Nilay

Nilay
@nilayarucan
. |Unutmayalım; öğrenmeye, gelişmeye, okumaya, sevgiye duyulan açlık en güzel açlıktır. :) |Kitapların insanlara dost olduğu bir hayat geçirmeniz dileğiyle, sevgiyle, umutla, sağlıcakla! .
Public Relations and Promotion
Ankara
Ankara, 25 Eylül
71 kütüphaneci puanı
2596 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
|Kırık Hayatlar / Halid Ziya Uşaklıgil|
8/10
·392 syf.··
2023 15. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2023 19:49
Üzerinde uzun uzun düşündüğüm kitap, kırık hayatların kitabı; Kırık Hayatlar. Halid Ziya’nın matemli kalemi okurken sizi de kitaptaki karekterlerin yaşadığı buhranlara sürüklüyor, o acıları, pişmanlıkları ve hatta ihanetleri sizler de yaşıyorsunuz… Ruhunuz acı çekiyor ve siz acı ile pişiyorsunuz. Halid Ziya okumak her zaman biraz güç ister, sabır ister bu kitapta bunlardan daha fazla istiyor. Çünkü Kırık Hayatlar’daki anlatım, Mai ile Siyah’daki ya da Aşk-ı Memnu’daki anlatımla benzer olsa da ondan daha zorlayıcı bir anlatım. Bu zorlama anlatımın kapalı olmasından da değil. Bilakis anlatım oldukça açık, ancak okuduğunuz olaylar, yaşamlar, hüzünler, ihanetler, kırık hayatlar bunları okumak insanı okurken zorlaştırıyor, hele ki okuduklarınızı epey yaşayan, hassas kalpli okurlardansanız… Kitapta ana karakterimiz bir doktor olan başta oldukça mutlu bir aileye sahip Ömer Behiç ve devamında karısı Vedide, kızları Leyla ile Selma, Ömer Behiç’in ablası Meveddet Hanım, Ömer Behiç’in yakın arkadaşı Bekir Servet ve Ömer Behiç’in gizli aşk yaşadığı Neyyir… . . Dikkat, spoiler içerir! . . Kırık Hayatlar’da insanın hayatta her hatayı yapabilecek olması, en kınadığı, kendisini uzak gördüğü şeyleri bile yapmaya dair bir yakınlığının da bulunuyor olması anlatılıyor. Oysa insan kibir abidesiyle o hataları yapanlardan bahsederken “ah ne kötü, ah ne iğrenç” diyor, ama bilmiyor ki o da gelecek zamanda o hatayı daha da kötü bir şekilde yapacak… Üstelik canından çok sevdiği ‘kadın ninesi Leyla’sını’ kaybederek… Öyle ki Ömer Behiç bu kaybı ‘günahlarının ödediği kefareti’ olarak görüyor… Ömer Behiç öyle bir şekilde işliyor ki bu günahları hayatı unutuyor, sevdiklerini unutuyor, onların nasıl oldukları ile ilgilenmeyi unutuyor, Vedide’sini unutuyor, çoğunlukla evde ateşler içinde hasta yatan
1000Kitap
Kırık HayatlarHalid Ziya Uşaklıgil · Can Yayınları · 20202,547 okunma
Reklam
Çelik Boğaz / Mihail Bulgakov
8/10
·48 syf.··
2023 14. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2023 17:57
. 24 yaşında genç bir doktor, vicdan sahibi yapacağı her hareketten her yanlış hatadan korkarak yaşayan doktor… Hayatımızda tanık olduğumuz doktorları sadece dışarıdan yansıttıkları ile biliyoruz. Oysa onların nasıl bir iç mukayesesi içinde bulunduklarını, nasıl bildiklerini uygulama konusunda hastanın yakınlarını düşünerek paniğe kapıldıklarını, hastaya zarar verme korkularını bilmiyoruz… Kitapta köye yeni atanmış genç bir doktor anlatılıyor. Bu doktor kendisini aciliyeti bulunan hastalar karşısında yetersiz hissediyor ve tıp fakültesinde okuduğu onların da ona diploma verdikleri için içinde lanetler okuyor, çünkü bu genç doktor korkuyor. Hayatı boyunca acısını duyacağı, pişmanlığına sebep olabilicek bir yanlış yapmaktan inanılmaz korkuyor. Oysa korkuları gerçekleşmiyor da, ne kadar panik anında unuttukları olsa da alçakgönüllüğü sayesinde kendinden aşağı tabakalarda bulunan sağlık elemanından, deneyimli bir ebeden deneyimlerini dinliyor hatta onların anlattıklarının kendisine tıp kitaplarından daha fazla verim verdiğinden bahsediyor. Sürekli olarak okuyor, kendisini geliştirmeye odaklı bir şekilde her evde geçirdiği anlarda ciddi anlamda tıp kitaplarını, Döderlein’in kitaplarını okuyor. Günlük hayatta da bu şekilde insanların deneyimlerini dinleyerek daha çok şey öğreniyor… Genç doktorlar, doktorluk okuyan tıp öğrencileri okumaktan daha çok zevk alacak daha çok etkileneceklerdir. . Asıl meziyet tamamdır ben bilgiliyim demek değildir, daha çoğunu öğrenmeye odaklı olabilmektir..
1000Kitap
Çelik BoğazMihail Bulgakov · Can Yayınları · 2021492 okunma
Ana / Maksim Gorki
9/10
·504 syf.··
2023 13. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2023 01:40
. Maksim Gorki’nin distopik ruhu, Ana’da zamanın gerçekleriyle ilmek ilmek örülmüş… Ana’da birçok şey anlatılıyor, ilk dikkat çeken ana yüreği, emekçi-işçi sınıfının ezilmesi, işçilerin adeta fiziksel ve ruhsal anlamda sömürülmesi oluyor. Aslında kitap baştan sona bir distopya… . Ana Yüreği: Ana’yı okurken sürekli olarak ana gibi yani Pelage gibi bir bakış açısından baktığımı hissettim… Öyle bir koca gönüllülük ki, öyle bir vicdan ki ve kocaman bir yürek ki bu bir ana yüreği… Tüm mücadeleci gençlerin anası gibi onları seven Pelage gerçekten de tüm mücadeleci gençlerin adeta ihtiyaç duyduklarından belki kendilerinin bile farkında olmadıkları şefkati, merhameti ve sevgiyi onda buluyorlar. Öyle bir durum ki bu parti işleri çok resmî ve çok nesnel bir hava hakim, gençler neredeyse duygularını söküp atarcasına çalışıyorlar ki onlara birşey engel olamasın zaafiyet göstermesinler. Oysa ki işleri çok zor ve onların iyi duygulara ihtiyaçları var. Yine tüm bunlarla birlikte neredeyse tüm gençler ailesinde kendisi gibi düşünen insan bulamamaktan ziyade karşıt insanlar, işçi sınıfını ezen insanlar oldukları için gençler evlerini terk ediyorlar, yapayalnız yalnızca yoldaşlar ile bu yoldalar. Onlara güç verecek bahsettiğim sevgiyi, onları düşünecek onlar için endişelenecek merhameti- şefkati ise Ana’da buluyorlar. Öyle güzel, öyle hüzünlü ki birisinin canı acıyor sanki Ana’nın kendi çocuğuymuş gibi üzülüyor ana. Hatta buna örnek olarak yoldaşlardan ve Pavel’in yakın arkadaşı olan Andre’nin anne kavramı ile tanışmamış oluşundan onu kendi annesi yerine de seviyor, bu durumu kendisi Andre’yi Pavel’den daha çok seviyorum şeklinde ifade ediyor… Okurken siz de Pelage’yi yani Ana’yı kendi anneniz gibi seviyor sanki o da sizi seviyormuş gibi siz de ta kitaptan onun sevgisini şefkatini
1K
AnaMaksim Gorki · Bordo Siyah Yayınları · 201834,3bin okunma
|Uğultulu Tepeler / Emily Bronte|
10/10
·408 syf.··
2023 7. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2023 16:00
. Bronte Kardeşler’in muazzam bir incelikle ele aldıkları Victoria Dönemi, Uğultulu Tepeler’de de 1801 yılından başlayarak ve çoğunlukla geçmiş olaylar anlatılarak muazzam bir dille anlatılıyor… Anlatılan dil ise oldukça açık bir dil. Kitapta okuduğumuz geçmiş olayların anlatıcısı Mrs. Dean’ın mükemmel anlatımı ile okumak oldukça sürükleyici, merak uyandıran bir hal alıyor. Kitapta işlenen konular o kadar derin konular ki okurken kendi doğrularınızı, yanlışlarınızı düşünüyorsunuz. Bu konular başta intikam olmak üzere adalet, iyi-kötü çatışması, nefret ve onunla iç içe olan aşk… . Zaman zaman adalet ararken, ya da kendimiz adil olmaya çalışırken tarafımızca madur olduğumuzda karşı tarafın da aynı şekilde acı çekmesini isteyebiliyor ve bunun adalet olduğunu düşünebiliyoruz ancak bu adalet değil intikam almak oluyor. Ve adil olmaya çalışıyor olsanız da farkında olmadan intikam peşinde olsanız da bu oldukça kötü bir girişim oluyor ve sizin bu intikam ardında geçirdiğiniz zaman da, duygular da ve en önemlisi tüm iyi duygularınız da sizin tarafınızdan yok olmuş oluyor. İşte tüm bunlar kitaptaki Heathcliff karakteri ile onun yaşadığı haksızlıklar, ötelenmeler ve sonrasında onun intikam alma girişimi ile karşımıza çıkıyor. Heathcliff o kadar kötü bir karakter oluyor ki hiç acıması, vicdanı kalmıyor… Sizde tam bu noktada kendinize, adalet nedir diye soruyor ve ‘şüphesiz ki bu değildir’ diyerek kendi sorunuzu yanıtlıyorsunuz. . Kitapta oldukça karşıt üsluplar yer alıyor örneğin oldukça romantik bir ruha sahip olan Catherine, Edgar Linton ve kızı Catherine bir yandan da tüm bunların karşısında vahşiliği ve korkutucu kötülüğüyle Heathcliff ve onun yetiştirdiği Hareton Earnshaw… Heathcliff’i intikam almaya zorlayan, onu böylesine kötü yapan ve onu asla sevmeyen üvey ağabeyi Hindley
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,8bin okunma
1984 / George Orwell
10/10
·352 syf.··
2023 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2023 01:45
. Distopya denildiğinde kuşkusuz ilk akla gelen yazar, George Orwell. Orwell; okuduğumuz hayran kaldığımız fablı, Hayvan Çiftliği’nde ütopik ve distopik konuları bir arada işlemişti ancak 1984’de oldukça politik, oldukça eleştirmen ve oldukça distopik bir dil kullanmayı ve bu konuları işlemeyi tercih etmiştir. Tüm bu işlenen konular ne kadar karamsar, ne kadar olumsuz olsa da kitabı okumak çok keyifliydi; çünkü öncelikle eser çok, çok yaratıcı. Okurken ‘vay be’ dememek elde değil. Öyle bir yaratıcılık ki hiç var olmayan kavramlar ile bize kitaptaki dünya, muhteşem bir şekilde tasvir ediliyor. Orda yaşayan, düşünce karmaşasında bulunan, ördekleşmiş insanların yanında yabancılık çeken (kitapta ördek kısmı körü körüne inanan- sorgulamayan insanların konuşmalarında vak-vaklamak olarak geçiyor, onlar birer ördeğe benzetiliyor), aklını muhafaza etmeye çalışan bir anda siz oluyorsunuz… Kitabın karakterleri olan Winston, Parsons Ailesi, Julia, Bay Charrington, O’Brien ve diğerleri ile işlenen bu distopik romanda insanî konular da işleniyor. Bunlar vicdan, sevgi, doğru-yanlış çatışması, savaş psikolojisi, yaşama amacı… . . . Dikkat, Spoiler! . . . . Kitapta olağanüstü bir yaratıcılık ile olağanüstüsü bir ülkeden bahsediliyor; Okyanusya. Okyanusya, diğer iki devlet olan Doğu Asya ve Avrasya ile sürekli savaş halindedir ama bu durum biraz farklıdır ki bazen Doğru Asya ile savaştadır bazen ise Avrasya ile. Ama bu durum bu şekilde değişkenlik gösterdiğinde ansızın geçmiş silinir, zaten Okyanusya hep o devlet ile savaş halinde olur. İnsanlar ise bu durumu sorgulamaksızın kabul eder ve sanki ‘zaten böyleymişçesine’ davranırlar. İlginçlik sadece bununla da sınırlı değildir. Okyanusya da belli bakanlıklar vardır bunlar isimleri gibi pozitif ve masum değillerdir. Örneğin Sevgi
1000Kitap
1984George Orwell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021199,9bin okunma
Reklam