Nihan Özdamar

0 Dan başlarsın yaşamaya, 1 Bakmışsın girivermiş hayatına, 2 De bir özlersin, 3 Günlük ayrılık ölüm gibi gelir, 4 Gözle beklersin, 5 Dakika bile yeter görmek istersin ille, 6 Üstü insandır halbuki, 7 Kat gökte hissetirir kendini, 8 Köşesidir mıutluluktan, 9 Doğurursun çünkü 10`u Çok Seversin ........... Geri sayım sen doğduğunda başladı ! Eğer 9 canlı bile olsaydın en fazla 8 kez kaçabilirdin Ölümden ! Bil ki 7 Düvele sultan dahi olsan yerin 6 Mekan olacak sana. En fazla 5 Metre kumaş götürebileceksin ! Kapatacaksın 4 açsanda gözlerini ! Bu 3 günlük fani dünyada Azraile 2  kat olup yalvarsanda nafile EceL geldiğinde 1 gün öleceksin ! İşte, o an herşey 0 dan başlayacak..
İlişkiler
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Cennet
hani fani bu hayat ümit bağlayamam  olmadı diye oturup ağlayamam  gönlü geniş olan sükutu öğrensin  sevgimi yok yere ele bağlayamam  gelir mi diye hayallere sığınamam...  kemale eren kendinden versin  sevdim, kaç kere bilemem  yaşadım, yok inkar edemem  bıktım, senle baş edemem ben  zaman öyle de geçiyor  hayat böyle de bitiyor  ama umudum cennetten  ben dalkavuk olanı hizaya getiremem  sorma bana ben görünmezi göremem  merak eden kendine yönelsin  boş yere kimseyi oyalayıp üzemem  geçici şeylere heves edip üzülemem  fikrim, hevesimi alt etsin  sevdim, kaç kere bilemem  yaşadım, yok inkar edemem  bıktım, senle baş edemem ben -Ahmet Enes
Müzik
Ayşe Özyılmazel ' den_ Konuşmamak
Konuşmamak; haksızlığı kabul etmek demek değildir. Konuşmamak; "suçluyum" demek değildir. Konuşmamak; durmadan, durumdan fayda çıkarmaya çalışanların doğru söylediğini bilip de utançtan susmak hiç değildir. Konuşmamak; ortamın yatışmasını bekleyip aradan süzülmeye çalışmak değildir. Konuşmamak; fırtınadan önceki sessizlik de değildir. Ne fırtınası. Irene? Tecrübeyle sabit söylüyorum; bıkmaktır konuşmamak. Kötü niyetlilerin hiçbir zaman gerçeği görmek istemeyeceğini bilmektir. Bir süre sonra, gözün açılıp, içindeki küçük kız adam olunca; uğraşmaya değersiz bulduğun içindir konuşmamak. Diyelim onların sağına soluna bulamaya çalıştığı pisliklerle sana bağışlanmış o güzel vakti kaybetmemek içindir konuşmamak. Ya da onlarla birlik olup vıcık vıcık gündemlerini coşturmak istememektir konuşmamak. O kendinde hak bulup da konuşanların hüzün veren aslını bildiğimiz için kılıç çekmeye gerek bile görmediğimizdendir konuşmamak. "Sen kendine bak" girişli cümlelerle onların çirkinliklerini dökmenin ruhumuzu kirleteceğine inandığımızdandır konuşmamak. Aslında gönül ferahlığımızdandır konuşmamak. Korkudan değil, birilerine kızmayacak kadar üzüldüğümüzdendir. Öğrendik ki; huzura doğru bir adımdır konuşmamak. Büyük çaba gerektirir, sabır gerektirir, sağlam sinir gerektirir. Ama işin özeti; Allah'a inanmaktandır konuşmamak. Onların dilinden konuşmamak. Çok şükür. Sinire meylettiğimde, haksızlığa küfrettiğimde bütün bunları hatırlayıp soluklanabiliyorum işte. Merak edip, soran okurlarıma cevabım budur işte
Ağladığımı kimseye söyleme anne!**
Ağladığımı kimseye söyleme anne Onlar beni güçlü biliyor Onlar beni en zor günümde bile ayakta biliyor Ben aslında gülerek geçirdiğim her günün akşamı evde ağlarken, Onlar benim içimin sızladığını,yüreğimin yandığını bilmiyor... Ağladığımı kimsye söyleme anne onlar beni kral biliyor Onlar beni kızdım mı dünyayı yakacak insan biliyor Ben aslında onun gözlerine bakmaya bile kıyamazken, Onlar benim bir kız uğruna üzüleceğimi tahmin bile etmiyor... Ağladığımı kimseye söyleme anne Onlar beni ağlamaz biliyor Onlar beni üzüldüm mü bulunduğum şehri bulutlar kaplar biliyor Ben aslında odama kapanıp sitem duygusuyla bir köşeye sinerken, Onlar beni hiç bir şeyin sarsacağını akılarının ucundan bile geçirmiyor... Ağladığımı kimseye söyleme anne Onlar bunu hiç bilmiyor Onlar için ben en sağlam köprülerden daha sıkı bağlıyımdır hayata... Ben aslında ölümle yaşam arasındaki ince çizgide bir o yana bir bu yana giderken, Onlar hala benim için hayatın büyük bir hayal kırıklığı olduğunu bilmiyor....
Şiir
Eğer
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer… belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine derince bakmasalardı eğer… çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de, kalp,göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer… düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman meydan savaşlarında korkular aşkı ağır yaralamasaydı eğer… rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer… uykusuzluklar yıkıp geçmezdi kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer… gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden de onlar payını almasaydı eğer… ıssızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer… sen gittikten sonra yalnız kalacağım yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse? evet sevgili, kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer…