Geleceğe Hay Hay De
8/10
·224 syf.·
2026 75. kitabı
Kişisel gelişim kitaplarının en büyük iddiası iyi yönde davranış değişikliğine sebep olmak diye bilinir. Bu amaçla yazarın samimi bir sesle okuruna yönelmesi uygun görülür. Ama sadece samimiyetin olduğu bir düzen bazen tatmin edici değildir. Dilek Cesur okurunu davranış değişikliğine götürürken birden fazla metodu layıkıyla uygular. Bir kere ikna kabiliyetini sağlamak için bilim efektif bir biçimde kullanılır. Gerçeklerden filizlenen hikayeler sayesinde sebep sonuç ilişkisi iyi kurulur. Yazarın sesi bol tekrarla ve güçlü ifadelerle deyim yerindeyse okurun aklına kazınır. İyinin insana kazandırdığı erdem nihai hedef olarak verilir. Sabırla verilen çaba sayesinde kişiliğin gelişmeye mani olan zincirlerinin nasıl kırılacağı deneyimleyenlerin diliyle izah edilir. Böylelikle okura kademe kademe motivasyon kazandırılmak istenir. Bu düzende yazılanların uygulayarak başarılı olmak okura borç gözükse de yazar güçlü telkinleriyle okuruna olan borcunu ödemiş gibidir. Hay hay diyelim… ** zafer saraç Geçmişe Bay Bay Geleceğe Hay Hay Dilek Cesur Zafer Saraç**
Edebiyat
Geçmişe Bay Bay Geleceğe Hay HayDilek Cesur · Kronik Kitap · 2025354 okunma
9/10
·155 syf.··
2026 53. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 00:23
Merhaba kitap dostlarım! Uzun süredir merak ettiğim ama bir türlü alıp okumadığım, katılmış olduğum mini kitap kulübüm vesilesi ile sonunda okumuş olduğum kitabım “İnsanın Anlam Arayışı” ile karşınızdayım. Öncelikle kitabın yazarından bahsetmek istiyorum. Victor E. Frankl, 30’un üzerinde dile çevrilen ve 15 milyondan fazla satan bu kitabının ilk kısmında “roman” dili ile kendi hayatından izler taşıyan hikayesini anlatıyor. İkinci kısmında ise kurucusu olduğu “logoterapi”nin ilkelerini anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasındaki deneyimleri eşliğinde anlatıyor. “İnsanı insan yapan nedir?” “İnsanın hayat gayesi, anlam arayışı, yaşama sebebi nedir?” Sorularına cevap vermeye çalışıyor. Freud ve Adler’den sonra bu alanda en çok dikkat çeken isim olarak karşımıza çıkıyor Viktpr E. Frankl. Toplama kamplarında yaşanan olaylar hakkında acı tecrübelerini de aktarmış oluyor. Kitap beni çok etkiledi. Hele gerçek, yaşanmış olması daha da içimin burkulmasına sebep oldu. “Çizgili Pijamalı Çocuk” romanının etkisinden çıkamamıştım. Etkisi hala üzerimdedir. Ve bu kitabın da etkisi hep hatırımda kalacak. ~Kitaptan Alıntılar *”Yaşamak için bir nedeni olan insan her türlü nasılsa katlanabilir.” *”Evet, insan neredeyse her şeye alışır ama bunun nasıl olduğunu bize sormayın.” *Dostoyevski bir zamanlar, “Beni korkutan tek şey çektiklerime değmeyecek olmaktır” demişti. * Kendi “geçici varoluşunun” sonunu göremeyen insan, hayatta nihai bir hedefi de amaçlayamıyordu. *Geleceğe yönelik inancını yitirmiş bir tutsak mahvolmuştur. *Hayatında bir anlam, bir amaç, bir hedef bulunmadığını, bu yüzden de devam etmesine gerek olmadığını söyleyen kişiye acıyın; yakında kaybolacaktır. *”Her kim ki hala yaşıyordur, o halde umutlanmak için sebebi vardır “ dedim. *Beni öldürmeyen şey,
1000Kitap
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Celal Şengör'ün Görüşleri Ne Değildir?"
5/10
·304 syf.··
2026 10. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 00:00
TL:DR Yazar, bilim ile dinin bağdaşabilir olduğunu, yeni ateizmin bilimi propaganda aracı olarak kullanması nedeniyle zedelediğini ve halkın bu manipülatif söylemleri sorgulamadan benimseyip bilimi olduğundan farkı kavradığını iddia etmiş. Yeni ateizmin Türkiye'deki ana temsilcisi olarak Celâl Şengör'ü seçmiş ve çoğunlukla onun üzerinden ilerliyor. Bu kitap nedir, ne değildir? • Celal Şengör'ün ve birkaç diğer ateistin şahsi dünya görüşündeki tutarsızlıklar veya boşlukların tespiti. • Bilime sınırlarının ötesinde anlamlar yüklenmesinin doğurabileceği sorunların tartışılması. • Doğa bilimlerinin evrenin anlaşılması için önemli bir araç olması fakat anlamlandırılması için felsefe gibi sosyal bilimlere de ihtiyaç duymasının temellendirilmesi. • Sekülerleşmenin yalnızca bilimsel gelişmelerle açıklanamayacak kadar çok boyutlu bir süreç olduğunun temellendirilmesi. • Kaynakça zengin • İnsanların putlaştırılması ve söylemlerinin bağnazca kabul edilmesinin ana sebebi olan halkın eleştirel düşünceden yoksunluğuna ve bunun sebeplerine hiç değinilmemiş. • Yazar, din ile bilimin bağdaşabileceğini devamlı olarak otoriteye başvurma safsatasına yaslanarak temellendirmeye çalışmış. Sürekli olarak din ile bilimin birbirini dışlamasının zorunlu olmadığını savunan veya ima eden kişilerin isimleri sayılmakta fakat ne yazarın kendi kattığı bir argüman zinciri var, ne de isimlerini saydığı kişilerin mantıkları ortaya konur. • Kötülük problemi veya kozmolojik argümandaki gedikler çok dar bir perspektifte objektiflikten uzak şekilde ele alınarak geçiştirilmiş. • Yeni ateistleri eleştirdiği veri çarpıtma ve tarihi tek taraflı aktarma hatasını kendisi de birçok kez yapmış. Arap toplumunun veya genel olarak dinlerin bilime/felsefeye katkısı köpürtülerek anlatılsa da MÖ 7. yüzyılda
Din
Bilim Ne Değildir?Alper Bilgili · Timaş Yayınları · 2025462 okunma
“Hız çağında unutulan şey: tefekkür”
10/10
·104 syf.·
2026 24. kitabı
10/10 Tefekkür Yaşamı üzerine konuşalım—bu kitap kısa ama düşündürdüğü alan çok geniş. Byung-Chul Han burada aslında modern insanın en büyük kaybını işaret ediyor: düşünme ve durma yetisini. Ona göre biz artık “yaşayan” değil, sürekli üreten ve tüketen varlıklar haline geldik. Bu yüzden de “tefekkür” yani derin düşünme, içe dönme, anlam arama hali neredeyse yok oluyor. Kitabın temel fikrini şöyle özetleyebiliriz: İnsan sadece eylemle değil, eylemsizlikle de var olur. Ama burada “eylemsizlik” tembellik değil. Han’ın kastettiği şey: * Durabilmek * Sessizlikte kalabilmek * Kendinle baş başa kalabilmek * Bir şeyi hemen tüketmeden, üzerinde düşünebilmek Bugünün dünyasında ise tam tersi var: * Sürekli meşguliyet * Sürekli dikkat dağınıklığı * Sürekli bir şey yapma baskısı Han buna “performans toplumu” diyor. Yani kimse seni zorlamasa bile sen kendini zorluyorsun. ⸻ Kitabın felsefi damarı Han, Hannah Arendt’in “vita activa” (eylem yaşamı) kavramına karşı, “vita contemplativa”yı (tefekkür yaşamı) yeniden hatırlatıyor.
Tefekkür YaşamıByung-Chul Han · Ketebe Yayınevi · 2024363 okunma
10/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
MÜSLÜMANCA DÜŞÜNME ÜZERİNE NOTLAR Dünya toplumlarını bir bütün olarak düşündüğümüzde bir kısmın açlık ve yoksulluk pençesinde ölürken diğer bir kısmın da israf ekonomisiyle heva ve zevk havuzunda yüzdüğü görülür. Bu durumda bir hata olduğunu fark etmek için uzmanlaşmaya gerek yoktur. Müslüman toplumlarda da benzer görüntüler ortaya çıktığında asıl problemin Müslümanca düşünmek üzerine olduğu fark edilecektir. Dil ile Müslüman olduğunu ikrar eden toplumlar, temelde açlık korkusu taşımakta bu da onu Allah'a teslimiyetten uzaklaştırmaktadır. Toplumlar bireyselleştirilmekte, hasbilik ortadan kaldırılmakta ve çıkar ilişkileri kurulmaktadır. Bireyselleşen toplumda insanlar, "bilimsel şablonlar"ı parçalamadan Müslümanca yaşama kavuşamamaktadır. İnsan, kendi ürettiği teknolojinin karşısında hissettiği acziyet ile ya ürünü tanrısallaştırmakta ya da kendisini yaratıcı konumuna yükseltmektedir. Kavramların birer parola ve şifre halinde geldiği kaygan, kaypak zeminde insanlar, itiraz etme hakkından yoksun bırakılmaktadır. Çünkü bir kavramın karşılığı bir toplumda başkayken başka bir toplumda bambaşka anlamlara gelebilmektedir. Böylece kavram kargaşası, insanları bitmek bilmeyen tartışmalara itmekte ve tek hakikatin önüne perde olmaktadır. İslam'a müsteşrik gözüyle bakıldığında, İslâmî olmayan ürünlerin sonunda yaşanan problemlerin çözümü İslâmî çerçevede aranmaya kalkışılmaktadır. Hâlbuki İslâmî olmayanın çözümünü İslam'da aramak sahici değildir. (Ticarette taksit örneği) İslam, zamana ve mekana göre değişim göstermez. Karmaşıklaşan hayat düzeninde yetersiz de kalmamıştır. İslam'ı saf ve yalın bir şekilde yeniden, sıfırdan anlamak için çaba sarfedilmelidir. İçerisine sızmaya çalışan batılı ideolojilerden ve onların getirdiği handikaplardan arındırarak çözüm arayışına
Müslümanca Düşünme Üzerine DenemelerRasim Özdenören · İz Yayınları · 202110,4bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 29. kitabı
Suikast, İsmailî Haşhaşîlerin keşfi değildi; onların yaptığı, işin adını koymaktan ibaretti. Burası kesin olarak bilinmelidir ki, dinî bir davanın adanmış hizmetlileri olan Haşhaşîler, ellerinde hançerleriyle, parayı bastıran için adam kesen bir katil güruhundan ibaret sayılamazlar. Önlerine gerçek imamlığın tesisi gibi siyasî bir hedef koymuşlar ve ne müritleri ne de liderleri, başkalarının şahsî ihtiraslarına alet olmuşlardır. Nihaî hedefleri, Sünnî nizamın önünü kesip yok etmekti. Hasan Sabbah ve müritleri, hoşnutsuz yığınların içindeki belli belirsiz arzuları, başıbozuk inanışları ve dizginsiz öfkeyi yeniden şekillendirip yeni bir mecraya sokarak, bu hengâmeden bir ideoloji, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir uyum, disiplin ve maksatlı bir şiddet içeren bir örgütlenme çıkarmakta muvaffak olmuşlardır.
HaşhaşilerBernard Lewis · Kapı Yayınları · 2021430 okunma