emine

emine
@nihayetinde
dünya sonlu, kalbim kederli
Ama bakıyorum kendime, benim gidişim, dünyanınkinin tersine. Bu devrin adamı değilim sanki.
Sayfa 20
Reklam
Bir çocuk görüntüsü altında masumiyetse size emanet edilen, bir kalbe ne çok endişe sığıyor Allah’ım.
Sayfa 89
Kafelerdeki dip dibe masalarda, kaşık-çatal ve insan seslerinden müteşekkil gürültü yayını sizi çevrelerken, karınlar belki doysa da, gönüller birbirine doymuyor. Üstelik “güzel bir kafe var seni oraya götüreyim.” teklifinin bitişiğindeki “bana zahmet olmasın” anlamı, o cümlenin gizli öznesi olarak duruyor. Kendimize itiraf etsek bir türlü, etmesek bir türlü. Omuzlarımız üşüdü diye uzatılan sigara kokulu polar şallar, arkadaşımızın el ölmesi, kendi kokusunu taşıyan otantik hırkası kadar ısıtmıyor. “Az çoktur” , bunu hepimiz biliyoruz.
Sayfa 79
Herkesin karanlığı bir ışığa muhtaç. Arıyoruz aydınlığı ve böylece bir ömür geçiyor; kimi nihayet görebiliyor, kimi kör olduğunu bilmiyor. Cihan Çetinkaya