-10
1/10
·414 syf.··
2026 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 10:35
-10 puan vermesi olsa -10 vereceğim, normalde -9 , o 1 puanı da emeği için verecektim , fakat o emeğine saygımı da Mustafa Kemal Atatürk 'e attığı iftiradan dolayı vermedim , olmuyor abi ne yaparsan yap Nobel de al , Nike ödülü de al , Man booker ödülü de al , olmayınca olmuyor zorlamanın anlamı yok , ayrıca kitabı da iyi ki 2. El almışım şu kitaba para vermek gerçekten zoruma giderdi , yazarın diğer kitaplarını okumam ,okutmam , tavsiye etmem , ayrıca Mustafa Kemal'e iftira atmak bizim ülkede olduğu gibi dünya genelinde de pirim yapıyormuş demek, bu kadar ödül aldığına göre.
KoşucularOlga Tokarczuk · Alabanda Yayınevi · 2021197 okunma
7/10
·152 syf.··
2025 58. kitabı
Alman yazar Judith Hermann’ın son romanı imiş Yuva. Ben kendisini ilk defa okudum ve dingin, doğayı dinleyen, gürültüsüz kalemine bayıldığımı söylemem şart. ismiyle müsemma bir kitap kesinlikle. Gündelik hayatta belki de birçok kez kimsenin durup düşünmeyen vaktinin olmadığı ince ama önemli duygu durumlarının birleşiminden oluşturulmuş adeta. Yuva, bu kelimenin ne amaçla kullanıldığını, kullanılan amaç doğrultusunda tam olarak neye karşılık geldiğini sorgulamaya başlıyor. Hermann, bir kadının yuva arayışı üzerinden aidiyet hissini, yalnızlığı ve kaybolan kendini yeniden bulmaya çalışını anlatıyor. İlk bölümde kitap boyunca adını öğrenemediğimiz 47 yaşındaki kadın ana karakterimizin gençlik yıllarında yaşadığı ve hayatı boyunca zihninde bir şekilde yer edinen olaydan bir kesit okuyoruz. O sıralarda bir sigara fabrikasında çalışan karakterimiz tek başına ve bir o kadar da sıradan bir yaşam sürmektedir. Karakterimiz ona garip ve unutamayacağı hisler yaşatan prova sonrasında bir karar vermek zorundadır. Eğer bu çiftin teklifini kabul ederse onlarla birlikte bir deniz yolculuğuna çıkıp Singapur’a giderek yeni bir hayata başlayacaktır. Karar vermek için bir haftası varken her gün bir eşyasını toplar bu yolculuk için. Yolculuk günü geldiğinde ise sabah her şey hazırdır. Hatta onunla satırlar arasında evindeki prizleri çekeriz o bilindik vedaya hazırlık adına. Fakat diğer bölüme geçtiğimizde aslında o vedanın hiç yaşanmadığını, o yolculuğa çıkılmadığını görüyoruz. Artık karakterimiz 47 yaşına gelmiş yaşamının farklı bir yolculuğundadır daha doğrusu yeni bir arayıştadır. Abisinin yanına Kuzey Denizi kıyısındaki bir beldede devam edecektir hayatına. Gelgitli bir ilişkisi olan Abisi Sascha; hoşnut olmadığı abisinin sevgilisi olan Nike; komşusu ve abisinin eski tanıdığı olan
YuvaJudith Hermann · Sia Yayınları · 20231,288 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·304 syf.··
2026 15. kitabı
SÜR PULLUĞUNU ÖLÜLERİN KEMİKLERİ ÜZERİNDE OLGA TOKARCZUK 304 SAYFA #FilmlereUyarlananKitaplar #Ortakokuma Hapishane dışarıda değildi, her birimizin içindeydi. Belki de onsuz nasıl yaşanacağını bilmiyorduk. Polonya'nın Çekya sınırına yakın ıssız, sakin ve sert coğrafya şartlarına sahip bir köyünde yaşayan Janina Duszejko'nun anlatımıyla başlıyor hikayemiz. Doğaya, hayvanlara, adalete ve astrolojiye tutkuyla bağlı bir kadın Janina. Aslında bir mühendis fakat yıllar içinde mesleğini bırakıp bu köye yerleşmiş ve iki köpeğiyle yaşayan Janina, haftanın belli günleri okulda İngilizce dersleri veriyor. Kalan zamanını ise doğayla içiçe geçiyor. Kışın sert şartlarında, genelde boş kalan komşularının evlerini koruyup kolluyor. İnsanlar yerine hayvanlarla daha fazla geçiriyor olması, doğru bildiğini çekinmeden söylemesi, özellikle de avcılara karşı tepkilerinden dolayı çevresinde çatlak, takıntılı olarak adlandırılıp, pekte ciddiye alınmıyor. 🫎Bir gün komşusu Koca Ayak (insanlara lakaplar takmayı seviyor Janina) gizemli bir şekilde ölür. Çevrede av hayranlarından izler vardır. Gelen günler gizemli ve tuhaf ölümleri de beraberinde getirir. Her bulunan cesedin yanında en belirgin şey av hayvanlarına ait izlerdir. Tüm ölümlerin ardından Duszejko'nun tek teorisi vardır. Şiddet gören, avlanan hayvanlar intikam almaktadır. Sonu ise ters köşe. (Ufak tefek detayları kaçırmazsanız tahminde edebilirsiniz elbet hikayenin sonunu) Yine güzel bir grup okuması ve harika bir sohbet gerçekleştirdik. Eşlik eden tüm dostlara teşekkür ederim. Hem kitabı hem filmi sevdim ve tavsiye ediyorum. Sisteme, insanoğlunun bencilliğine, dünya düzenine, doğanın dengesinin bozulmasına, gereksiz eziyet ve işkence edilen hayvanlara, bu bencilliği kollayan yerel ve dini yönetimlere öfkenin bir dışa vurumu
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri ÜzerindeOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20203,059 okunma
Puan vermedi·503 syf.·
2025 75. kitabı
Herkese merhaba. Muhteşem bir kitapla geldim. Anita Blake, Vampir Hunter Serisi'nin beşinci kitabı Kanlı Kemikler. Anita Blake ve stajyer Larry, Missorii yakınlarına bir arsa meselesini çözmek için gider. Anita ve arsa ne alaka diyeceksiniz doğal olarak, Anita'nın görevi en az 200 yıl uyuyan bir mezarlık dolusu ölüyü diriltmesi. Eski mezarlığı keşfe gittiği zaman bir çağrı alır. Yakınlarda üç genç feci şekilde öldürülmüştür. Bir sürü kesiğin olduğu, iç organların saçıldığı ve bazı organların olmadığı üç ceset. Anita farklı bir yaratıkla karşı karşıyadır. Kılıç kullanan, vampirden daha hızlı olağanüstü bir yaratık. Genç bir kızın daha ölmesi ve onun erkek kardeşinin kaybolması Anita'yı Jean-Claude'dan yardım istemesine neden olur. Bunların dışında Anita iyi mi kötü mü, dost mu düşman mı belli olmayan bir peri olan Magnus ile uğraşır. Jean-Claude'ın gelmesiyle hem eski defterler açılır hem Anita'nın "Canavar" lara bakışı değişir (iyi anlamda okuyanlar anladı beni) hem de vampirlerin güç dünyasına adım atmış oluruz. Perileri ve olağanüstü yaratıkları da unutmamak gerek. Anita'nın çok zorlandığı (her açıdan) bir olay bizi bekliyor. Tek kelimeyle bayıldım. Her satırı dehşet vericiydi. İlk dört kitaptan çok farklı bir noktada Kanlı Kemikler. Çıta çok yükseldi. Anita'nın ölen annesi ile sınandığı sahne etkileyiciydi. Cinayetler, vampirlerin farklı güçleri dehşet vericiydi. Ayrıca Jean-Claude'ın fazla kan emmesinden dolayı sarhoş olması çok keyifliydi. Yazacak o kadar çok sahne var ki. Kitabın tamamını anlatmış olurum. Bu arada Anita'nın sürekli aynı şeyleri tekrar etmesi Nike'larım Nike'larım, Browning gibi artık rahatsız etmemeye başladı. Bu da aslında olay örgüsünün ne kadar iyi olduğunun kanıtı bence. Heyecanla okuduğum bir kitap oldu. Kanlı Kemikler Laurell K. Hamilton
Fantastik
Kanlı KemiklerLaurell K. Hamilton · Artemis Yayınları · 2010215 okunma
Etimize işler iyi edebiyat.
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2025 11:07
İsimsiz kahramanın, gençliğini ve çalıştığı yeri anlatmasıyla başlıyor Yuva’nın ilk sayfaları. “Afiyet olsun” demediği için, vardiya şefi onu sigara fabrikasından çıkarmakla tehdit ediyor. Dondurma almak için gittiği markette karşılaştığı sihirbaz, romanının belkemiğini oluşturan güçlü bir laytmotif. “Kamburdu, sihirbaza benzemiyordu” dediği bu adam, testereyle ortadan ikiye bölünen bakire rolü için uygun göründüğünü söylüyor. Sihirbazın evine gidip o kutunun içine girmesi de okur için unutulmaz anlardan biri. İlerleyen sayfalarda, eski kocasına, “Otis, o kadın neden hiçbir şeyden korkmuyordu” diye soruyor. Bana kalırsa kırk yedi yaşındaki hali de oldukça cesur. Romanın başından itibaren toplumun biçtiği rollerin dışında kalmak isteyen bir kadın görüyoruz. Evlenip boşandığı adam, bir istifçi ama şefkatli bir figür. Çocuk yetiştirme biçimleri de alıştığımızdan farklı. Ann, evin tek çocuğu. Genç yaşta evden ayrılıyor. Sürekli yolculuk halinde. Anlatıcı kendi kızını, erkek egemen sistemin şekillendirmesine izin vermiyor. Nike ve Nixe üzerinden, ataerkil sistemin ikiye böldüğü ve yok ettiği kadınlar anlatılıyor. Nike ve Nixe, matruşka bebekler gibi birbirininin içinden çıkan iki unutulmaz kadın. Anlatıcı, küçük bir sahil kasabasında kendi varlığını yeniden inşa ederken, dostluğa, aşka, cinselliğe ve akrabalık ilişkilerine başka bir gözle bakmamızı sağlıyor. Arkadaşı Mimi, Mimi’nin abisi Arild ve kendi abisiyle ilişkilerini okurken, tarafsız bir gözlemciyle karşı karşıyayız. Yargısız bir bakış, kendini, ilişkilerini anlamaya dair gösterişsiz bir çaba… Yazarın duru dili, atmosfer yaratmadaki başarısı olağanüstü. Okuru sürüklediği yerler çoğu zaman tekinsiz. Ustalıkla bakmak istemediğimiz köşelere götürüyor bizi. Ev, yuva, biçimin ötesinde nasıl bir yapıyı temsil
Roman
YuvaJudith Hermann · Sia Yayınları · 20231,288 okunma
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 29. kitabı
Nike kurucusu Phil knight ın yaşam öyküsünü anlatıyor. Phil ünüversiteden mezun olmuş ne iş yapacağı konusunda kararsızdır. Babasından borç alıp yurt dışı seyehat etmek ister. Çin,japonya ,mısır, Türkiye Yunanistan derken bayağı bir yer gezer. Yunanistan daki nike yani zafer tanrısı ona ilham olur. Evine döner. Sonra japonyadaki Tiger ayakkabılarını ucuz alıp Abd de satma fikri doğar. Babasından 50 dolar borç alarak bu işe girer. Ayakkabılar tutulur. Daha fazla tiger ayakkabı sipariş eder. Belli bir zaman sonra tiger vermek istemez. Phil de kendi markasını yaratır. İsmi ne olacaktır. Geçici Nike der. Sonra bu isim tutulur. Çin,japonya ,Vietnam, Tayland gibi yerlerde fabrika açar 30 milyar dolar gibi pazarın lideri olur. Tabi sonuç güzel olsada 40 yılın buyuk çoğunluğu iflas, uykusuzluk, sans içinde geçer. Kitapta basarıya kolay gidilmediği ustaca anlatılmış. En önemliside çalışanlarına nasıl yapılacağını değil ne yapmaları gerektiğini belirtmiş. Sonuçlar onun bile hayal gücünün üstüne çıkmış. Havalı taban spor ayakkabı örnek mesala
Ayakkabı GurusuPhil Knight · Pegasus Yayınları · 2017389 okunma