İçimdeki Müzik ile bu kadar geç tanıştığıma gerçekten üzgünüm. Çünkü uzun zamandır bir kitap beni hem duygusal olarak bu kadar etkileyip hem de bu kadar düşündürmemişti.
Kitap, serebral palsi nedeniyle konuşamayan ve bedenini kontrol etmekte zorlanan Melody’nin hikâyesini anlatıyor. Fakat hikâye ilerledikçe anlıyoruz ki Melody’nin asıl mücadelesi hastalığıyla değil, insanların onu anlayamamasıyla ilgili. Herkes onun hiçbir şeyi anlamadığını düşünürken, aslında olağanüstü bir hafızaya, güçlü bir zekâya ve anlatmak istediği kocaman bir dünyaya sahip olduğunu görüyoruz. Bu yönüyle kitap yalnızca bir çocuk hikâyesi değil; empati, önyargı, kapsayıcılık ve “sesini duyuramamak” üzerine çok güçlü bir anlatı sunuyor.
Kitabın dili ise en sevdiğim yanlarından biri oldu. Çok sade, akıcı ve içten bir anlatımı var. Yer yer çocukça bir samimiyet taşısa da duygusal derinliği oldukça güçlü. Özellikle Melody’nin iç sesi o kadar gerçek ve etkileyici yazılmış ki bazı bölümlerde insanın boğazı düğümleniyor. Yazar, okuru acındırmaya çalışmadan duyguyu geçirebiliyor; bence kitabın en büyük başarısı da burada.
Kitap bittiğinde geriye yalnızca Melody’nin hikâyesi kalmıyor. İnsan, günlük hayatta ne kadar hızlı yargıladığını, farklı olanı ne kadar kolay görmezden gelebildiğini de düşünmeye başlıyor. Bu yüzden İçimdeki Müzik’in yalnızca çocuklar için değil, yetişkinler için de mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,7bin okunma
Burada herkesin bir yeri vardı; daha doğrusu, bir yere yerleştirilmişti. İnsanlar tek bir işle, tek bir işleve, tek bir tanımla var oluyordu. Birden fazla şeye benzeyenler hu- zursuzluk yaratıyordu. Çünkü düzen sadeliği sever; sade olan yönetilebilirdi. Karmaşık olan ya eğitilir ya da dışarı atılırdı. Dışarının ne olduğu ise kimse tarafından tam ola- rak bilinmezdi. Bilinmeyen, her zaman tehlike sayılırdı.