Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ana / Maksim Gorki
9/10
·504 syf.··
2023 13. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2023 01:40
. Maksim Gorki’nin distopik ruhu, Ana’da zamanın gerçekleriyle ilmek ilmek örülmüş… Ana’da birçok şey anlatılıyor, ilk dikkat çeken ana yüreği, emekçi-işçi sınıfının ezilmesi, işçilerin adeta fiziksel ve ruhsal anlamda sömürülmesi oluyor. Aslında kitap baştan sona bir distopya… . Ana Yüreği: Ana’yı okurken sürekli olarak ana gibi yani Pelage gibi bir bakış açısından baktığımı hissettim… Öyle bir koca gönüllülük ki, öyle bir vicdan ki ve kocaman bir yürek ki bu bir ana yüreği… Tüm mücadeleci gençlerin anası gibi onları seven Pelage gerçekten de tüm mücadeleci gençlerin adeta ihtiyaç duyduklarından belki kendilerinin bile farkında olmadıkları şefkati, merhameti ve sevgiyi onda buluyorlar. Öyle bir durum ki bu parti işleri çok resmî ve çok nesnel bir hava hakim, gençler neredeyse duygularını söküp atarcasına çalışıyorlar ki onlara birşey engel olamasın zaafiyet göstermesinler. Oysa ki işleri çok zor ve onların iyi duygulara ihtiyaçları var. Yine tüm bunlarla birlikte neredeyse tüm gençler ailesinde kendisi gibi düşünen insan bulamamaktan ziyade karşıt insanlar, işçi sınıfını ezen insanlar oldukları için gençler evlerini terk ediyorlar, yapayalnız yalnızca yoldaşlar ile bu yoldalar. Onlara güç verecek bahsettiğim sevgiyi, onları düşünecek onlar için endişelenecek merhameti- şefkati ise Ana’da buluyorlar. Öyle güzel, öyle hüzünlü ki birisinin canı acıyor sanki Ana’nın kendi çocuğuymuş gibi üzülüyor ana. Hatta buna örnek olarak yoldaşlardan ve Pavel’in yakın arkadaşı olan Andre’nin anne kavramı ile tanışmamış oluşundan onu kendi annesi yerine de seviyor, bu durumu kendisi Andre’yi Pavel’den daha çok seviyorum şeklinde ifade ediyor… Okurken siz de Pelage’yi yani Ana’yı kendi anneniz gibi seviyor sanki o da sizi seviyormuş gibi siz de ta kitaptan onun sevgisini şefkatini
1K
AnaMaksim Gorki · Bordo Siyah Yayınları · 201834,3bin okunma
8/10
·504 syf.··
2022 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2022 15:29
Ana, Maxim Gorki tarafından 1905 yılında Rusya’daki işçilerin haklarını daha geniş kitlelere duyurabilmek için yazılmış ve bunda da etkili olmuş bir roman. Okurken etkilendiğim ve hüzünlendiğim bir kitap oldu. Konusuna kısaca değinecek olursam; işçi eşinin ölmesiyle, kendini oğluna adıyor romanın ana karakteri Ana. Oğlu yani Pavel de babası gibi işçi. Pavel, hem çevresinin etkisiyle hem de okuduklarından dolayı zenginlerin işçilere ve köylülere haksızlık ettiğini düşünüp bu yolda çevresindekilerle bir topluluk oluşturuyor. Ana ise cahil, çok sıkıntılar görmüş, çok iyi niyetli bir kadın. Roman Rusya’da geçtiğini bilmesem, kitabın ilk kısmı için klasik Anadolu kadını diyebilirdim Ana için. Ana’nın çevresinde oluşan bu toplulukla olan ilişkisini anlatıyor kitap. Çok da güzel anlatıyor, hiç sıkmıyor, gayet akıcı bir roman. İnsan betimlemelerini beğendiğimi ayrıca söylemek istiyorum. Romanı genel olarak beğensem de biraz daha kısa olabilirdi diye düşünüyorum. Okurken aynı şeylerin tekrarını okuyormuşum gibi hissettiğim için bazen yorulduğum oldu. Yine de hem tarihi hem de edebi açıdan okunması gereken bir kitap, tavsiye ediyorum.
AnaMaksim Gorki · Bordo Siyah Yayınları · 201834,3bin okunma
Puan vermedi·504 syf.··
2025 14. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2025 12:22
Ekim devrimi öncesi , Rusya’da yaşanan işçilerin sefaletini , ve bu sefalete mücadeleye adanan bir evlat , ve bir ananın evladının haklı davasına verdiği destek . Harika bir roman
AnaMaksim Gorki · Bordo Siyah Yayınları · 201834,3bin okunma
8/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 23:40
AnaAna Maksim GorkiMaksim Gorki Ana, Sosyalist Gerçekçilik akımının öncü eserlerinden biri olarak, hem edebi hem de tarihsel açıdan önemli bir yere sahiptir. Roman, Çarlık Rusya’sındaki işçi sınıfının sefaletini ve devrimci bilincin uyanışını çarpıcı bir şekilde tasvir eder. Pelageya Nilovna’nın cahil ve korku dolu bir kadından devrimci bir figüre dönüşmesi, yalnızca sosyalist bir mesaj taşımakla kalmaz, aynı zamanda insan ruhunun dönüşümüne dair evrensel bir hikâye sunar. Bu, romanın en güçlü yönüdür; çünkü ideolojik tonuna rağmen, karakterlerin insanî derinliği okuyucuyu içine çeker.Gorki’nin sade ama etkili dili, fabrika yaşamının kasvetini ve işçilerin mücadelelerini gerçekçi bir şekilde yansıtır. Pelageya’nın iç monologları ve oğlu Pavel ile ilişkisi, duygusal bir bağ kurulmasını sağlar. Ancak romanın bazı zayıf yönleri de var: İdeolojik mesajların bazı bölümlerde (örneğin, Pavel’in mahkeme konuşması) fazla didaktik olması, sanatsal akışı zaman zaman sekteye uğratabilir. Ayrıca, burjuva sınıfına dair sınırlı tasvir, toplumsal karşıtlıkların daha dengeli bir şekilde işlenmesini engelleyebilir.Romanın tarihsel bağlamı, 1905 Rus Devrimi’nin ruhunu yansıtması açısından etkileyici. Gorki, işçilerin ve köylülerin potansiyelini yüceltirken, devrimin yalnızca entelektüellerle sınırlı olmadığını, sıradan insanların da bu mücadelede yer alabileceğini gösteriyor. Bu, özellikle dönemin koşullarında ilham verici bir mesaj. Ancak modern okuyucular için, romanın propaganda tonu bazı yerlerde demode görünebilir.Sanatsal açıdan, Ana bir başyapıt olmasa da, güçlü karakter gelişimi ve toplumsal gerçekçiliğiyle dikkat çeker. Evrensel temaları (anne-oğul ilişkisi, bireysel uyanış) ve tarihsel önemi, onu hâlâ okunmaya değer kılar. Türkiye gibi sosyalist hareketlerin güçlü olduğu coğrafyalarda,
AnaMaksim Gorki · Bordo Siyah Yayınları · 201834,3bin okunma
9/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2022 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2022 23:03
Fabrikalarda zor şartlarda çalışan işçilerin özgürlükçü mücadelesini anlatan Ana ,direnişi başlatan Pavel adındaki işçinin annesinin oğluyla birlikte yaptığı mücadele sade bir dille çok güzel anlatılmış.Şimdiden kitabı okuyacak herkese iyi okumalar dilerim.
Edebiyat
AnaMaksim Gorki · Bordo Siyah Yayınları · 201834,3bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2023 11. kitabı
Ana Maksim Gorgi'nin Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken, Benim Üniversitelerim eserlerinden sonra şimdi gelelim Ana'ya.. Pavel'in babası fabrikada ağır şartlar altında çalışan bir işçidir. Çok çalışır ama emeğinin karşılığını alamaz. Akşam işten eve dönüp geldiğinde patronlarına olan öfkesini karısından çıkarır durmadan, onu döver, hırpalar. Yanlız "Pavel'in babası mı?" bu durumda dersiniz. Tabii ki de hayır. Fabrikada çalışan işçilerin hemen hemen hepsi, akşam eve geldiklerinde içip içip karılarına şiddet uyguluyorlardır. Baba bir gün vefat eder. Artık tüm sorumluluk evin geçimi Pavel'in omuzlarına binmiştir. "Şimdi ne olacak?" dersiniz.. Bu kez babası ölünce, Ana'ya şiddeti Pavel mi uygulayacak? Gel zaman git zaman.. Pavel de babası gibi fabrikada çalışmaya başlar. Eve gelip tüm kazancını annesinin eline sayar. Annesine her gün nazik bir şekilde, hak ettiği gibi davranır. Ana şaşkındır. Benim oğlum, neden diğer gençler gibi değil? Neyse.. Pavel'deki bu değişimin kısa zamanda farkına varır. Oğlu gece geç saatlere kadar okuyor, bilinçleniyordur. Babasının ve çevresindeki işçilerin neden böyle proletaryanın kölesi durumunda izbe bir yaşam sürdüğünü anlıyor ve içerliyordur. Ana'sına der; Ana, babamın durumunu ben anlıyorum. İşten gelince onun neden öfkesini sana kustuğunu, yoğun iş yükü altında neden ezildiğini.. Evet evet hepsini biliyorum. Ana, babamın sana kustuğu öfke.. Hakkını alamadığı için.. Ana, yeni öğrendiklerini kanıksamaya çalışır. Peki şimdi ne olacak? Aklından sis perdesini kaldıran Pavel, "şimdi eli kolu bağlı mı duracak?" dersiniz. Hayır.. İşçi haklarının mücadelesi için kendisi gibi düşünen arkadaşlarını da yanına alarak haklarını kazanmak için büyük bir mücadeleye girişicektir. Bu hususta Pavel'e en büyük destek, oğlunu canı gibi seven Ana'dan
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 201834,3bin okunma
Aklı kanla söndüremezsiniz!!!
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2025 11:04
Ezilen, sömürülen, hakları çiğnenen işçilerin var olan düzene karşı çıkışını, ideolojin her ne olursa olsun zalimin değil mazlumun yanında, ezenin değil ezilenin yanında olup, hak, adalet, eşitlik ve özgürlüğün savunulmasını, en aydınınından en cahiline kadar bilinçlenip tek yürek olması gerektiğini dile getiren müthiş bir kitap. Pavel'in annesi Palegaya, kocası tarafından ezilmiş, dövülmüş ve hep boyun eğmek zorunda kalmış cahil bir kadındır. Kocasının ölümünden sonra da oğlu Pavel babası gibi davranmaya başlamıştır. Ama kısa bir süre sonra davranışları değişmiş. Kitaplara yönelmiş. Babasının ve babası gibi davranışlarda bulunanların ezilip sömürüldüğü için bu kadar sert, öfke dolu olduğunu anlamış ve daha iyi şartlara sahip olsalardı böyle davranmayacaklardı kanaatine varıp, varolan düzene başkaldırış hikâyelerini başlatmışlardır. Yasaklı kitaplar okuyorum ben anacığım. Bizlerin, işçi yaşamımızla ilgili gerçekleri yazdıkları için okumaları yasaklanan kitapları okuyorum. Herşeye boyun eğmeye alışmış olan Ana korkuyor oğluna zarar gelecek diye. Ama oğlu başımıza ne geliyorsa korktuğumuz için geliyor. Bizi yönetenler korkumuzdan yararlanıyorlar, bu daha çok korkutuyor bizi diyor. Ve Ana başlarda her ne kadar korkuyor olsa da sonrasında sadece Pavel'in annesi olmaktan çıkıyor diğer yoldaşların da anası, ablası, kardeşi oluyor. Oğlunu bu dava da yalnız bırakmıyor. Bir de şartlar değişince Ana oğlunun yerine geçip mücadelenin meşalesini devralıyor. Ana Palegaya her ne kadar cahil, herşeye boyun eğmiş biri olsa da verdiği mücadele, bir anne olarak oğlunun yanında yer alması ve cesareti takdire şayan. Pavele hakim soruyor: itiraf ediyor musunuz suçunuzu? Ve cevap veriyor; **Suçum neymiş ki, itiraf edeyim? Kimseyi öldürmedim, kimsenin bir
İnceleme
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 201834,3bin okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 15:01
Selamlar efenim! İnceleme biraz uzun olabilir ama anlatacaklarım önemli :) İşçi haklarını zaten biliyoruz, kitabı da anlatma sürpriz olsun ,başımızı şişirme derseniz . Buyurun, çıkışlar sağda :) Okumak isteyenler, girişler SOLDA efendim!!️️ Maksim Gorki'nin Ana (1906) adlı romanı, Rus edebiyatının ve sosyalist gerçekçiliğin önemli eserlerinden biridir. Kitap, devrim öncesi Rusya’daki işçi sınıfının yaşamını ve devrimci hareketin doğuşunu konu alır. Gorki, bu romanı Önce bir dergide bölüm bölüm yayımlanmış. Sonra yetkililer okumuş, kaşlar çatılmış, “bu ne anlatıyor böyle?” deyip yasaklamışlar. Çünkü bu romanın içinde sadece hikâye değil, fazlasıyla gerçek var. "Ana" - Kapitalizme karşı sessiz ama kararlı bir direniş (Ve anneler, aslında çok şey biliyor). Maksim Gorki’nin Ana adlı romanı, sadece devrimci bir anlatı değil; aynı zamanda kapitalizme ve sisteme karşı bir kadının yükselişi. Pelageya, her ne kadar ilk başta sıradan bir taşra annesi gibi görünse de, oğlunun devrimci faaliyetlerine tanık oldukça birdenbire sistemin çarklarını anlamaya başlar. Hani biz de hep “Annem anlamaz, işleri bilmez” deriz ya, işte Pelageya, “Anladım, o zaman ben de bu işin içinde varım!” diyerek devrime atılıyor. Yani anlayacağınız, bu romanda “Annene söyle devrim yapsın” düzeyindeyiz. Kapitalizmin günlük yaşamımıza hâkim olduğu şu dönemde, Pelageya’nın değişimi bir tür uyanış gibidir. Bir gün oğlunun gizli toplantılarından şüphelenirken, ertesi gün onu desteklemeye karar verir. Kapitalist düzenin baskılarına karşı verdiği savaş, aslında işçi sınıfının sistemin yükünü omuzlarında taşımasına ve buna karşı durmasına dair güçlü bir simgeye dönüşür. Ve evet, oğlunun devrimci mücadelesine katılmak, bir annenin de hayatını değiştirebilir. (Şimdilerde anneler oğullarına TikTok videolarını
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
"ANA!"
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2022 50. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2022 22:35
Kitabın incelemesini yapmadan önce ana olmanın ne demek olduğunu yazmak istedim. Beceremedim. Hiç bir sözcüğe sığdıramadım anneliği... Belli başlı kavramlarla sınırlanacak türden de değildi... En azından benim sözcük dağarcığımda anneliğin yerini tutacak bir söz yoktu. Yetersizdi hepsi. O yüzden de ben iyisi mi kitaptan ve kitapta ki anneden bahsedeyim sizlere. Kısa da olsa bir fabrika geçmişim olduğu için belki de bu kadar çok beğendim bu kitabı. Herkes bilir emek sömürüsünün en çok olduğu yerlerdir; fabrika, tekstil ve atölye türü yerler. Buralarda işçiler genelde karın tokluğuna çalıştırılır. Enerjilerini ve güçlerini de sonuna kadar sömürürler. Tüm bunlar müdürler ve şefler için geçerli değildir elbette onlar çok daha az çalışarak çok daha fazlasını kazanan kesimlerdir. Ve bir yerde böyle bir eşitsizlik söz konusuysa isyan kaçınılmazdır. Peki bu isyanın başlaması için neler gerekir? Elbette öncelikle kurbanlar gerekir, kendilerini tüm işçiler için kurban edecek kişiler; diğerlerinden daha zeki, daha çok okumuş, tüm gerçekleri görebilen, cesur kurbanlara ihtiyaç vardır. İşte burada Pavel, arkadaşları ve annesi taşın altına eline koyan kişiler oluyor. Pavel'in doğup büyüdüğü yerde insanlar fabrikada çalışarak geçimini sağlayan kişilerdir. Tabi buna geçim denilebilirse. İnsanlar fabrikada gün boyu çalışır, iş çıkışı alkol alırlar. Gençler birbirleriyle kavga ederler, büyükler oğullarını ve eşlerini döverler... Bunun tek bir sebebi vardır aslında. Fabrikada sabahtan akşama kadar yok pahasına ezilmek. Çalışanlar bu kinlerini, öfkelerini dışarıda ki kişilere kusuyorlar. En çok da en yakınındakilere. En kötüsü de bunun sebebini göremeyecek kadar kör olmaları. Fabrikada ezilmelerini de eşlerini ve çocuklarını dövmelerini de gayet normal ve olması gereken olarak
AnaMaksim Gorki · Oscar Yayınları · 201934,3bin okunma
7/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2021 28. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2021 15:00
"Yaşamın kaynağı sevgidir, kin değil." Kitabı okusanız da, okumayı düşünsenizde, hiç okumayacak olsanız da bu incelemeyi okumanızı tavsiye ederim çünkü kitabı okumak isteyenler için çok güzel bir ön hazırlık olacaktır. Sonrada paylaşıp daha fazla okura ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Herkese keyifli okumalar. Bizler kapitalist bir dünyada çırpınmaya çalışan sıradan insanlarız. Bu dünyada kapitalist adı altında bir sınıf çatışması var. Bu sınıfta; bir yanda asgari ücretle geçinmeye çalışan proletaryalar, diğer yanda proletaryaların kafasına vura vura parayla dans eden burjuvalar var. Bilmeyenler için açıklayayım: "Protelarya" işçi sınıfını temsil eden bir terimdir. "Burjuva" ise zengin işverenler grubunu temsil eder. Bu terimler ünlü filozof Karl Marx'dan çıkmıştır. Karl Marx, sanayi devriminde işverenler altında ezilen işçiler için "sosyalizm" adında bir akım meydana getirir. Yani, sosyalizm kapitalist sisteme karşı açılan bir savaştır. Buraya ayrı bir virgül açalım. Sosyalizm'in yanında bir de Komünizm var. İkisininde birbirinden farkı çok azdır ve ikiside sanayi devriminde işçilerin isyanı olarak ortaya çıkmıştır. Bunların detaylarına girmeye gerek duymuyorum, isteyen internetten araştırabilir. Sonuç olarak, Karl Marx aynı zamanda Komünist'tir de. Dolayısıyla 1848 senesinde arkadaşı Engels’le birlikte bir "Komünist Beyannamesi" yayınlar. Bu beyannamede bütün dünya işçileri birleşmeye çağırır ve birleşen işçilerden, kapitalist ekonomik düzene devrim yoluyla son verilmesi istenir. Kaçak yollarla yayınladığı bu beyanname, daha sonları "Komünist Manifesto" adıyla kitap haline gelir ve yıllandıkça önemli kitaplar arasında yerini alır. Yanisi dostlar, Karl Marx'ın Komünist Manifesto'sunu bu kitaptan önce veya sonra okursanız mevzuyu çok güzel pekiştirmiş olursunuz.
1000Kitap
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 202534,3bin okunma

Yazar Hakkında

Maksim GorkiYazar · 96 kitap
Aleksey Maksimoviç Peşkov, en çok bilinen adı ile Maksim Gorki, Sovyet Rus yazar, sosyalist gerçekçi yazımın öncüsü politik eylemcidir. 1892 yılında Tiflis'te, Kafkasya Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça'da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan Çelkaş adlı öyküsü ile ünlendi. Ardından Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız öyküsü yayınlandı. Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. Gorki'nin 1898 yılında yayınlanan ilk kitabı Hikâye Denemeleri (Очерки и рассказы) çok beğenilir ve yazarlık kariyerinin başlangıcı sayılır. İlk romanı Foma 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun felsefik tartışmalara girmesi romanlarının başarısını düşürür. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı Ana en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında St. Petersburg'da yaşar. Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır. Çarlık tarafından kontrol ve baskılara maruz kalmıştır. 1901'de Fırtına Kuşunun Türküsü isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti. Gorki birçok devrimci ile tanıştı. Lenin'le tanıştığı 1902 yılından itibaren aralarında yakın bir arkadaşlık oluşmuştur. 1902 yılında Rusya Edebiyat Akedemisi'ne seçilir. Ancak Çar II. Nikolas buna izin vermez. Anton Çehov ve Vladimir Korolenko bu tavrı protesto eder ve Akademiden ayrılır. Başarısız olan 1905 Rus Devrimi sırasında Peter ve Paul Kalesi'nde kısa bir süre daha hapis kalır. Gorki Güneşin Çocukları adlı oyununu yazar. Oğlunun Mayıs 1935'teki ani ölümünü takiben Gorki de, 1936 yılında Haziran ayında öldü. Her ikisinin de ölümü şüphe altındadır. Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Gorki'nin cenaze töreninde tabutu taşıyanlar arasında Stalin ve Molotov da yer alacaklardır. 1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki'nin NKVD başkanı Yagoda tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.