Üzerinde uzun uzun düşündüğüm kitap, kırık hayatların kitabı; Kırık Hayatlar. Halid Ziya’nın matemli kalemi okurken sizi de kitaptaki karekterlerin yaşadığı buhranlara sürüklüyor, o acıları, pişmanlıkları ve hatta ihanetleri sizler de yaşıyorsunuz… Ruhunuz acı çekiyor ve siz acı ile pişiyorsunuz. Halid Ziya okumak her zaman biraz güç ister, sabır ister bu kitapta bunlardan daha fazla istiyor. Çünkü Kırık Hayatlar’daki anlatım, Mai ile Siyah’daki ya da Aşk-ı Memnu’daki anlatımla benzer olsa da ondan daha zorlayıcı bir anlatım. Bu zorlama anlatımın kapalı olmasından da değil. Bilakis anlatım oldukça açık, ancak okuduğunuz olaylar, yaşamlar, hüzünler, ihanetler, kırık hayatlar bunları okumak insanı okurken zorlaştırıyor, hele ki okuduklarınızı epey yaşayan, hassas kalpli okurlardansanız…
Kitapta ana karakterimiz bir doktor olan başta oldukça mutlu bir aileye sahip Ömer Behiç ve devamında karısı Vedide, kızları Leyla ile Selma, Ömer Behiç’in ablası Meveddet Hanım, Ömer Behiç’in yakın arkadaşı Bekir Servet ve Ömer Behiç’in gizli aşk yaşadığı Neyyir…
.
.
Dikkat, spoiler içerir!
.
.
Kırık Hayatlar’da insanın hayatta her hatayı yapabilecek olması, en kınadığı, kendisini uzak gördüğü şeyleri bile yapmaya dair bir yakınlığının da bulunuyor olması anlatılıyor. Oysa insan kibir abidesiyle o hataları yapanlardan bahsederken “ah ne kötü, ah ne iğrenç” diyor, ama bilmiyor ki o da gelecek zamanda o hatayı daha da kötü bir şekilde yapacak… Üstelik canından çok sevdiği ‘kadın ninesi Leyla’sını’ kaybederek… Öyle ki Ömer Behiç bu kaybı ‘günahlarının ödediği kefareti’ olarak görüyor…
Ömer Behiç öyle bir şekilde işliyor ki bu günahları hayatı unutuyor, sevdiklerini unutuyor, onların nasıl oldukları ile ilgilenmeyi unutuyor, Vedide’sini unutuyor, çoğunlukla evde ateşler içinde hasta yatan