hissetmediği duyguları da bizimle cesurca paylaşıyor yazar. tarihin önemli zamanlarını tekrar hatırlatıyor bize ,ikinci dünya savaşının acımasızlığını ve yoksulluğunu ,1968 mayıs ayı dünyanın ilk yılıydı diyor bize ,ilk defa bilgisayarın tuşlarına nerde dokunmuştunuz ?kaç yaşındaydınız ? cep telefonlarıyla konuşmayı bırakın , doğduklarında evlerinde telefon
Edebiyat
SenelerAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20212,538 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
FİLDİŞİ KUYU NİHAN KAYA
9/10
·420 syf.··
2022 13. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2022 21:12
************************************************************************** “ Edebiyatçılar tarihte sık sık fildişi kulede olmakla suçlandı. Halbuki edebiyatçı, ‘fildişi kuyu’ dan yazıyor. Evet, burası fildişi ama dünyaya yukarıdan bakan, hayattan kopuk bir kule değil. Bilakis, ‘dikey hayat ‘ ile yüzeyde olan biten her şeyin deriniyle, iç dinamikleriyle meşgul bir sondaj kuyusu. Edebiyat da psikoloji de, görünen gerçekliğin altındakilere ulaşmayı amaçlıyorlar. Yazar eserini hazırlarken gündelik hayatla arasına mesafe koymak zorunda; ama hayatın dışından değil, olabildiğince derininden bir çaba bu. Bu yüzden edebiyat ve psikoloji, bize fildişi bir kuyunun içinden sesleniyor, bizi fildişi kuyunun içine çağırıyorlar ‘’ syf 7 Kitap tam da bu içeriği anlatıyor ; edebiyat ,psikoloji ,sanat ve kadın içeriğinde bu dört ana unsur çerçevesinde psikianalitik çözümlemelerin anlatıldığı bir kitap . Tüm psikologlar , psikolojik danışmanlar , psikiyatristler yani psikolojiyle ilgili herkese hitap edeceğini düşündüğüm bir kitap .Kitabın anlatım dili anlaşılır ve yalın bir anlatımla yazılmış y ani psikoloji alan dışı olanların içinde anlaşılır olacağını düşündüğüm bir kitap ,okurken sizi zorlamayacaktır. Edebiyat ve psikolojiyle ilgiliyseniz keyifle okuyabileceğiniz bir eser olduğunu düşünüyorum. Katherine Mansfield ,Mary Shelly ,Kate Chopin gibi kadın yazarların , yazdıkları bir öykü ya da roman üzerinden ; ayrıca yazarın kişisel hayatının içeriğini de göndermeler yaparak psikianalitik çözümlemeler yapıyor. Her yazarın geçmiş hayatının ayrıntılarının ayrıca yazdığı zamandaki ruh çatışmalarının aslında yazdıkları eserler üzerinde ne kadar etkili olabildiğini açıklıyor yazar. Her yazarın aile dinamiklerinin ve yaşadığı toplumun düşünce yapısının ,nyazarın o eseri yazarken ki
Psikoloji
Fildişi KuyuNihan Kaya · İthaki Yayınları · 2018105 okunma
Güzellik Bir Yaradır
6/10
·461 syf.··
2022 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2022 21:53
Öncelikle hiç bilmediğim bir coğrafyaya özgü bir eser okuduğum için memnunum. Okudukça da gerçekten pasifik coğrafyasının tarihi konusunda eksik olduğumu anladım ,tarihi bilgiler benim için havada kaldı doğal olarak . Yazarla tanışma kitabım oldu bu eser ,kendisi genç ve günümüz yazarlarından olan Eka Kurniawan (erkek yazar ),1975 doğumlu ,Endonezyalı bir yazar. Kitabın yazım dili oldukça akıcı , olay örgüsü ağırlıklı yazıldığı için okuması rahat ve anlaşılır . Zor ve ağır kitaplardan sonra okuyabileceğiniz bir kitap . Kitabın başını çok sevdim özellikle kitabın yaklaşık 330.sayfadan sonra aksiyonu daha da yükseldiği için ,kitabın sonunu keyifle okuyorsunuz zaten kitabın bence en başarılı noktası kurgusu , sizi başından sonuna kadar saran ve bırakmayan güzel bir kurgu bekliyor. Karakterlerin ilk hikayeye katıldıkları andan itibaren ,karakterlerin geçmişlerine dönerek anlatıldığı bir kurgu sizi bekliyor ,karakterlerin hayat hikayeleri sayfalarca anlatılıyor fakat mesela baş karakterden örnek vermem gerekirse Dewi Ayu ; sayfalarca, geçmişi ,aile hikayesi , tüm yıllar boyunca başından geçenler anlatılıyor ama karakterlerin ruh çatışmaları ya da tasvirlerine yeterince yer verilmiyor ve ne yazık ki siz karakteri gözünüzde canlandıramıyorsunuz .Kitaptaki karakterler güzel tamam ama neleri güzel ? ya da güzellikte birbirlerinde nasıl bir farkları var , bu gibi ayrıntılar pek oturmuyor kafanızda . Bir diğer konu , kitabın neredeyse ana konusu cinsellik ,sizi bekleyen aşırı (overdose) bir cinsellik anlatımı var ; evet kabul ediyorum cinselliği abartı kullanması da sıra dışı , bu konuyu işleme şeklini cesaretli ve hatta yazarın bunu özellikle yaptığını iddia edebiliriz ama her konu gibi cinsellikte konuya ,duruma uygun olduğunda hikayeden sırıtmaz diye
Güzellik Bir YaradırEka Kurniawan · Domingo Yayınevi · 2017778 okunma
RABİNDRANATH TAGORE – GORA
7/10
·496 syf.··
2022 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2022 13:14
Gora ve Binoy iki yakın arkadaşlar ve bu iki karakteri merkeze alarak dönemin Hindistan'ı anlatan bir kitap .Gora ;inandığı her şeyi savunan güçlü bir şekilde savunan ,tüm inandığı konuları idealleştiren tutkulu bir hatip .Binoy ise bazı şeyleri Gora ’ya olan sevgisinden inansa da karakter olarak daha sempatik bir kişilik ve tesadüfen bir aile ile tanışıyor .Binoy bu aile ile ilişkileri güçlendirirken şimdiye kadar inandığı fikirleri ve günlük alışkanlıklarının farkına varmaya başlar. Kitapta geleneksel Hindistan aile ve dünya yapısı ile modern dünya yapısının çatışmasını yer yer sempatik bir şekilde anlatılıyor bazen de tutkulu bir şekilde savunuluyor. Kitapta özellikle insanın bir karakter olarak var olması mı yoksa toplumsal bir gruba mı ait olması gerekliliği çatışması anlatılmış ,kitle psikolojisinin en üst katmanı olan din , tarikat ya da bu tarz sosyal grupların aidiyet duygusu ve bu grupların kişiler üzerindeki olan baskıları naif bir şekilde anlatılmaya çalışılmış .Kitabın anlatıldığı dönemde aslında bu kesimlerin hiçbirinde olmayan kadın faktörü . Kitap ,100 temel eser arasında kabul ediliyor .Özellikle Hindistan tarihine ilgi duyanlar için okunması keyifli bir kitap. Kitapta hoşuma giden bir diğer konu da; kadın karakterleri anlatması ,kadın karakterleri kendi iç çatışmalarını kadın diliyle güzel tanımlayabilmesi oldu ; çünkü çoğu yazar bunu başaramıyor , kadınları anlattıklarını sanıyorlar ama erkek bakış açısıyla anlatırken kadınları yargılayan bir dil var ortada ; bu yüzden buradaki kadın karakterlerin de iç çatışmalarının anlatılmasını oldukça başarılı buldum ki dönem neredeyse 1913 yılları ; yazar 1913 yılında Nobel Edebiyat Ödülü kazanmıştır. Genel olarak kitabı beğendim , dünya ,insanlık ve Hindistan tarihini anlatan kitabı herkese tavsiye
Edebiyat
GoraRabindranath Tagore · Engin Yayıncılık · 0856 okunma
Ben Bir Kapıya Geldim !!!!!
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2021 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2021 20:04
‘’Sizi hayvanların geri zekalı olduğuna inanmaya iten bilimsel deney programı bütünüyle insan merkezcidir’’…syf131 Bir anti-roman , geleneksel roman anlayışına karşı çıkan bir roman yazılımı anti-roman nedir ? Romanın karşı çıkılmaz biçimine , anlatım şekline ve kurgusunu farklı bir forma sokan anlatım biçimi diye tanımlanıyor. Öncelikle kitabın anlatım dili oldukça anlaşılır ve yalın. Kitabın okunmasını zorlaştıran şey , içeriklerin makale türünde yazılmış olması ve bu içeriklerin de oldukça uzun ,kavramsal ve oldukça sarsıcı konulardan oluşması tüm bu anlatım biçiminin de okuyucu zorlaması . Kitabı odaklanarak okuduğunuzda ve kavramları anlamaya çalıştığınız da ise oldukça sizi etkileyen bir içerik ve anlatımın doyuruculuğu sizi mutlu ediyor. Kitaptaki roman kahramanımız adı ; Elizabeth Costello ,kendisi altmışlı yaşlarında olan bir büyükanne ve roman kahramanımız bir yazar ve kitabın ana konusu ise yazarımızın çeşitli ülkelerde gittiği etkinlerde yaptığı konuşma metinlerden oluşuyor. Kitapta 8 bölüm ve her bölümün bir konusu var . İlk konferansta ‘Gerçeklik’ kavramını ele alıyor ve roman kahramanımız Elizabeth’in bu konferansta gerçeklik üzerine yaptığı konuşmaya, yer yer de aile ilişkilerinin anlatımıyla biz roman kahramanımızı tanımaya başlarken, bir yandan da gerçeklik ve idealizm kavramlarının karşılaştırılması yapılıyor. Ama yazarımız Coetzee konuları anlatırken oldukça tarafsız ; size konuları anlatırken karşıt taraflarının bakış açısını da anlatıyor yani okuyucuyu aslında yönlendirmeyen bir anlatımı var ve bence kitabı güzelleştiren üslupta bu olmuş. Kafka ‘ya hayran bir Coetzee olarak bol bol kafkaesk tanımlar yapılıyor. İkinci konferansta ise konumuz ‘’ Afrika’da Roman ‘’ kavramı üzerinde duruyor. Bölümün ana konusu edebiyatın
Edebiyat
Romancının RomanıJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 2004203 okunma